Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
24 Ekim 2014, 06:51:53 ÖS
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
ALLAH'IN BİLMEDİĞİ BİR ŞEY VAR MI  (Okunma Sayısı 895 defa)
Jr. Member
**

Mesaj Sayısı: 68


ALLAH’IN  BİLMEDİĞİ BİR ŞEY VAR MI?

KURANDA LİNA’LEME KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

-Yüce Rabbimizin bilmediği bir şey var mı?
-Asla! O, gaybın de şehadetin de bilicisidir. Olmuşu da, olacağı da bilir, O’nun bilgisi haricinde hiçbir şey tasavvur olunamaz. Allah’a göre gayb diye bir şey mevzubahis bile olamaz. Gayb sözcüğü ancak bizler için bir mana ifade eder.

-Gayb nedir?
-Gayb, bazılarının sandığı gibi görünmeyenler demek değildir. Gayb, beş duyu organımızla algılayamadığımız şeyler demektir. Örneğin yanımızdaki amaya göre biz gayb değiliz, bizi görmüyorsa da sesimizi işitiyor, orda olduğumuzu biliyor. Keza birisinin süründüğü esansı göremeyiz ama onu burnumuzla algılar ne olduğunu anlarız.

Şehadet de gaybın tam karşıtıdır yani beş duyu organlarımızdan her hangi birisiyle algılayabildiklerimiz şahit olduğumuz şeylerdir.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

Hasan Basri Çantay Meali :
27.74 - Senin Rabbin, Onların sînelerinin saklamakda olduklarını da, açıklayageldiklerini de muhakkak biliyor.

وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا اِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فٖى ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ

H.B. Çantay 6/59-   Gaybın anahtarları Onun yanındadır. Kendinden başkası bunları bilmez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru (hiç bir şey) müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitabdadır.
Y.N. Öztürk  6/59-  Gaybın anahtarları O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Toprağın karanlıklarındaki bir dâne, yaş ve kuru her şey apaçık bir Kitap'ın içindedir.

وَهُوَ الَّذٖى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُ قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكٖيمُ الْخَبٖيرُ
[006.073] [DI] Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki «Ol» dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
وَاَسِرُّوا قَوْلَكُم اَوِ اجْهَرُوا بِه اِنَّهُ عَليمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ (13) اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطيفُ الْخَبيرُ
[067.013] [IK] Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; muhakkak ki O, göğüslerin özünü bilendir.
[067.014] [IK] Yaratan bilmez olur mu hiç? Ve O; Latif'tir, Habir'dir.

Yukarıdaki ayeti kerimelerde net görüldüğü gibi Yüce Rabbimiz gaybı da, şehadeti de bilmektedir. Kuru-yaş, büyük-küçük, olmuş ve olacak hiçbir şey yoktur ki O’nun bilgisi dahilinde olmasın. “O, olmuşları biliyor da henüz olmamışları ve ilerde olacak olanları bilmiyor demek” imanı yok edebilecek derecede büyük bir itikadi hatadır, bu düşüncede olanların hemen tevbe edip hatalarından rucu’u gerekir kanaatindeyim.
İnsanları bu hataya götüren de maalesef meallerdeki faili Allah olan ve sebebiyet bildiren “liya’leme ve lina’leme” kelimelerine verilen yanlış manadır.
A-L-M kökünden türemiş bir çok kelime vardır.  Örneğin “alime= bildi”, “ilmen= bilmek”.
Peki ayni kökten gelen “alem ve alamet” kelimelerine ne mana vereceğiz? Bunlara da bilmek manasını mı vereceğiz?
“Alamet ve alem” kelimeleri işaret, iz, belge, belirteç, flama gibi manalara gelir. Dolayısıyla bu kökten gelen fiillerin hepsi de bilmek manasına gelmez. Hele faili Allah olan ve sebebiyet bildiren cümlelerde “belli etmek, ortaya çıkarmak” manasına gelir.

Keza “Mümin” kelimesi ismi faildir ve “inanan” manasına gelir. Bu kelime ayni zamanda Yüce Rabbimizin de isimlerindendir. O zaman Allah için iman eden mi diyeceğiz?
-Hayır.
-O zaman “mumin” kelimesinin manası emin kılan, güven veren olur.

Ayni şekilde “âmene” kelimesi iman etti yani inandı manasına gelir.
-Peki aynı kelimenin faili Allah olunca yine iman etti mi diyeceğiz?
Örneğin:
“We et’amehum min cu’in we âmenehum min hawf”  ayeti kerimesinde haşa “Allah korkudan (dolay) onlara iman etti” mi diyeceğiz? Burada görüldüğü gibi ayni fiilin faili Allah olunca mana “Allah onları korkudan emin kıldı” şeklinde olur.

Dolayısıyla K.Kerimde faili Allah olan ne kadar “liya’leme ve lina’leme”
kelimeleri geçiyorsa meallerdeki hataları “belli etmek için” şeklinde düzeltmelidir. 


K. Kerimde içinde [lina’leme ve liya’leme]= [لِنَعْلَمَ ] [لِيَعْلَمَ ] ayetler:


وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهٖيدًا وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتٖى كُنْتَ عَلَيْهَا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ عَلٰى عَقِبَيْهِ وَاِنْ كَانَتْ لَكَبٖيرَةً اِلَّا عَلَى الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضٖيعَ اٖيمَانَكُمْ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُفٌ رَحٖيمٌ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
2.143 - ve işte böyle sizi doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki siz bütün insanlar üzerine adalet nümunesi, hak şahidleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahid olsun. Kıbleyi mukaddema durduğun Kâ'be yapışımız da sırf şunun içindir: Peygamberin izince gidecekleri; iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım, o elbette Allahın hidayet eylediği kimselerden maadasına mutlak ağır gelecekdi, Allah imanınızı zayi edecek değil, Her halde Allah insanlara re'fetli çok re'fetlidir, rahîmdir

Hasan Basri Çantay Meali :
2.143 - Böylece sizi (Ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır, insanlara karşı (hakıykatın) şâhidler (i) olasınız, bu peygamber de sizin üzerinize tam bir şahidi olsun diye. (Habîbim) senin haalâ üstünde durageldiğin (Kâ'beyi tekrar) kıble yapmamız; o peygambere (sana) uyanları (senin izince gidenleri) ayağının iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden (irtidâd edeceklerden ve münafıklardan) ayırd etmemiz içindir. Gerçi (Kıblenin bu suretle çevrilmesi) elbette büyük bîr (mesele) dir. Ancak bu, Allanın, doğru yola iletdiği kimseler hakkında (asla vârid) değil. Allah îmanınızı zaayi edecek değildir. Çünkü Allah insanları çok esirgeyendir, (onlara) rahmet (ve inayet) ini râyigân edendir.
DOĞRUSU: [“….Şu anda üzerinde bulunduğun yeri (ilkin sana) kıble yapmamızın sebebi ancak, Resule tabi olanla ökçesi üzerinden gerisin geriye dönecek olanları belli etmek içindi…”] 
 
ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ لِنَعْلَمَ اَيُّ الْحِزْبَيْنِ اَحْصٰى لِمَا لَبِثُوا اَمَدًا

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
18.12 - Sonra da onları ba'settik ki hep bilelim: iki hızbin hangisi bekledikleri gayeyi iyi hisab etmiş? [yanlış]

Hasan Basri Çantay Meali :
18.12 - Sonra da onları uyandırdık, iki zümreden hangisi bekledikleri gayeyi daha iyi (zabt ve) hesâb edicidir, ayırd edelim diye.

 [doğrusu:” .. belli edelim diye” şeklinde olmalı. ]


وَمَا كَانَ لَهُ عَلَيْهِمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يُؤْمِنُ بِالْاٰخِرَةِ مِمَّنْ هُوَ مِنْهَا فٖى شَكٍّ وَرَبُّكَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ حَفٖيظٌ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
34.21 - Halbuki onun onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu, lâkin biz Âhırete iymanı olanı belli edecek, ondan şekk içinde bulunandan ayırd eyliyecektik. Öyle ya rabbın her şeye karşı hafîzdir

Hasan Basri Çantay Meali :
34.21 - Halbuki onun bunlar üzerinde (önceden) hiçbir nüfuzu yokdu. Ancak biz âhirete îman eden kimse ile ondan şübhede bulunan kişiyi ayırd etmek için = [doğrusu: belli etmek için]  (buna meydan vermişdik). Senin Rabbin her şey'in üstünde gerçek bir nigehbandır.

[Açıklama: Zaten Allah biliyordu, fakat içlerinde sakladıklarını, itiraz edemeyecekleri bir şekilde kendilerine göstermek içindi bu imtihan.]]


_________________________________________________________


اِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ وَتِلْكَ الْاَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَاءَ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمٖينَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
3.140 - Eğer size bir yara dokundu ise heriflere de öyle bir yara dokundu; hem o günler, biz onları insanlar arasında evirir çeviririz, hem Allah iman edenleri bileceği ve sizden şehidler, şahidler tutacağı için; ki Allah zalimleri sevmez

Hasan Basri Çantay Meali :
3.140 - (140-141) Eğer size («Uhud» de) bir yara değmiş bulunuyorsa («Bedir»de) o kavme de o kadar yara değmişdir. O günler (öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gâh lehlerine, gâh aleyhlerine olmak üzere elden ele ve nöbetleşe nöbetleşe) döndürür dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini îman edenlere açıklaması, içinizden şehîdler edinmesi, mü'minleri tertemiz yapıb kâfirleri (murdar ölümle) helak etmesi içindir. Allah zâlimleri sevmez.

[Doğrusu: “(gerçekten) iman edenleri belli etmek…için]
 
وَمَا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِنٖينَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
3.166 - O iki cem'iyet çarpıştığı gün başınıza gelen de yine Allahın izniledir. Hem mü'minleri belli edeceği için, 

Hasan Basri Çantay Meali :
3.166 - İki ordu karşılaşdığı gün size gelen musıybet Allahın emriyle idi. (Bu, Allahın) mü'minleri ayırd etmesi.

[Doğrusu: (gerçek) muminleri belli etmek içindir]
 
وَلِيَعْلَمَ الَّذٖينَ نَافَقُوا وَقٖيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُوا قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْاٖيمَانِ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ فٖى قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
3.167 - hem münafıklık edenleri belli edeceği için ki bunlara gelin Allah yolunda muharebeye girin veya müdafaada olsun bulunun» denilmişti, «bir muharebe bilsek arkanızdan gelirdik» dediler, onlar o gün imandan ziyade küfre yakın idiler, ağızlarile kalblerinde olmıyanı söylüyorlardı, Allah daha iyi bilirken neyi gizleyorlardı

Hasan Basri Çantay Meali :
3.167 - Münafık olanları da açığa vurması içindi, Berikilere: «Gelin. Allah yolunda muhaarebe edin, yahud (hiç olmazsa düşmanın kendinize ve ailelerinize saldırmasını) önleyin» denildi, de: «Biz muharebe etmeyi bilseydik elbette arkanızdan gelirdik» dediler. Onlar o gün îmandan ziyâde küfre yakındılar. Ağızlarıyle kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Onlar ne gizlerlerse Allah çok iyi bilicidir.

[Doğrusu: Munafık olanları belli etmek için….]
 
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللّٰهُ بِشَیْءٍ مِنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُ اَيْدٖيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَخَافُهُ بِالْغَيْبِ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
5.94 - Ey o bütün iyman edenler! haberiniz olsun Allah gaybda kendisinden korkanları meydana çıkarmak için muhakkak ki sizleri av gibi bir şeyle imtihan edecek, bir av bolluğu ki isteseniz elleriniz de yetişebilecek, mızraklarınız da, kim bunun üzerine tecavüzde bulunursa işte ona elîm bir azab var

Hasan Basri Çantay Meali :
5.94 - Ey îman edenler, Allah, görmeksizin kendisinden korkanları ayırd etmek için av (nev'în) den ellerinizin, mızraklarınızın erişebileceği bir şeyle, andolsun ki, sizi imtihan edecekdir. Kim bundan sonra aşırı giderse ona pek acıklı bir azâb vardır.

 [Doğrusu: Allah gaybda kendisinden korkanları belli etmek için]

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذٖينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبٖينَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
29.3 - Şanım hakkı için biz onlardan evvelkileri ne fıtnelerle imtihan ettik, yine Allah, elbette sadakat edenleri bilecek ve elbette yalancıları bilecek

Hasan Basri Çantay Meali :
29.3 - Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan etmişizdir. Allah elbette saadık olanları da bilir, elbette yalancı olanları da bilir.

 [DOĞRUSU:Allah sadık olanları da yalancı olanları da elbette böylece belli edecekt…]
 
وَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْمُنَافِقٖينَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
29.11 - Ve elbette Allah iyman etmiş olanları her halde bilecek ve elbet münafıkları da behemehal bilecek.

Hasan Basri Çantay Meali :
29.11 - Allah îman edenleri de elbet bilir, münafıkları da elbet bilir.

لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمٖيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ وَاَنْزَلْنَا الْحَدٖيدَ فٖيهِ بَاْسٌ شَدٖيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِ اِنَّ اللّٰهَ قَوِىٌّ عَزٖيزٌ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali :
57.25 - Celâlim hakkı için biz Resullerimizi beyyinelerle gönderdik ve beraberlerinde kitab ve miyzân indirdik ki insanlar adaletle tutunsunlar, bir de demiri indirdik, onda hem çetin bir sertlik hem de insanlar için bir çok menfeatler vardır ve çünki Allah kendisine ve resullerine gıyabında yardım edenleri belli edecek, şübhe yok ki Allah kavîdir, azîzdir.

Hasan Basri Çantay Meali :
57.25 - Andolsun ki biz elçilerimizi açık açık bürhanlarla gönderdik ve insanların adaleti ayakda tutmaları için, beraberlerinde de kitabı ve mîzânı indirdik. Bir de kendisinde hem çetin bir sertlik, hem insanlar için menfaatler bulunan demiri indirdik. Çünkü (bununla) Allah, kendisine ve peygamberlerine gıyaben kimlerin yardım edeceğini belli edecekdir. Şübhesiz ki Allah, en büyük kuvvet saahibidir, yegâne gaalibdir.

[Doğrusu: “…..gaybde, kimlerin Allah(ın dinine) ve Resulüne yardım edeceğini belli etmek içindir”…]

NOT: Yüce Rabbimiz bu imtihanları, kimin ne yapacağını önceden bilmediği için yapmıyor. Örneğin bir matematik öğretmeni kimin sınıfı geçebilecek kadar bilgisi olduğunu, kimin de bilgisi olmadığını aşağı yukarı bilir. Ama bu öğretmen imtihan etmeden kendi kanaatine göre bir kısmını sınıftan geçirip de bir kısmını sınıfta bıraksaydı her ikisinden de itirazlar ayyuka çıkardı. Kimisi haksız yere öğretmen beni sınıfta bıraktı derken kimisi de hak ettiğim notu vermedi derdi. İşte Rabbimiz de kimseye itiraz etme bahanesini bırakmamak için bütün insanları çeşitli imtihanlara tabi tutmaktadır, durumlarını bilmediğinden dolayı değil. Rabbimiz hepimizi imtihanını yüz akıyla verenlerden eylesin.


-------------------------
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 474


ellerine saglik güzel kardesim cok güzel ve net yazmissin..
Alıntı
Rabbimiz hepimizi imtihanını yüz akıyla verenlerden eylesin.

Amin InsAllah kardesim..

Bakara 255:Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.


-------------------------

-------------------------
[A’raf Suresi] 3. Rabbinizden size indirilene Kur’an’a uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 218


 Amin sevgili kardeşim


-------------------------
   
Jr. Member
**

Mesaj Sayısı: 68


ellerine saglik güzel kardesim cok güzel ve net yazmissin..
Alıntı
Rabbimiz hepimizi imtihanını yüz akıyla verenlerden eylesin.

Amin InsAllah kardesim..

Bakara 255:Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Diridir, kayyumdur. O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O’nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.


Amin sevgili kardeşim


Teşekkür ederim sayın değerli kardeşlerim.
Selam ve saygılarımla.


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


ALLAH’IN  BİLMEDİĞİ BİR ŞEY VAR MI?

KURANDA LİNA’LEME KELİMESİNİN GEÇTİĞİ AYETLER

-Yüce Rabbimizin bilmediği bir şey var mı?
-Asla! O, gaybın de şehadetin de bilicisidir. Olmuşu da, olacağı da bilir, O’nun bilgisi haricinde hiçbir şey tasavvur olunamaz. Allah’a göre gayb diye bir şey mevzubahis bile olamaz. Gayb sözcüğü ancak bizler için bir mana ifade eder.

-Gayb nedir?
-Gayb, bazılarının sandığı gibi görünmeyenler demek değildir. Gayb, beş duyu organımızla algılayamadığımız şeyler demektir. Örneğin yanımızdaki amaya göre biz gayb değiliz, bizi görmüyorsa da sesimizi işitiyor, orda olduğumuzu biliyor. Keza birisinin süründüğü esansı göremeyiz ama onu burnumuzla algılar ne olduğunu anlarız.

Şehadet de gaybın tam karşıtıdır yani beş duyu organlarımızdan her hangi birisiyle algılayabildiklerimiz şahit olduğumuz şeylerdir.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

Hasan Basri Çantay Meali :
27.74 - Senin Rabbin, Onların sînelerinin saklamakda olduklarını da, açıklayageldiklerini de muhakkak biliyor.

وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا اِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فٖى ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ

H.B. Çantay 6/59-   Gaybın anahtarları Onun yanındadır. Kendinden başkası bunları bilmez. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru (hiç bir şey) müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitabdadır.

NOT: Yüce Rabbimiz bu imtihanları, kimin ne yapacağını önceden bilmediği için yapmıyor. Örneğin bir matematik öğretmeni kimin sınıfı geçebilecek kadar bilgisi olduğunu, kimin de bilgisi olmadığını aşağı yukarı bilir. Ama bu öğretmen imtihan etmeden kendi kanaatine göre bir kısmını sınıftan geçirip de bir kısmını sınıfta bıraksaydı her ikisinden de itirazlar ayyuka çıkardı. Kimisi haksız yere öğretmen beni sınıfta bıraktı derken kimisi de hak ettiğim notu vermedi derdi. İşte Rabbimiz de kimseye itiraz etme bahanesini bırakmamak için bütün insanları çeşitli imtihanlara tabi tutmaktadır, durumlarını bilmediğinden dolayı değil. Rabbimiz hepimizi imtihanını yüz akıyla verenlerden eylesin.


Selamun aleyküm,

Biraz rahatsızlığımdan ve biraz da başka yerlerde daha önemli gelişmeler olduğundan orada yer almak zorunda olduğumu düşünmem yüzünden burada açılan bu şekildeki konulara görüş bildirme imkanı bulamamamıştım.

Ancak, sevgili kardeşim susran'ın artık benim görüş bildirmeme gerek bırakmayacak şekilde konuyu gayet güzel örnekleyerek açıklamış olduğunu görüyorum.

Susran kardeşim, tebrik ve teşekkür eder, faydalı bilgilerini paylaşıma açmayı sürdürmeni dilerim.

Tüm kardeşlerime saygı ve selamlarımı sunarım...

aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 29 Aralık 2012, 04:19:52 ÖS Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 24 Ekim 2014, 06:51:53 ÖS
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor