Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
01 Eylül 2014, 01:18:53 ÖS
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
MUHARREM AYI VE AŞURE GÜNÜ  (Okunma Sayısı 10097 defa)
Grup: Yönetici
Sr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 306


        Sözlükte “Haram kılınan, yasaklanan, saygı duyulan manalarına muharrem; Savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Tevbe Suresinin 36. ayetinde şöyle buyurulur:    “Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır Yanı savaş yapılması haram aylardır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.” [Tevbe:9/36.  Daha öncelerden ayların yerleri değiştirilmişti.  Peygamber s.a.v. ayların kendi zaman dilimle¬rine döndüğü bir yılda Hicretin 10. yılında Mildi 632 ye denk gelen veda haccı esnasında, (zaten Resulullah haccın farz kılınışından sonra bir defa hac yapmıştır. Bu haccında ashabı ile vedalaştığı için de buna Veda haccı denmiştir.) Mina'daki hutbesinde, zamanın; Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü durumuna döndüğünü ifade edip muharremin haram aylardan biri oldu¬ğunu belirtmiş ve bu ayların Zilhicce zilkade, Muharrem ve Recep ayları olduğunu da bildirmiştir. (Buhârî, )
   Kur'ân-ı Kerîm'de muharrem kelimesi ay ismi olarak geçmemekle birlikte saldı¬rıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. Bakara Suresinin 191, 194ve 217. ayetlerinde:
   “Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir. (Bakara:2/191) Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir. (Bakara:2/194) Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvâdır. Ey akıl sahipleri! Benden (yani emirlerime muhalefetten) sakının. (Bakara:2/197)buyurulmaktadır. Maide suresinin97. ayetinde de : “ Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir. [Maide:5/97]
Tevbe 36. ayette de; “ Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir. (Tevbe.)97 36.)
    Ay¬rıca İbn Abbas'tan, Fecr sûresinde üzerine yemin edilen "fecr"den (89/1) maksadın muharrem ayı olduğu şeklinde bir yorum rivayet edil¬miştir. Aynı sûrede yine üzerine yemin edilen on gecenin (89/2) muharrem ayı¬nın ilk on gecesi kabul edildiği de rivayet edil¬miştir.     Müslim oruc bahsinde,  Nesâî de Kıyâmü'1-leyl bahsindeki rivayetlerine göre,
     Resûl-i Ekrem Ramazandan sonraki en faziletli orucun bu ayda tutulan oruç olduğunu ifade etmiştir.
     Muharrem ayının onuncu günü "âşû-râ" diye adlandırılır. Sâmî (Nuh peygamberin soyundan gelen sam ve sonrakilerin tabi oldukları )dinlerde özel bir yere sahip bulunan âşûrâ gününde Câhiliye Arapları da oruç tutardı. Hz. Pey¬gamber peygamberlik verilmeden önce ve Medine'ye hic¬retinden sonra bu günde birkaç defa oruç tutmuş, müslümanlara da tutmala¬rını emretmiştir.  Ancak, ramazan ayının orucunun farz kılınmasından sonra aşura orucunu isteğe bırak¬mıştır.  Buhârî’nin  Savm bölümünde aktardığına göre, Resûl-i Ekrem muharremin sade¬ce onunda değil dokuz ve on veya on ve onbirinci gün¬lerinde de oruç tutulmasını tavsiye etmiş¬tir. Hanefî mezhe¬bine göre muharremin sadece onuncu günü oruç tutulması yahudileri taklit et¬me anlamına gelebileceği için mekruhtur.
    İslâm'ın ilk yıllarında muhar¬rem ayında icra edilen kurban ibadeti da¬ha sonra neshedilerek (yani değiştirilerek) zilhicce ayında ya¬pılmaya başlanmıştır. Allah’ın bildirmesi ile Resulullah böyle yapmıştır.
     Hz. Hüseyin ile aile fertlerinin 10 Mu¬harem Hicri 61 yılında( Miladi 10 Ekim 680’de) Kerbelâ'da şehid edilmesi üzerine muharrem ayı baş¬ka bir anlam kazanmış, Şîa için bu tarih, Hz. Hüseyin'in intikamını alma ahdinin ta¬zelendiği bir matem günü olmuştur. Özel¬likle İran'da 10 Muharrem'de "taziye" adı verilen törenlerin düzenlenmesi, yas me¬rasimlerinde ağıtların söylenmesi ve mak-tel-i Hüseyin türü eserlerin okunması adet ve ge¬lenek halini almıştır. Muharrem ayındaki matem âyinlerinin en meşhuru âyîn-i sük-vârîdir. Şiîlik'te büyük önem taşıyan bu âyin; Büveyhîler döneminde resmî bir hüvi¬yet kazanmıştır. Muizzüddevle, 352 (963) yılında muharrem ayının ilk on gününü Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'daki şehâdeti için matem zamanı olarak ilân etmiştir. Şiîler'in bu günlerde toplu olarak ağlayıp yas tut¬ma, zincirlerle kendilerini dövme şeklin¬deki matem törenleri o günden bugüne kadar de¬vam etmiştir. Bu yapılanlar tamamen İslama ve Kurana aykırı yanlış adetlerdir. Uzaktan ve yakından dini hiç bir değeri ve hüviyeti yoktur. Yapılanlar sadece Şiiliği canlı tutmak için yapılan bir iştir.
   Anadolu'daki Alevî-Bektaşî geleneğin¬de muharrem ayının özel bir yeri var¬dır. Bazı peygamberlerin kurtuluş günleriyle dördüncü imam Zeynelâbidîn'in kur¬tuluşu için tutulacak oruçlar ve Kerbe¬lâ'da Hz. Hüseyin ile diğer şehidlerin ya¬sının tutulması amacıyla yapılacak faali¬yetler bir erkânla düzenlenmiştir. Onlara göre bu  ayın ilk on veya on iki günün oruç tutulması gerekir. Onlara göre bu günlerde tıraş olunmaması, çamaşır değiştirilmemesi ve yıkanılmaması, cinsel ilişkide bulunulmaması, eğlen¬ceden uzak durulması, ağıtlar, mersiyeler ve nefesler okunması gibi uygulamalar yay¬gındır. Bazı yerlerde su içilmemesi şeklin¬deki su orucu âdetine de rastlanmakta¬dır. Ayrıca Fuzûlî'nin Hadîkatü's-suadû adlı eserinin okunması yaygın bir gelenek¬tir (Noyan, s. 86-87; Tur, s. 184-196). Bu yapılanların (oruç tutma hariç)diğer adetlerin hiç birinin İslamla Kuran ve sünnetle hiçbir ilgisi ve alakası yoktur. Hatta işkencenin her türlüsü de haramdır. 
     Halbuki Allah Kuranda şöyle buyurur:
    “Şüphesiz biz ona yani insana,(doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” [İnsan:76/3]
  “Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık”[İnsan:76/4]
   “İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabından) içerler.” [İnsan:76/5]
   “(Bu,) Allah'ın mümin kullarının içtikçe içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.”  [İnsan:76/6]
     Hz. Ömer'in halifeliği devrinde, H.17 (M.638) yılında Resûl-i Ekrem'in Mekke'den Me¬dine'ye hicretinin resmî takvim başlangıcı olarak kabul edilmesiyle muharrem hicrî yılın ilk ayı olarak belirlenmiştir. Arap hü¬kümdarları yeni yılın ilk gününe saygı gös¬terir ve tebrikleri kabul etmek üzere tö¬renler düzenlerlerdi. Osmanlılar dönemin¬de de muharrem ayında devlet erkânı pa¬dişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahtan "muharremiyye" de¬nilen hediyeleri alırlardı, kendileri de maiyetlerindeki kişilere muharremiyye verirlerdi. Ayrıca şairler tarafından yeni yıla ait manzumeler yazılırdı. Muharrem ayında bilhassa tekke ve camilerde okunan Kerbelâ Vak'ası'na dair ilâhiler "muharremiy¬ye" olarak adlandırılmıştır. Muharremin onuncu gününde Hazret-i Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu olay Hazreti Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir. Ancak Hazreti Hüseyini anma adına günümüzde yapılan birbirlerini dövme veya zincirli işkencelerin hiç birisinin İslamla uzaktan yakından hiç bir ilgisi yoktur. İslamda hem kendisene hem başkasına yapılan işkencelerin tamamı, ne adına ve kim adına olursa olsun, İsterse Hz. Hüseyin r.a. adına da yapılsa hepsi haramdır ve günahdır.
      Cenâb-ı Hakkın peygamberlerine değişik ikram ve ihsanlarda bulunması o günlere tesadüf etmiş olabilir. Ve buhususta şu rivayetler anlatılır:
     1. Allah, Hz. Musa'yı (a.s.) Âşura Gününde Firavun ile ordusunun şerlerinden kurtulmuştur.
     2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
    Ibni Mâce, oruç bahsinde şöyle nakleder:
    Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
       Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da tavsiyev etti.    Aşûra günü, yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren değerli olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
    Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretmiştir. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Sahihi Buhari, oruç bahsi:
    O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu. Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
          Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuz ve onuncu veya on ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, güzel  olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
    Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Müslümanı, duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmemelidir. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek Kuran’a ve sünnete ve İslam itikat ve inancına aykırıdır. Bunlar tamamen sonradan icat edilen yanlış şeylerdir. Müslüman’ın görevi Allaha kul olmaktır. İnsanların yanlış uygulamalarına yanlış yönlendirmelerine ve yanlış sözlerine değil, Allahın gönderdiği kitaba yani kurana uymaktır. Bu konuyu birkaç ayeti kerime ile tamamlayalım.
    “ Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!”   [Nahl:16/127]
   “ Çünkü Allah, (kötülükten) sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.” [Nahl:16/127]
   “Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” [Enfal:8/30]
Muharrem ayı,  yılın ilk ayı ve  Resulullah’ın mekkeden medineye hicreti Hicri yılın başlangıcı olarak esas alınmıştır. Hicretin asıl sebebi ise, islamı daha güzel ve daha rahat yaşamak ve insanlara ulaştırmaktır. 
    “ Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek, güzel bir çok yer ve bolluk (huzur) bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” [Nisa:4/100]
   Allah Müminlerin vasıflarını [Meryem suresi 59. ayetinde şöyle anlatır.
     “ Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.” [Meryem:19/59]
     “Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.”[Meryem:19/59]   
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ (10)
    “Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?[Saf:61/10]
   تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (Saf:61/11]
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ (12)
    “Böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı size bağışlar, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. Büyük kurtuluş budur. (Saf:61/12]
وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ (13)
     Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver. (Saf:61/13].



-------------------------
   

Adem GeReDe ÇEVİK
Grup: Yönetici
Jr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 71

Tevbe24 Hud113 KurtuluşKuranda.net


selam sevgili kuran dostları kardeşlerim aşağıdaki inceleme yazısını okumanızı tavsiye ederim  konu. KANDİL GECELERİ VE BİN YILLIK YANILGI http://kuranislamicom.h867114.serverkompetenz.net/index.php/Tartismali-Konular/Tartismali-Konular/Kandil-Geceleri-ve-Bin-Yillik-Yanilgi.html#comment155


-------------------------

-------------------------
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 01 Eylül 2014, 01:18:53 ÖS
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor