Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
24 Kasım 2014, 09:54:10 ÖS
Duyurular:
Sayfa: [1] 2   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
İMANIN NE OLDUĞUNU DOĞRU BİLİYORMUYUZ?  (Okunma Sayısı 3550 defa)
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


Selamun aleyküm,

Sevgili kardeşlerim,

İmanı tanımlamadan önce, iman konusunda sık düşülen yanlışlara kısaca değinmekte fayda var.

İman denilince, yeteri bilince sahip olmayan Müslümanlar tarafından Allah’ın varlığı ve tekliği ile Muhammed peygamberin onun elçisi olduğunu bilmek, bunu da söylemek diye açıklanır.

Peki gerçekten bunlara inanılması imanmıdır?

Çoğu Müslüman kardeşimiz “kelime-i şahadet” getirince iman ettiğini zanneder. Halbuki, iman bundan çok farklı  bir şeydir ve sadece söylemekle, sadece buna inanıp başka şey yapmamakla olmaz.

İman, Allah’ın varlığına, onun tekliğine, yani; ondan başka ilah olmadığına, onun emirlerine hem kalben inanmak, kabul etmek ve hem de emirleri yerine getirmeye çalışmaktır.

Bu konuda Müslümanlar yine şeytanın çok küçük fakat ölümcül bir tuzağına düşmekte, şeytanın dine soktuğu; “amel imanın bir cüzi değildir” sözüne inanmaktadır.

Halbuki, bırakalım dindar bir kimsenin bu iddiadaki yanlışı hemen görmesi gerektiğini, dinle ilgili olmayan konularda ve henüz okul çağlarında olan bir çocuğa bile sorulsa, “inandığın şeyin yapılmadıkça öneminin olmayacağını bizlere anlatabildiğini görürüz.” O halde azıcık aklımız bile olsa, bu ilişkiyi kuramamak biz Müslümanların dini doğru yaşama konusuna çok da  önem vermediğimizi gösterir.

Peki din önemsizmidir, hele de iman dinin en önemli kurumu iken imanın ne olduğunu bilmemek bir din mensubuna yakışırmı?

Hangi konuda olursa olsun, inandığın bir şey, inanmanın ötesinde başka şeylerinde yapılmasını gerekli kılıyorsa, ona inandığın zaman gerekli gördüklerini yapman gerektiğine de inanman gerekir.  Aksi takdirde ya inanmış olmazsın, yada inanıp inanmamak arasındaki önemi kavrayamayan bir mantıkla yaklaşmış olursun.

Şimdi imanı kısaca ve genel olarak tanımlayacak olursak; iman, neye inanılıyorsa, inanılan şeyin gerekli kıldığı şeylerle birlikte bir bütün olarak inanmak ve eylem gerektiriyorsa eylemlerde bulunmaktır.

Özel olarak Allah'a imanı tanımlayacak olursak; İman, Allah'ın varlığına, tekliğine (başka ilah olmadığına), onun emirlerine inanmak ve gereken şeyleri yaşayarak ispatlamaktır.

Aksi halde, yani bunların hepsi olmazsa, ona iman etmek denmez, hatta biraz düşünürsek bütün halinde inanmak bile denmez.

Şimdi, sokağa çıksak ve iman nedir, yada “Allah’a iman ediyormusunuz?” diye soru sorsak, Müslümanların çok büyük bir kısmı, bu soruya, en fazla “evet, tabiki iman ediyorum, Allah vardır, o tekdir, ondan başka ilah yoktur” diye cevap verecektir.

Aynı kimseye; devamla “namazlarınızı zamanında kılıyormusunuz?” şeklinde ikinci bir soru sorsak; yine çoğu kimseden, “iş, güç, okul vb. şeylerden fırsat buldukça” diye cevaplar aldığımızı görürüz.

Peki şimdi, bu durumdaki bir kimse iman sahibi bir Müslüman olabiliyormu? Eğer Müslümanlığa yeni girmiş ve dini aşamaları henüz öğrenmeye başlayan bir kimse değilse, Müslüman bile olamıyor değilmi?

İşte, iman amel ilişkisi bu durumu yaratıyor. İman amelsiz, amel imansız olmaz. Bunun aksi durumlar, sadece bilinçsiz bir kabul yada ya da basit anlamda gerçekten inanmak bile olmaz.

Müslümanlar olarak, imanı bilmezsek, müslüman olamayacağımızı da bilmemiz gerekir. Müslüman olamazsak da dirlişten sonraki hayatımızın nerde olacağını bilmek zorundayız.


Bunu bilince, eğer zerre kadar aklımız varsa, oraya düşmemek için her şeyimizi feda etmemiz gerektiğini görmemiz lazımdır.

Eee, bunu da göremiyorsak; ya zeka özürlüyüzdür, bu durumda telaşa gerek yok, orasından zaten muafızdır, yada telaşa yine gerek yok, biz zaten oraya layığızdır.

SAYGILARIMLA
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2012, 09:59:50 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 273


İlim imandan önce gelir,

Bilinmeyen bir şeye iman değersiz bir taklittir. Zaten iman ilmi bir çaba ile doğru şekillenir, ama ilme rağmen iman edip etmemeyi seçme ilimden bağımsızdır.
Ben inanıyorum diyen önce Rabbini bilecek, O nun isimlerini bilecek, O nun Kitabını bilecek,...
Bunlarsız iman kıymet içermez. Boynumuza Allah yazılı kolye assakta, arabamıza yapıştırsakta, vitrine koysakta Allah ı bilmeden iman olmaz.

Amelin imandan bir cüz olup olmadığı ise tartışmalı bir konudur, iki tarafında kendini destekleyen görüşleri mevcuttur.



-------------------------

-------------------------
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
NECM - 39
Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


İlim imandan önce gelir,

Bilinmeyen bir şeye iman değersiz bir taklittir. Zaten iman ilmi bir çaba ile doğru şekillenir, ama ilme rağmen iman edip etmemeyi seçme ilimden bağımsızdır.
Ben inanıyorum diyen önce Rabbini bilecek, O nun isimlerini bilecek, O nun Kitabını bilecek,...
Bunlarsız iman kıymet içermez. Boynumuza Allah yazılı kolye assakta, arabamıza yapıştırsakta, vitrine koysakta Allah ı bilmeden iman olmaz.

Amelin imandan bir cüz olup olmadığı ise tartışmalı bir konudur, iki tarafında kendini destekleyen görüşleri mevcuttur.

selamlar,

Harika bir yazı yazmışsın kardeşim, kutlarım!

Ne ilimi, koskoca iman yazısından bunumu çıkarabildin?

İman edecek kimseye, imanın ne olduğu anlatılırken, özelde de Allah'a imanın ne olduğu anlatılırken, zaten Allah'ın ne olduğunu bilmesi, anlaması, teklemesi ve emirlerini yapması gerektiğinden, Allah'a bilinçsiz inanmanın iman olmadığını görmesi gerektiğinin anlatıldığını göremiyormusunuz?

1- Ben inanıyorum diyen önce Rabbini bilecek, O nun isimlerini bilecek, O nun Kitabını bilecek,...Bunlarsız iman kıymet içermez. demişsin.

Peki yukarıdaki yazıda bunları bilmeden iman olacağını anlatan kısımmı gördün? Daha en başta, iman tanımında, neye iman ediyorsa, sadece ona değil, onun gerekli kıldıklarına da inanıp yapmaktır dendiğinden başka şeymi anlıyorsun?

2-Bilinmeyen bir şeye iman değersiz bir taklittir. Zaten iman ilmi bir çaba ile doğru şekillenir, ama ilme rağmen iman edip etmemeyi seçme ilimden bağımsızdır.

Allah'a iman kısmında yazdıklarımdan bilinmeyen bir şeye iman edildiği anlamınımı çıkarabiliyorsun?

3- Amelin imandan bir cüz olup olmadığı ise tartışmalı bir konudur, iki tarafında kendini destekleyen görüşleri mevcuttur.

sevgili kardeşim,

Tartışmalı konudur yazıp bırakacağına, bunu tartsan da sana hangisi doğru geliyorsa, hangisi ağır geliyorsa onu buraya yazsan olmazmı?

Aksi görüşte olanlar da neden imanın  amelsiz olması gerektiğini yazsınlar.

selam
aorskaya



-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


AMEL İMANDAN BİR CÜZ DEĞİLMİDİR SORUSUNA BİR YERDE AŞAĞIDAKİ KARDEŞİN ALINTILARLA YAZISI NASIL KAFA KARIŞIKLIĞI YAŞADIĞINI GÖSTERMEKTEDİR.

1- İmana dayanmayan bir amelin, kime faydası olabilirki? Şimdi müşrikler namaz kılsa, kime faydası olabilirki?

2- İmanı bilmeyen birinin ona ilişkin ameli bilmesi nasıl beklenebilirki? Ona ilişkin ameli yapan birisi imanı gereği yapmıyorsa, ona ne kazandırabilirki? Şimdi biri iman etmeden her gün namaz kılsa, fakirlere yardım etse ne fayda görebilir.

Bunun neresi savunulabilir.

Ama aşağıdaki örnek kardeşimiz gibi bunu savunanlar var...

1- evet.değildir.biz islam tarihindende biliyoruz ki amel imanın bir parçası değildir.çünkü böyle olsa bizzat Allah resulü sav ve ashabı (haşa ve kella)kafir olmuş olurlardı.çünkü peygamber efendimizde s.a.s hayatlarında bir kere namazı kaçırmıştır.

2- Amel imândan ayrica bir istir.
 Meselâ, fakîrin zekâti yoktur denilir de îmâni yoktur, denilmez. Ayni sekilde (fakîrin zekâta îmâni yoktur) da denilmez.
Islâm dini yalniz bir imân mes'elesi degildir.
 Îmân ve amellerin toplamidir.

3- Amelin vâcib olduguna îmân ile o ameli yapmak bile birbirinden farklidir. Müslüman amel ettigi için mü'min degil de, îmân ettigi için amel edecektir.
 
4- Müslümanin îmâni, âlemi zarara ugratan, ifsât eden tasavvurlar veya ihsâsat-i seytaniye degildir ki kalp ve vicdanda hapse mahkûm olsun.
Müslüman, ancak zorlayici bir zarûret karsisinda îmânini sadece bir emr-i vicdanî olarak saklayip hapsetmeye mezun olabilir.
 O da, düsmanin kati bir zorlamasina maruz kaldigi zamandir.
 O zaman da kendini fedâ ederek imânini hapisten kurtarmasi imânini hapsederek kendini kurtarmasina tercih edilir.
 Fakat ikisi arasinda tercih de yapabilir.
 Imân yetmis küsur subedir.
 
Bunun en asagisi, yoldaki ezâ veren seyleri kaldirmaktir. gibi bazi hadîs-i serîflerde bu füru ve subelere dâhî îmân itlâk edilmis gibi görünürse de bu kemâl-i imân mânâsinadir.
Hatta îmânin subesi denilmesi, asl-i îmân olmadigini gösterir. Bu subelere ve fürûat; ziddi küfür olan asl-i îmân degil, ziddi fasiklik olan kemâl-i îmândir ve bunun için bu âyette de iman ederler, namazi ikâme ederler ve infâk ederler. ibâreleri îmandan ayrica
zikrolunmustur.


Selamlar,
Anlaşılamayan bir yazı yazın denilse herhalde ancak bu kadar becerilebilirdi.

Zaten, bilgisine yada savunduğu hususa güvenin olsa onu adam gibi anlaşılır bir şekilde savunursunuz. Ama, çürük bir şeyi savunuyorsanız, onu anlaşılır cümlelerle değil, anlaşılamaz cümlelerle, başka konularında katıldığı cümlelerle savunmaya çalışırsınız.

İnandığın şey sana bir başka şeyin yapılmasını emrediyorsa, onun emrini yapmadıkça sen nasıl ona inandığını söyleyebilirsin?  Yapmadığına göre ya “iman ediyorum” diye yalan söylüyorsun,  yada gerçekten inanıp inanmayacak kadar önemsemiyorsun demektir.

Şimdi yazdıklarına bakalım;

1-   Peygamberimizin uyuya kalarak namazını kaçırması onun elinde olmadan olan bir şeydir. Bu nedenle amel edememiş olması, onun imandan bağımsız olarak amel etmemiş olması demek değildir.

Örneği bile anlamamışsınız. Bir şeyi yapmamak (bilinçli terk) ayrı, ama onu yapamamak (imkansızlıklar yüzünden yapamaması) tamamen ayrı şeylerdir.

2-   Meselâ, fakîrin zekâti yoktur denilir de îmâni yoktur, denilmez. Ayni sekilde (fakîrin zekâta îmâni yoktur) da denilmez.  Demişsin.

Bu sözle neyi anlatmak istedin. Kişilerin durumlarının imanla ne ilgisi var. İman konusu kişilerden bağımsız olarak belli değilmidir?

Bazılarının durumu uyar, bazılarının durumu ise uymaz. Ama, iman tanımı aynıdır.

3-   islâm dini yalniz bir imân mes'elesi degildir.  Îmân ve amellerin toplamidir.

"İman amelsiz, amel de imansız" değersizdir. Bu nedenle islam bu bilinçle yaşanmalıdır.

4-   Amelin vâcib olduguna îmân ile o ameli yapmak bile birbirinden farklidir. Müslüman amel ettigi için mü'min degil de, îmân ettigi için amel edecektir. Demişsin.

Nasıl bir anlatımdır, hayret bir şey!

Amel vacip öylemi? İman ettiğin konuda bir şey yapman gerekiyorsa, onu yapman farz değilde vacip öylemi? Siz, nasıl Müslümansınız böyle yahu?

Allah’a iman edeceksin ama emirlerini yapmanın vacip olduğunu söyleyeceksin öylemi? Git kardeşim ya… Aklına başına al ondan sonra gel… Allah’ın bütün emirleri farzdır, FARZ.

5-   Şu hapis mapis diye devam eden kısımda iyice ne anlatmak istediğini beceremeyen durumda tavan yapmışsın. O yüzden oraya değinmeyeceğim.

Selamlar
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1353

وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَMÜLK ALLAH'INDIR!


iman Allah'a meleklerine,kitaplarına,peygamberlerine,kadere,hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmaktır.bizim amentümüz budur!


-------------------------

-------------------------
اشهد ان لا اله إلا الله واشهد ان محمد رسول الله
 Şüphesiz sözlerin en hayırlısı Allah'ın kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed'in yoludur.
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


iman Allah'a meleklerine,kitaplarına,peygamberlerine,kadere,hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmaktır.bizim amentümüz budur!


selam,

Yukarıda yazılarına yaptığım eleştirilere bu cevabımı veriyorsun, başka cevaın yokmu?

İmanın tanımını yaptık zaten, nelere iman edileceğini, nasıl iman edileceğini anlatmadıkki!

Müslümanın başka amentüsümü olabilirmi de bizim amentümüz budur diyorsun...

Bir şeyler yazıyorsan, onun arkasında durabilmeli, onu savunabilmelisin. Ama doğru çıkarsın, ama yanlış çıkarsın. Ancak, yazdığın konularda kaçmadan yazabilmelisin...

aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2012, 04:12:10 ÖS Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1353

وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَMÜLK ALLAH'INDIR!


Alıntı
Bu nedenle amel edememiş olması, onun imandan bağımsız olarak amel etmemiş olması demek değildir.

Örneği bile anlamamışsınız. Bir şeyi yapmamak (bilinçli terk) ayrı, ama onu yapamamak (imkansızlıklar yüzünden yapamaması) tamamen ayrı şeylerdir.
sen çok iyi anlamışsın.işte insan beşer ve şaşardır.Peygamber sav.uyuya kalıp namazını tehir ediyorsa demek iman la amel ayrı şeylerdir.
gerisini boşver.hep aynı mevzuların üzerinde dönüp durmanın alemi yok.


-------------------------

-------------------------
اشهد ان لا اله إلا الله واشهد ان محمد رسول الله
 Şüphesiz sözlerin en hayırlısı Allah'ın kitabı, yolların en hayırlısı da Muhammed'in yoludur.
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


Alıntı
Bu nedenle amel edememiş olması, onun imandan bağımsız olarak amel etmemiş olması demek değildir.

Örneği bile anlamamışsınız. Bir şeyi yapmamak (bilinçli terk) ayrı, ama onu yapamamak (imkansızlıklar yüzünden yapamaması) tamamen ayrı şeylerdir.
sen çok iyi anlamışsın.işte insan beşer ve şaşardır.Peygamber sav.uyuya kalıp namazını tehir ediyorsa demek iman la amel ayrı şeylerdir.
gerisini boşver.hep aynı mevzuların üzerinde dönüp durmanın alemi yok.

selam,

Konuyu nereye getirdin şimdi kardeşim.

İman ile amel tabiki ayrı şeylerdir. Daha anlaşılır olması için; "iman teoridir, amel ise pratiktir" denilebilir.

Siz yoksa, "amel imanın cüzi değildir" derken bunumu anlatamaya çalışıyordunuz?

Ancak, yine bir hususu açıklayayım. İman ile amel yuklarıda açıkladığımız gibi ayrı şeylerdir. Ancak; imansız amel ile amelsiz iman bir fayda vermez. Bunlar ayrı şeyler olsada birbiri için gereklidir. Biri olmazsa, diğeri de olmaz. Yani biri kabul edilmezse, diğeri de kabul edilmez.

Bu nedenle, ameller niyetlere göre olmalıdır. Yoksa, iman edilmeden yapılan ameller bir anlam taşımaz.

selamlar
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 273


sayın tartışmayı bir anlamdada eleştirel yaklaşımı çok fazla seven kardeşim aorskaya

amelin imandan bir cüz olup olmadığı hakkındaki düşüncemi sormuşssun,

amel imandan bir cüz değildir,ikisi farklı şeylerdir. Kişilerin işlediği büyük günahlar (çok kötü ameller) onları imansız yapmaz büyük günahkar yapar. Herkesin az veya çok eksiği ve günahı mevcuttur, bunlar o kimseleri imansız yapmaz ama imanlarında zayıflamaya yol açar eğer tevbe etmezlerse. Bugün namazlarını kılmayana veya kaçırana, oruç tutmayana, alkol alana, görünen günahları çok olana sen imansızsın demek ancak harici zihniyetin işidir.
Amel imandan bir cüzdür demek ameli olmayanı kafir saymak gibi bir sonucu doğurabilir oysaki bir kişinin görünen amelleri kötü olabileceği gibi birçok görünmeyen salih ameli olabilir, dolayısıyla kimsenin kimseyi imansız ilan etmeye hakkı yoktur.  Zaten Abdülaziz Hocamızda bunu daha güzel şekilde ayetle açıklıyor. Sende bir incele eğer istersen.

Birde ben o yazında senin ne yazdığını görüyorum, ilimin imandan önce geldiğini söylemem bir ektir, yazını okuyupta ilimin imandan önce geldiğini yazından anlayacakta var anlayamayacakta,

Selam ve Duayla


-------------------------

-------------------------
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
NECM - 39
Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


sayın tartışmayı bir anlamdada eleştirel yaklaşımı çok fazla seven kardeşim aorskaya

amelin imandan bir cüz olup olmadığı hakkındaki düşüncemi sormuşssun,

1-amel imandan bir cüz değildir,ikisi farklı şeylerdir.

2- Kişilerin işlediği büyük günahlar (çok kötü ameller) onları imansız yapmaz büyük günahkar yapar.

3- Herkesin az veya çok eksiği ve günahı mevcuttur, bunlar o kimseleri imansız yapmaz ama imanlarında zayıflamaya yol açar eğer tevbe etmezlerse. Bugün namazlarını kılmayana veya kaçırana, oruç tutmayana, alkol alana, görünen günahları çok olana sen imansızsın demek ancak harici zihniyetin işidir.

4- Amel imandan bir cüzdür demek ameli olmayanı kafir saymak gibi bir sonucu doğurabilir oysaki bir kişinin görünen amelleri kötü olabileceği gibi birçok görünmeyen salih ameli olabilir, dolayısıyla kimsenin kimseyi imansız ilan etmeye hakkı yoktur.  
Selam ve Duayla


Aleykümselam, sevgili kardeşim.

Öncelikle, yazının başlangıcındaki eleştirel yaklaşımda bulunma iddianı kabul ettiğimi belirtmeliyim.

Ben çocukluğumuzdan başlayarak, bizlere hep bir şeyler anlatılmasını ve kabul edilerek yaşanmasının terk edilmesinin zamanı geldiğini düşünen biriyim.

Artık her söz üzerinde tam olarak düşünülmesini, düşünülerek konuşulmasını, özellikle toplumumuzda insanların ilişkilerinde, sohbetlerinde kullandıkları cümlelerin, kelimelerin nasıl anlanmadan kabul edildiğinin sakıncalarını gördükten sonra bunu gerekli buldum.

Ancak; iddianızda kullandığınız; "tartışmayı sevmek yerine, gerekli görmekte olduğum" şeklinde düzeltmeyle şimdi konuya cevabımı yazayım.

İnsanlar aynı şeyleri düşünmeseler de, herkes düşüncesini yazma becerisini gösterebilmeli ve yanlış olursa düzeltebilmeli diye düşündüğümden, yazıların kendi ürünleri olmasına özel önem veriyorum.

Bu nedenle öncelikle, düşüncenizi açıkladığınız için teşekkür ederim.

Yazınızı okuduğumda, “iman” etmenin ne olduğunu, iman kelimesinin tanımını atlayarak konuları açıklamaya çalıştığınızı görüyorum.

Halbuki, iman doğru bilinmeden, amel değerlendirilemez. Çünkü, dinde amel,  imandan sonra ortaya çıkan bir olgu olmaktadır. Yani önce iman edilmesi, sonra da amel (eyleme dökülmesi) edilmesi gerekmektedir.

Çoğu Müslüman kardeşimiz “kelime-i şahadet” getirince iman ettiğini zanneder.


Halbuki, iman bundan çok farklı  bir şeydir ve sadece söylemekle, sadece buna inanıp başka şey yapmamakla olmaz.

İman, Allah’ın varlığına, onun tekliğine, yani; ondan başka ilah olmadığına, tır.

Şimdi imanı kısaca ve genel olarak tanımlayacak olursak; iman, neye inanılıyorsa, inanılan şeyin gerekli kıldığı şeylerle birlikte bir bütün olarak inanmak ve eylem gerektiriyorsa eylemlerde bulunmaktır.

Özel olarak Allah'a imanı tanımlayacak olursak; İman, Allah'ın varlığına, tekliğine (başka ilah olmadığına), onun emirlerine; hem kalben inanmak, kabul etmek ve hem de emirleri yerine getirmeye çalışmak yani; gereken şeyleri yaşayarak ispatlamaktır.


Şimdi konunun daha iyi anlaşılabilmesi için yazınızı maddeler halinde ele alarak gitmenin yararlı olacağını düşünüyorum.

1- amel imandan bir cüz değildir, ikisi farklı şeylerdir.
Evet, iman ile amel farklı şeylerdir. Ama, yukarıdaki tanıma bakarsak; amel, imanın olmazsa olmazıdır.

Şimdi, Allah’a iman ediyorum, ama dediklerini yapmayacağım, amel etmeyeceğim derseniz, gerçekten Allah’a iman etmiş olabilirmisiniz? Dediklerini yapmayan birisini rabbimiz kendine iman eden kabul edermi?

2- Kişilerin işlediği büyük günahlar (çok kötü ameller) onları imansız yapmaz büyük günahkar yapar.

Tabi ki günahlar kişileri imansız yapmaz. Ama, siz burada konuyu tersten açıklamaya çalışmakla hataya düşüyorsunuz.

Büyük günahlar, bunları  işleyenleri imansız yapmazsa da, büyük günahları işleyen birinin, zaten ya imansız olacağını, yada imanı bilmediğini görmemizi de engellemez.  
Yani, büyük günahları; gerçekten iman eden birisi işleyebilirmi? Bu yönden neden konuya bakmıyorsunuz? İman sahibi büyük günahları işleyemez değilmi?

O halde iman sahibinin ameli de büyük günah işlememek olmaktadır değilmi?

3- Herkesin az veya çok eksiği ve günahı mevcuttur, bunlar o kimseleri imansız yapmaz ama imanlarında zayıflamaya yol açar eğer tevbe etmezlerse. Bugün namazlarını kılmayana veya kaçırana, oruç tutmayana, alkol alana, görünen günahları çok olana sen imansızsın demek ancak harici zihniyetin işidir.

Bunlar doğru, ama aynı zamanda bunlar etken değil, edilgenlerdir. Yani, bunlar günahkarı yada imansızı belirlemez. Ama, imansız yada günahkar bunların ortaya çıkmasına neden olurlar.

İşte tamda bu nedenle, günahlar kişiyi imandan etmez. Kişi imanı zayıf yada olmadığından günahı işler.

Örneğin; Şeytana uyan Adem peygamberimiz, işlediği suç için, şeytanı bahane etmeyip, kendisini suçlamış ve bu nedenle af dilemiştir. Ama, şeytan ise insanı suçlayıp, af dilememiştir.

4- Amel imandan bir cüzdür demek ameli olmayanı kafir saymak gibi bir sonucu doğurabilir oysaki bir kişinin görünen amelleri kötü olabileceği gibi birçok görünmeyen salih ameli olabilir, dolayısıyla kimsenin kimseyi imansız ilan etmeye hakkı yoktur.

Yukarıdaki iman tanımından sonra; bir kişi iman ettiğini; eylemlere dökemiyorsa, pratik edemiyorsa, iman da etmemiş oluyordu. Çünkü, iman pratize etmekle tamam hale geliyordu. Yoksa, namaza inanan bir kimse namaz kılmaz ise (kılamaz demiyorum) namaza inanmışmı olur?

Rabbimize iman ettiğini söyleyen biri, namaz kıl emrini yapmıyorsa, amele dökmüyorsa, rabbimize iman etmişmi olur? İman, kuru kuruya inanmak olsaydı, şeytanda rabbimize iman ediyor olurdu.

Şeytan rabbimize inanıyor, kabul ediyor ama ona karşı geldiği için kovuluyordu değilmi? Dolayısıyla şeytan rabbimize inanmak ve onu kabul etmekle birlikte, emirlerini yapmadığı için yani inandığına amel etmediği imansız duruma düşüyor.

Şimdi kısaca konuyu toparlayacak olursak;

Amel imanın bir cüzidir derken, aslında “amel imanın bir cüzi olmalıdır” şeklinde kabul anlatımı vardır.

Çünkü; bir kafir, bir müşrik de aynen bizim kıldığımız gibi bir namazı kılabilir. Bu durumda bu kişi namaz kıldı, namaz amelini yerine getirdi diye, buna mümin, yani imanlı kimse denebilirmi? Tabiki hayır.

Ancak, bir kere daha görüyoruz ki, İman amele dönüşmedikçe olumlu bir sonuç yaratamamakta, yine amel imana dayanmadıkça olumlu bir sonuç doğurmamaktadır.

Bu sebeple, ameller imanın parçası (cüzi) olmalıdır. İmansız amel, dinden olmadığı gibi, amelsiz imanda iman olmaz.

Amel imanı, iman da ameli zorunlu kılar. Bunlar birbirini gerekli kılmıyorsa, ortada bir yanlış vardır.

Saygılarımla
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 11 Temmuz 2012, 10:17:05 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


[Eğer, müslümanım demekle birlikte, örneğin ibadetleri özürlü olmadığı halde yapmıyorsa, onu müslüman kabul etmem. Çünkü, müslüman islama teslim olan demektir. teslim olanda islamda (zamanımızda kuran) olan her şeyi istendiği gibi yapmak demektir. Bu nedenle, kuranda olanlara uygun davranılmaması onun müslüman olmadığını gösterir.

kardeş bu cümlen dışında bende senin yazdıklarına tamamen katılıyorum. ama yukardaki yazına katılmama imkan yok. islamda ibadet Allahla kul arasındadır. bir müslüman başka bir müslüman kardeşini çok ibadet yapıyor diye çok sevmez veya az ibadet yapıyor diye az sevmez. bu gerçek islamın temelinde her zaman olması gereken bir ilkedir. siz bu ilkeyi çiğnerseniz bu sefer tüm ibadetler riya bataklığından kurtulamaz.

şahsen benim karşımdaki biri , Allah birdir ondan başka ilah yoktur hz. muhammed onun kulu ve elçisidir. kuranı kerim Allahın ayetleridir ve her kelimesine iman ederim dediği anda onu sadece müslüman olarak değil kardeşim olarak kabul ederim. ibadeti yapmışmı yapmamışmı azmı yapmış çokmu yapmış. bu kendisiyle Allah arasında olan bişeydir. [/color]hiç ibadet yapmamak , sevilmek saygı görmek için riya içinde yapılan ibadetten kat kat daha iyidir. çünkü riya şirkdir. ve rabbim kuranda affetmeyeceği tek şeyin şirk olduğunu açık açık yazmış. bir müslüman en başta şirkten kaçınmalı , şirkin en küçük yamağıda riyadır. riya her insana öyle veya böyle bulaşır. Allah bu hallerden bizleri gerçek kuran mümini müslümanları uzak eylesin.

saygılarımla..

Selamlar,

Senin katılmıyorum dediğin kısım, müslümanın tanımının yapıldığı kısımdır.

İbadet tabiki kişinin kendisi ile rabbimiz arasındadır. Ben ibadet etmelerine karışırım demedim zaten iyi anlamaya çalış. Ben, müslümanım demekle birlikte ibadetlerini özürsüz olduğu halde bilerek yapmayanlara müslüman denmeyeceğini, çünkü müslümanın teslim olduğu islamın yani kuranın tüm emirlerini yapmaya çalışması halinde tam bir müslüman olacağını söylüyorum
.

Müslümanlık sadece söylemle olmaz. Müslümanlık sadece diliyle kelimeyi tevhid getirmekle olmaz. Kelimeyi tevhidi anlamalı, Allah'ı anlamalı, başka ilahların olmadığına inandığını bunu yaşamındaki pratiklerle göstermekle olur.

Sen katılırsın yada katılmazsın, ama müslümanlık budur.

Riyayı falan neden karıştırıyorsunki bu anlatıma! Zaten samimi olmayan biri nasıl müslüman olabilir de ayrıca riyadan bahsedilsin...

Sadece İbadetlerin yapılmasından değil, bütün yaşamının kurana göre olmasından bahsediyorum. İbadetlerini kuranda istendiği ölçüde yapması müslümanlık için, kurtuluşu için yeterli iken daha fazla yapması halinde ise müminlik derecesi yükselir ve ödülü artar.

Ama, ibadetlerini bilerek az yapması, bazılarını yapıp bazılarını yapmaması onun imanla ilgili problemleri olduğunu gösterir.

Sana göre özürsüz olarak ibadetlerin terkedilmesine rağmen müslümanlık nasıl mümkün oluyor? Bunu da detaylandırmanı rica ediyorum.

İmanın sadece dille değil, pratik yaşamlada kanıtlanması gerektiğini imanın tanımından çıkaramıyormusun? İmanı sadece, dille söylemekten ibaretmi sanıyorsun?

selamlar
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 27 Temmuz 2012, 11:21:17 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


aorskaya kardeş ,

senin bu söylediğin zihniyet bin yıldan beri zaten var olan bi sistem. bu hacı hocalar ulema takımları kişilerin ibadetine bakarak azlığına çokluğuna göre insanları kafir veya müslüman ilan etmeye kalkıp kafir oldular.


Selamlar,
Dostum sen zihniyetleri birbirine karıştırmışsın!

Ben kuran merkezli bir zihniyete sahipken, sen tamda mezhepçi zihniyetlerin kabullerini bana yakıştırıp, birbirine karıştırmışsın.

Kuran merkezli düşünce; Müslümanım diyen birisi, kuranda belirtilenlere göre yaşamıyorsa müslümanım diyemez diyerek, nasıl yaşadığına karışmaz.
Mezhepçi zihniyet ise; "kalbinde zerre iman olan birisi, hiç bir şey yapmasa bile cennete gider" der.  Yine mezhepçi zihniyet; kuranı terk ederek, kurana ters olan rivayetlere göre dini yaşamaya çalışır. Bunun yanlış olduğunu ikaz eden, kurancı zihniyeti ise, peygamber, sünnet düşmanı, kafir, dinsiz ilan eder ve kafirlere savaş açılmasını, onların zorla ya dine girmelerinin yada katlinin sağlanmasını şart görürler.

Aradaki farkı anlayabilirsin umarım!

Dikkat et yalnız, onlar rivayete göre din yaşamayı yanlış bulanları kafir ilan eder, kuran merkezli zihniyet ise; kuran dışı kaynaklara göre yaşamayı "islam dışı yaşam" kabul eder. Kurana göre yaşamaya çalışmayana "müslüman değildir" demek kişiyi kafir yapmaz, doğrucu yapar.

Daha önce de dediğim gibi; sadece" inanıyorum" diye söylemekle hem iman olmaz, hem de müslüman olunmaz. "Müslüman, inandıklarını yaşayarak gösteren kişidir."


yine diyorum bir kişi tabiki elinden geldiğince kurana göre yaşamaya tabiki çalışması gerekir. ama imanı olan bi müslümanın cennetlikmi cehennemlikmi olacağına sadece Allah cc karar verir.

Sen ne dediğinin farkındamısın? Sözlerinden; "İmanın ne olduğunu tam bilmediğin" anlaşılıyor. İmanı olan müslüman, mümin demektir ve cennetliktir. Bunu, kurana bakan ve okuduğunu anlayabilen herkes görür, bilir.

İmanlı birinin, cennetlikmi yoksa cehennemlikmi olduğunu imanı tam bilmeyen birisi söyleyebilir! Sen de ya imanı bilmiyorsun yada söylemek istediğin farklı bir şeydi yazıya tam dökemedin!


insan insanın ibadetlerine bakarak müslüman veya değil damgası vuramaz. itikadi meselelerde sıkıntı olması durumunda bu dediğin olur ancak.

Tabiki, insanlar başkasının ibadetlerine bakarak, müslüman yada değildir damgası vuramaz, vurmamalıdır.  Ama, dikkat et damgalamaktan bahsediyoruz, tanımlamaktan değil. İslamı yaşamayan birinin müslüman olmayacağını rabbim tanımlıyor ben yada başkası değil. Ben de ibadetleri bilerek yapmayan birinin bu tanıma girdiğini söylüyorum sadece, damgalama yapmıyorum.

Kaldıki, kişiyi ibadetlerine bakarak kategorize edersek, yanılma ihtimalimizde yüksek oranlarda olur. İbadet yaparken gördüğümüz biri, göstermelik ibadet yapıyor olabilir, münafık olabilir ve biz ibadetine göre müslüman diye damgalarsak yanılabiliriz.

Nitekim, münafıkların çoğu bizzat sahabenin içine karışarak ibadetlerini yapan (gözüken) kimselerdi. Bunlara bakarak karar müslüman yada değil diye kabul edemeyiz ama, ibadetini yapmayanı "müslüman değildir" diye kesin olarak tanımlayabiliriz. Çünkü, bize bu hakkı bizzat kuran vermektedir.

misal adam dediki Allaha inanıyorum ama peygamberlere inanmıyorum, veya kurana inanmıyorum veya ahirete inanmıyorum , veya reankarnosyana inanıyorum gibi şeyler kişiyi imandan çıkaracak şeylerde tabiki sana katılıyorum.

Tamam, ama yetmiyor. Senin acil bir şekilde iman ve müslüman kavramlarını yeniden anlayıp, öğrenmen gerekir. Üzerinde birazcık düşünürsen, müslümanım dediği halde, rabbimizin emirlerini yapmayanların, rabbimize asi geldiğini anlayabilirsin değilmi?

ancak ibadet konularında sana kesinlikle katılmıyorum , mesela bana kuranda namazını kılmayanların veya orucunu tutmayanların veya hacca gitmeyenlerin veya kuran hatim etmeyenlerin , aklına gelecek herhangi bir ibadeti söyle işte , bunlardan birini yapmayınca o kulunun cehennemlik olduğunu bildiren TEK BİR AYET VARMI ?

Sevgili kardeşim,

Rabbimiz hep "aklınızı kullanın" derken siz neden en ufak bir şekilde akıl kullanma, mantık yürütme ihtiyacı duymazsınız anlamak zor! Sen, aklını çalıştırsaydın, biraz sağlıklı düşünebilseydin yukarıdaki sözleri edemezdin!

Nasıl senin gibi iddialı birisi, kurandan böyle bir şey isteyebilir? Neden tek, tek namazı kılmayana şu ceza, orucu tutmayana bu ceza densinki?


Kısaca "iman edin, aksi halde şiddetli azaba hazırlanın" şeklinde denerek, nasıl iman edileceği kuranda açıklanır. Bu her konuya tek tek cevap vermek yerine, bütün emre karşı gelmelerin sonuçlarını anlatan en kısa, en basit, en anlaşılır bir cevaptır.

Dikkat et, bunu rabbimiz söylüyor. Zaten, insanlar yazacak olsalardı, işte seninde dediğin gibi her konunun ayrı ayrı cezasını yazmak zorunda kalırlardı. Kitabın rabbimiz katından olduğunun farkında olmadan kanıtlanmasını aracı oldun bak...

Şimdi bu kısımda ben sana iki örnek vereceğim. İnşallah bu örneklerden sonra, hangi hatalara nasıl düştüğünü göreceksindir.

1- Dine gitmeye gerek duymadan basit bir mantıksal örnek verelim.

sen bir holding de pazarlamacılık yapan birisisin. Sana amirlerin, müdürlerin tarafından; "yapman için patronundan bir takım emirler" iletilsin. Şimdi; Sen, "pazarlamacı olarak görevinin sana iletilen emirleri yapmak olduğunu bildiğin ve buna inandığın halde" patronun emirlerini yapmamış ol!

Bu durumda nasıl gelişmeler olabilir, tahmin edebiliyorsun değilmi?

Senin işine son verilirince, sen aynı holdingde pazarlamacı olabilirmisin? Sen; "ben patronun emirleri olduğuna ve yapmam için bana iletildiğine inanıyorum, ama yapmasam da ben pazarlamacıyım, beni emirleri yapmasamda pazarlamacı kabul etmelisiniz" diyebilirmisin?

Sen şimdi, bu emirleri yapmayarak, aynı holdingte pazarlamacı kalabileceğine inanıyormusun? İnanabiliyorsan; rabbimizin emirlerini yapmadığın halde müslüman kalabileceğine de inanmanı normal karşılarım. (Ama, ben ikinciye inanmanı normal karşılarım, senin normal olduğunu kabul etmem o ayrı.)

2- Şimdi de senin istediğin gibi, kurandaki anlatımlarla emirlere karşı gelince neler olduğunu görelim.

Meleklere, Adem'e secde emri verildiğinde, secde etmeyen iblisin, makamından nasıl kovulduğunu, lanetlendiğini hatırladık değilmi? Şunu da hatırlayalım o zaman:

İBLİS, ALLAH'I BİLMEYEN, ALLAH'A İNANMAYAN BİRİSİMİYDİ?

İblis, elbette Allah'a inanıyordu, hepimizden iyi Allah'ı biliyordu. Ama, buna rağmen emrine karşı geldi. Emre karşı gelene kadar üstün mevkilerde olan iblis; emre karşı gelince (ve tövbe ile kendini düzeltmeyince) nasıl makamından indirilip, kovulan şeytana dönüştürüldü değilmi?

Şimdi, bunun için ayetleri yazmama gerek yok değilmi?

Peki, emire karşı gelen iblisi makamından kovan ve cehennemlik yapan rabbimiz, emirlerine karşı gelerek onları yapmayan kimseleri müslüman kabul edip, acaba cennetine koyarmı?

İblis örneğini hatırlayarak, hala nefes alabiliyorken; hemen samimi bir tövbe ile artık aklımızı kullanarak, kurana göre yaşamaya çalışalım inşallah.

gerçek kuran mümini olan birisi bence kesinlikle başka kişilerin ibadetlerinin peşine düşmez , ancak kendi ibadetlerinin peşine düşer.

Kurana göre müslüman tanımının ne olduğunu açıklayan birisi, başkalarının ibadetlerinin peşine düşmüş olmaz zaten. O; sadece gerçeklere göre olması gerekeni söyler, sonra kendi gerçeklerine bakar, kurana göre ne kadar yaşayabildiğini anlamaya çalışır ve kurandan eksiklerini kapatarak hayat
sürer.


gelelim sorularına vereceğim cevaplara ,

1 - evet bir müslüman özürsüz olarak ibadetini terkederse pek tabiki müslüman olmaya devam eder. en katı kurallara sahip mezheplere göre bile böyle iken , senki kuran mümini birini olduğunu söylüyorsun. nasıl bu cümleyi söylüyorsun aklım almadı. bu cümlen kanımı dondurdu resmen !

Bak, kardeşim seni kırmak istemiyorum ama sen de artık sapla samanı birbirine karıştırdığını gör, hatanı anla, bilmeden yazma!

Kuranı azıcık bilen birisi, samimi olmak şartıyla; özürsüz ibadetin terk edilemeyeceğini, aksi halde bilerek bunun yapılmasının rabbimizin emirlerine karşı gelmek olduğunu ve tövbe dilip düzeltilmezse dinden çıkıldığını bilir.

Birde; " en katı kurallara sahip mezheplere göre bile böyle iken" demişsin. Zaten,  "zerre iman olan birisi, hiç bir şey yapmasa bile (geçte olsa) cennete gider" diyen mezhepçi anlayıştır, kurana ters olsa dahi rivayetler dini yaşayanlarla, imanı bilmeyen cahiller ve imansızlardır.

Çünkü, böylesi bir din anlayışı işlerine gelmektedir. Onlar ancak, kafalarındaki dini ararlar, kurandaki dini değil. Kuran, Allah'ın emirlerine karşı geleni, müslüman, mümin kabul etmez, cennete göndermez, böylelerini cehenneme gönderir.

Şimdi, kanının donması geçtiyse, hemen kendini gözden geçir diyorum....


2 - dinimizde imanın şartları bellidir. iman için dil ve kalbin tasdiki yeterlidir. uygulamalara gelince her zaman farklılık gösterir. uygulamada pek tabiki müminin takvaya bağlı olarak , işlediği salih amellere bağlı olarak dereceleri farklı olur. ama imanı olan birine ve bunu dil ve kalp ile tasdik etmiş birine. hiç kimse müslüman değilsin diyemez.

iman için dil ve kalbin tasdiki yeterlidir.buyurmuşsun!

Dil ile söylemenin yeterli olacağına dair, kurandan delillerle ispatını istersem ne yapacaksın?

Bırak artık şu cahil cesaretiyle yazmayı! Yazın kendi içinde bile çelişik...

Dille söylemenin yetersizliğini uzunca anlattım. Ama, sen şu kalple tastiğin nasıl olduğunu, kalple tastikten ne anladığını söyleyebilirmisin?

kalple tastik; inandım denen şeyin hayata geçirilmesi ile gösterilmesidir. Bunu da anlamaya çalış lütfen...



hem unutmaki , bazen gülmekde ibadettir , bir insana iyilik yapmak , bir ağaç dikmek , yalan konuşmamak , hakka şahitlik etmek , içinde kin beslememek , ailesi için helal bi iş bulup çalışmakda ibadettir. kurandan bir ayet okumuk , bir kimseye kuran öğretmek , çevresindeki kişilere kurandan ayetler okumak ve daha bunun gibi nice senin benim bilemediğim ama rabbimin huzurunda ibadet sayılacak işler vardır. o yüzden hiç kimse Allah cc nin işine kalkıpda mizan gününü samanyolu tv deki münafıkların yaptığı gibi dünyada kurmaya ve , kişileri cennetlik cehennemlik yapmaya daha bu dünyada kalkmasın. tek bir hesap günü var o gününde ne zaman olduğu belli ve kimin o hesabı yapacağıda belli. bundan ötesi iddalarda bulunmak insanı itikadi problemlere sokar benden seni uyarması..

Bu kısma hiç bir şey yazmayı düşünmüyordum ama, son anda dikkatimi çekti. bazen gülmekde ibadettir demişsin.

Gülmenin ibadet olduğunu nerden çıkardın? İbadeti sen ne sanıyorsun? Gülmek, insani bir olgudur, ihtiyaçtır. Gülmek ibadetse, ağlamak, yatmak, kalkmak, kısaca insanın bütün yapacağı şeyler ibadet olmalı bu mantıkla!

Ama, bazı yapılanların ibadet değil, suç olduğunu bildiğimizden, gülmenin ibadet olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz... Bunlara gerek yok kardeşim...

Din kurandan konuşulmalı, halkın nerden yerleştiği bilinmeyen kabullerinden değil...

selamlar
aorskaya



-------------------------
« Son Düzenleme: 27 Temmuz 2012, 01:48:05 ÖS Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


aorskaya kardeş ,

seni kırmak istemem ama imanın ne olduğunu en az senin kadar biliyorum. yukarda o kadar uzun yazı yazmışsın ama üzülerekde olsa malesef içeriği bomboş !

sürekli kuran kuran demişsin ama tek bir tane bile kurandan bir ayet göstermemişsin. ben senin fikirlerinin ne olduğunu daha önceki yazında anladım zaten , sende benim fikirlerimi daha önceki yazımdan anladın. şimdi iddalı bi şekilde imanı anlatacam diye başlık açmışsın ama tek bir ayet bile alıntı yapıp imanı tarif etmemişsin. ben iman konusunda senin veya ahmetin veya mezhep imamlarının görüşünü değil , bizzat kuranın ne dediğini bilmek isterim. bunu yapmakda oldukça basit sadece kurandaki ayetleri gösterip işte iman budur diyiceksin.

mesala nisa süresi 136. ayet ne demiş bakalım ,

- Ey iman edenler! Allah'a, onun resulüne, resulüne indirmiş olduğu Kitap'a, daha önce indirmiş olduğu Kitap'a inanın. Kim Allah'ı, O'nun meleklerini, kitaplarını, resullerini ve âhiret gününü inkâr ederse geri dönüşü olmayan bir sapıklığa gömülmüş olur.

bak mesela burda ibadetlerini geciktiren tembellik eden imansızdır dememiş !

yine benim sürekli okuduğum ve en sevdiğim sürelerden birini yazayım ,

asr süresi
- Andolsun Asr'a!
- İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!
- Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).

gördüğün gibi insanın kurtuluş reçetesi bu 4 madde toplanmıştır. kuranın genel olarak iman + salih amel , iman + iyilik etmek ile ilgili pek çok yerde kurtuluşa erenler bunlardır diye ayetleri var. peki gerçekten ibadet etmek iman etmekle aynımı senin dediğin gibi. bakalım kuranda ibadetle ilgili neler var ;

en başta her gün sürekli okuduğumuz fatiha süresi 5. ayete bakalım ,

- Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. ( ALLAH CC İBADETİN DÜZGÜN ARALIKLARA HİÇ AKSATMADAN DEĞİL. SADECE KENDİSİNE YAPILMASINI İSTEMİŞ ?

bakara süresi 83. ayet

-  İsrailoğulları'ndan şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı kılın, zekâtı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.

bakara süresi 138. ayet

- Allah boyasına bak (vaftiz nolacak) Allahdan güzel boya vuran kim? Biz işte ona ibadet edenleriz

ali imran 51. ayet

- Şüphe yok ki Allah benim de Rabbım sizin de Rabbınızdır, onun için hep ona ibadet edin, bu işte doğru yoldur

 İnnallâhe rabbî ve rabbukum fağbudûh, hâzâ sırâtum mustegîm. 

burdada dosdoğru yolun ne olduğunun tarifi yapılmış. sürekli fatiha süresinde okuduğumuz olan dosdoğru yol.

bakara 200. ayet

- Gerekli ibadetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın. Tıpkı atalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla. İnsanlardan bazısı şöyle der: "Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver." Böylesi için âhırette bir nasip yoktur.

nasıl ibadet edileceği ve kime edileceği yazılmış

nisa 36. ayet

- Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

enam 56. ayet

- De ki ben sizin Allahdan başka taptıklarınıza ibadet etmekten nehyedildim ...

enam 162

- De ki: -Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.

İLGİNÇ ZATI ALİNİZ BİR VAKİTİ BİLE TEMBELLİKLE NAMAZINI KILMAYANI MÜSLÜMAN OLMAMAKLA SUÇLADINIZ. AMA BU AYETTE NAMAZ İBADET OLARAK BİLE GÖZÜKMÜYOR ! İBADETLERDEN AYRI BİŞEY OLARAK GÖZÜKÜYOR. BAKIN ŞİMDİ SİZ ÇELİŞKİDE KALMIŞ OLDUNUZ.


araf 70. ayet

-  Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bize bizi tehdit ettiğini getir."
maün süresi tamamı ,

 maün süresinin tamamı

bu mucizevi sürenin anlamını tekrar yazmaya gerek görmüyorum artık. diğer sayfalarda sıkça yorumunu yaptım bu sürenin. senin bu süredeki mesajı herkesden çok senin iyi bilmen gerektiğini düşünüyorum. ama gel görki sen bu sürenin baştan sana hiç bişeyini anlamamışsın. orda az çok namaz değil. kılınan namazların gaflet yani bilgisizce kılındığı için yazıklar olsun o namaz kılanlara diye hitap edilmiş. ve onların riyakar ( şirk koşan ) oldukları söylenmiş. ama gel görki namaz kılmayanlara yazıklar olsun onlara denmemiş dimi !

neyse yazacak olsam yine hepsi aynı anlamda. Allah cc. yalnızca kendisine ibadet edilmesini istemiş ve kuranda defalarca belirtilmiş. ama ben tek bir ayete bile rastlamadım ki özrü olmadan vaktinde ibadet etmeyen biri dinden çıkmış olsun. buyrun üstadım varsa ayetiniz getirin. ben aksi ayetleri size getirdim. madem kurandan konuşuyorsunuz iddanızı ispatlamanızı isterim. iddanız aklıma uymuyor , vicdanıma uymuyor , kuran ahlakıma uymuyor. bu inancımı kırmak için tek yapabileceğiniz şey ayetleri getirip öyle konuşmanız. kendi fikirlerinizi sunarak benim fikrimi caydıramazsınız. çünkü fikirleriniz temelsiz savunduğunuz fikirler bırakın sıradan insanları kardeşi kardeşe , babayı oğula , oğulu babaya düşürecek şeyler. o yüzden kurandan kesin bir ayet getirmedikçe delil olarak sizin fikrinize katılmıyıcam. ayrıca ben kimseyi damgalamıyorum rabbimin öyle göreceğini söylemek istiyorum gibi çelişkili konuşmalara girmeyin lütfen zira bu sözlerle gözümden düşüyorsunuz. rabbimin kimi nasıl göreceği ne sana ne bana nede kimseye kalmış bişey değil . böyle bi konuda konuşmak bile çok saçma. ilk iddanız damgalamak üzerineydi yani insanların insanları müslüman veya kafir görmesi üzerineydi . ve o iddaa üzerinden gidin lütfen ve delilerinizi şahsi fikirlerinizi sunmadan söyleyin.   

Bide son olarak şunu demek istiyorum ki , her defasında beni kuranı anlamayan biri gibi görüp ona göre konuşma lütfen. defalarca kuranı türkçe olarak okudum baştan sona. defalarca ateistlerle kuran için tartıştım forum sitelerinde ve çok defa susturdum kendilerini. ateist diye geçmeyin inanın benim gördüğüm bütün ateistler kuranı hepimizden daha iyi bilen kişilerdi. inanın abartmış olmadan söylüyorum ülkedeki orta halli bütün cami imamlarını arayın içlerinden bir tane bile bu ateistler kadar kuranı bilen biri çıkmaz. neyse yani demek istemem o ki , kuranı ben yeterince anladığımı düşünüyorum. yinede kuranla ilgili yanılma payımı her zaman kendime koyarım. ancak siz iddalarınızı tamamen doğruymuş gibi ortaya koyuyorsunuz. size tavsiyem çok emin olmayın kendinizden. inanın şimdiden bi kaç bazı ayetlere yanlış anlam verdiğinizi gördüm. ve sizin kuranı anlama yorumlama bilgiliniz ve tecrübeniz hiçde benden fazla olarak görmüyorum. o yüzden sürekli benim yorumlarımı ve kuran bilgimi küçümser şekilde konuşmayın lütfen. 











-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1678


aorskaya kardeş ,

seni kırmak istemem ama imanın ne olduğunu en az senin kadar biliyorum. yukarda o kadar uzun yazı yazmışsın ama üzülerekde olsa malesef içeriği bomboş !

sürekli kuran kuran demişsin ama tek bir tane bile kurandan bir ayet göstermemişsin. ben senin fikirlerinin ne olduğunu daha önceki yazında anladım zaten , sende benim fikirlerimi daha önceki yazımdan anladın. şimdi iddalı bi şekilde imanı anlatacam diye başlık açmışsın ama tek bir ayet bile alıntı yapıp imanı tarif etmemişsin. ben iman konusunda senin veya ahmetin veya mezhep imamlarının görüşünü değil , bizzat kuranın ne dediğini bilmek isterim. bunu yapmakda oldukça basit sadece kurandaki ayetleri gösterip işte iman budur diyiceksin.

Selamlar,

Beni gerçekten yanlışımı görüpde ikaz edersen kırmak bir tarafa onarmış olursun diye kabul eden biriyim. Ancak, sen dinin kaynağından aldığın bilgiden değilde, başka yerlerden aldığın bilgilerle islamı açıklamaya çalışırsan beni kırabilirsin bunu söyleyeyim.

Şimdi; bana konu açıp içine yazıları nasıl yazmam gerektiğini söyleyebilen kardeşime şunu söylemek istiyorum.

Kuranda; "namaz, oruç, haç, zekat vb. şudur" şeklinde ibadetlerin tanımı yapılmaz. Sadece ibadetler konur ve onların nasıl yapılacakları anlatılır. Sadece, korkunç azapla ilgili olarak, soru ve cevap şeklinde bir yerin tanımı vardır.

Bu nedenle, ben iman derken, senin tanımını değil, kuranın tanımını istiyorum" diye yine bilmeden laflar etmişsin. 

yeri gelmişken;

1- Bilmeyen insan vardır,
2- Bilmediğini bilmeyen insan vardır,
3- Bilmediğini bilmeyen ve öğrenmek istemeyen insanvardır.

Bu 3 tipten ilk ikisi anlaşılabilir, ama sonuncusuna tahammül edilemez. Sen de bu tipe girmemek için iyi düşün...


en başta her gün sürekli okuduğumuz fatiha süresi 5. ayete bakalım ,

- Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. ( ALLAH CC İBADETİN DÜZGÜN ARALIKLARA HİÇ AKSATMADAN DEĞİL. SADECE KENDİSİNE YAPILMASINI İSTEMİŞ ?


Bu kadarmı kıtmı senin anlayışın, kasıtlımı yapıyorsun yoksa? İbadetlerin nasıl yapılacağı, kime yapılacağı sadece bu ayettemi vardır?

ALLAH CC İBADETİN DÜZGÜN ARALIKLARA HİÇ AKSATMADAN DEĞİL. SADECE KENDİSİNE YAPILMASINI İSTEMİŞ demişsin.

Kuran bütünlüğünde konuyu ele almadan, bunu nasıl söyleyebilirsin? Allah'a ibadet edilmekle birlikte, istediğinde namaz kılınıp, istediğinde kılınmayan, istediğinde oruç tutulan, istendiğinde tutulmayan bir durum nasıl islamda olabilir?

Namazın vakitli farzlardan olması, orucun ramazan ayının tamamı olması düzen isteyen ibadetler değilmidir? Bunları bilmene rağmen, sırf egonu tatmin etmek için, bana galip gelmek için ibadetin düzgün aralıklarla istenmediğini nasıl söyleyebilirsin? Beni yensen ne olur, yenilsen ne olur.

Doğru olan; dinin gerçeklerini bilip, yaşamak ve anlatmaktır. Beni ilgilendiren budur, birilerinin ihtirasları yada zaafiyetleri beni ilgilendirmiyor.

enam 162
- De ki: -Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.

İLGİNÇ ZATI ALİNİZ BİR VAKİTİ BİLE TEMBELLİKLE NAMAZINI KILMAYANI MÜSLÜMAN OLMAMAKLA SUÇLADINIZ. AMA BU AYETTE NAMAZ İBADET OLARAK BİLE GÖZÜKMÜYOR ! İBADETLERDEN AYRI BİŞEY OLARAK GÖZÜKÜYOR. BAKIN ŞİMDİ SİZ ÇELİŞKİDE KALMIŞ OLDUNUZ.

Evet, açığımı yakaladın şimdi değilmi? Şimdi günümü göstermelisin değilmi? Ama, bunların hepsi yanlış...

Daha önce bizzat kendin inatlaşıp, önce salatın namaz olmadığını iddia ederken, sonra diğer anlamları yanında namaz anlamına da geleceğini kabul eden sen, nasıl olupta; burada "salat" ın namaz dışındaki anlamları olduğunu düşünmedin hayret değilmi?

Başka zaman olsa düşünürdün, ama özellikle yanlış çıkarmak için nefsine uyarak, öteki anlamı anlamak istemedin değilmi?


Ama bak şimdi burada, kuranın bir edebi anlatımına daha tanık olacaksın. Ama, bundan sonra artık düşünerek kendin anlamaya çalışman şartıyla anlatıyorum:

Burada; ibadet deyimi çok geniş kapsamlıdır. Kısaca tanımlamak gerekirse; "kurana göre yaşamını sürdürmek" olarak tanımlayabiliriz. Böyle olunca, kurana göre yapılması ve yapılmaması gerekenlere uyularak yapılan fiillere ibadet denir.

Terim olarak ibadet; bizi yaratan ve çevremizi binbir nimetle donatan yüce Rab'bimize karşı saygıda bulunmak, onun emir ve yasaklarına uymak, yapmakla yükümlü olduğumuz kulluk görevini yerine getirmektir.


İbadet deyimi, kuranın belli şeyleri tanımladığı dar kapsamlı bir deyim değildir. Dolayısıyla, namaz ibadettir.

Şimdi namaz ibadetse; aynı ayette nasıl iki ibadet geçer diye kabul etmeyeceksin ve "bak namaz ibadet değildir, aksi halde namazdan sonra ayrıca ibadet yer almaması gerekirdi" diye inatlaşacaksındır.

Ancak sana, ayetin yukarıdaki türkçe çevirisine göre konuştuğunu, namazdan sonra gelen deyimin ibadetlerim değil, tüm ibadetlerim şeklinde çevrilmesinin daha doğru olacağını hatırlatırım.

Bunun  daha iyi anlaşılması için sana türkçeden ve kuranın bir suresinden iki örnek vereceğim.

1- "Al, kardeşim param, varlığım sana kurban olsun" dense, bak paradan sonra varlık denmiş, demekki para varlık değildirmi diyebilirsin? Desende, parası o kişinin varlığıdır nasıl olsa...

2- FELAK SURESİNDEN ALINTI:

"deki; yarattığın şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden, düğümlere üfleyenlerin şerrinden...."

Şimdi, senin namaz ve ibadetler cümlesini anladığın biçimi benimsersek;

"yaratılan şeyler" ile "(karanlığı çöken) gece" ve "yaratılan şeyler" ile "düğümlere üfleyenlerin" birbirinden ayrı şeyler olduğunu kabul etmemiz gerekir değilmi?

halbuki, hem gecelerin, hem de düğümlere üfleyenlerin, rabbimizin yarattığı şeyler olduğunu biliyoruz değilmi? Demekki, ayetleri anlamaya çalışırken, aceleyle ve az bir dilbisiyle anlamaya çalışmadan, diğer ayetlerinde konuları açıklayan özelliklerinden faydalanarak ayetleri anlamaya çalışmalıymışız değilmi?


Evet, "paradoks" sadece üyelik isminde kalsın. Daha fazla paradoksa düşmeden, kişisel yarış haline getirmeden konulara yazmaya çalış... Bir daha bu kadar uzun anlatımlarda bulunmam.

selamlar
aorskaya




-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


güzel kardeşim senin açığını niye yakalamak isteyim. beni yanlış tanımışsın sen. sen salatı namaz olarak kabul ettiğin için orda öyle demiştim. ama ben çelişkiye düşmüyorum. çünkü ben salatı namaz olarak görmüyorum. daha öncede demiştim bana göre salat = kuran öğrenimi + namazdır. haa siz namazı aynı zamanda kuran öğrenimi olarak görüyorsanız o zaman salat = namaz diyebilirsiniz bu konuda katılırım size. sonuçta salat ibadet ve ilim öğrenme yani kuran öğrenme eylemidir. bu özü kaçıran çok kimseler olduğu bildiğim için. bu özü kaçırmayanlardan olma dileğiyle.

sevgi saygı ile hayırlı akşamlar..


-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1] 2   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 24 Kasım 2014, 09:54:10 ÖS
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor