Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
03 Eylül 2014, 01:37:15 ÖÖ
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
MÜSLÜMAN NEDİR, MÜMİN NEDİR?  (Okunma Sayısı 25360 defa)
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


Selamun aleyküm,

Sevgili kardeşlerim,

Uzun zamandır açmayı düşündüğüm konuyu yazmak nasip oldu. Allah’a hamd olsun.

Müslüman ve mümin tanımları tam olarak bilinmeyince, bizlerin içine düştüğümüz tehlikeleri göremeyip, tedbir alamadığımız gerçeğinden hareketle bu konuyu anlatmayı düşünüyordum.

İnşallah hepimize faydalı olur. Yazıdaki hatalar bana doğrular herkese aittir. Doğru bulduğunuz kısmı alın, uygulayın, anlatın uygulanmasını sağlayın…

Selamlarımla…
aorskaya


MÜSLÜMAN  NEDİR, MÜMİN NEDİR
[/size]

Müslüman ve Mümin terimleri, çoğu Müslümanlar tarafından  doğru olarak bilinemediğinden birbirine karıştırılmaktadır.

Zamanımızda; ülkemizde ve dünyada  müslüman deyince çoğu kişi tarafından akla gelen  ''Hz.Muhammed (A.S.M.) Efendimize bağlı kişi'' ve İslam deyince de Hz.Muhammed (A.S.M.) Efendimize indirilen anlaşılıyor. Gerek kuran dışı kaynakların çoğunluğunda, gerekse alim ve din adamlarının sohbet ve vaazlarında, hutbelerde bazen müslüman  bazen mümin terimleri birbiri yerine kullanılıyor ve islamdan da sadece Muhammed peygamberimizin hadis ve sünnetleri olarak bahsediliyor.

Halbuki, insanın ilk yaratıldığından beri tüm insanlara inen din tektir ve o da islamdır. O halde, bütün peygamberler zaten islamı tebliğ etmiş ve uygulamışlardır. Onların tebliğ ettiği din islam olduğuna göre, o zamanki tabileri de Müslüman ve müminler olmaktadır.

 Peki gerçekte müslüman ne demektir?

Kutsal Kitabımız Kuran'da bu konuyu inceleyelim.

Kuran Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah(C.C.) tarafından bizlere Sevgisinden lütuf ettiği Kutsal Kitap'tır ve Allah(C.C.)'ın Ayetlerinden (sözlerinden) oluşur. Bu nedenle hiçbir söz Allah'ın Sözü yani ayetler karşısında duramaz.

Halbuki bazı aklı evvellerin imansızların oyununa gelerek iddia ettikleri hadislerin, ayetleri nesh (değiştireceği/iptal edeceği)  edeceği sözü de kendiliğinden çürümektedir.

Bu nedenle müslüman ve mümin deyimleri  bu bakış açısı ile incelenmez ise anlaşılmayabilir.

Kuran'ı incelediğimizde Mümin ve Müslüman terimlerinin aynı yerde, iki farklı kimliği gösterecek şekilde kullanıldığı görülür.

''Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar  Mümin erkekler ve Mümin kadınlar taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar  doğru erkekler ve doğru kadınlar  sabreden erkekler ve sabreden kadınlar  mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar  sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar  oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar  ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar  Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah  bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.'' (Ahzab-35)

Bu ayette dikkat edilirse  müslüman ve mümin deyimleri aynı yerde birlikte yer alıyor. Demek ki müslüman ve mümin aynı şey demek değildir.  

Yüce Allah(C.C.) Kuddüs'tür-her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Terimleri rastgele kullanmak biz sıradan insanlar için düşünülebilirse de- haşa Allah(C.C.) için düşünülemez. Allah(C.C.) aynı ayet içinde hem mümin ve hem de müslüman terimi kullandığına göre mümin ve müslüman aynı şey değildir.


Peki o zaman müslüman nedir? Şimdi ayetlerle adım adım bakalım nereye gidiyoruz!

1-   Müslümanın; müslim, İslam olan olduğunu yani,  dine teslim olan kimse olduğunu anlıyoruz.

Din ise peygamberler ve kitaplara göre yaşanabilir. Ancak zamanımızda peygamber olmadığından kitaplara bakılarak yaşanabilir.

Yine, zamanımızda din, yani islam; diğer kitaplar bozulmaya uğradığından, bozulmadan kalan ve kıyamete kadar bize rehberlik edecek olan kuranla yaşanabilir. Bu nedenle son peygamberimizden sonra islam = kuran olmaktadır.


Aşağıdaki ayete bakarsak; iki peygamberimizin de; tek olan islam dinine teslim olmayı vasiyet ettiğini görürüz. Böylece Müslümanın islama teslim olan tanımını görürüz.
 
''İbrahim de bunu kendi oğullarına vasiyet etti Yakup da''Oğullarım Allah sizin için bu dini seçti, o halde sadece müslümanlar olarak ölünüz''(dedi))'' (Bakara-132)

2-   Müslümanın; Allah'ın Peygamberleri arasında fark gözetmeyen, onlara inenlerin hepsine iman eden  ve  Allah'a boyun eğen, yani  Allah’a teslim olan, olduğunu anlıyoruz.

Aşağıdaki ayetlerden, Müslümanın hem kitapların hepsine iman etmesini, hem de peygamberler arsında ayrım yapmamasını, bunları koruyarak rabbimize teslim olanlar olması gerektiğini görüyoruz.

''Deyiniz ki  «Biz  Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse  İbrahim'e  İsmail'e  İshak'a  Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse  Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün Peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen (müslümanlar)ız.»''(Bakara-136)

''De ki: «Biz  Allah'a  bize indirilene; İbrahim'e  İsmail'e  İshak'a  Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya İsa'ya  Peygamberlere Rablerinden verilene inandık iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz  ancak O'na boyun eğen (müslümanlar)ız!»(Ali-imran-84)

3-   Allah’tan başkasına tapmayan, Allah’a şirk koşmayan, Başkalarını ilahlaştırmayan kimselere Müslüman denir.

Şimdi bu tanıma dikkat edilirse; bu tanımın tam da kelimeyi tevhid olduğunu, yani Allah’ı birlediğini görürüz. Yani bu tanımla “LA İLAHE İLLALLAH” dendiğini görürüz.

''De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim  O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse  deyin ki: «Şahit olun biz müslümanlarız».(Ali-imran-64)

Yukarıdaki ayete dikkatlice bakarsak; Ehli kitabın davet edildiği söz, “LA İLAHE İLLALLAH” olmakta olduğunu görürüz.

Ehli kitap, bu söze uymaya (söylemeye değil) davet ediliyor ve yüz çevirirlerse, “şahit olun, biz Müslümanız” denmesi emrediliyor.

İşte, Müslüman tanımı da burada ayrıca ortaya çıkıyor. “LA İLAHE İLLALLAH” deyimine uygun şekillerde yaşamayı kabul etmek  oluyor.

Şimdi burada yeri gelmişken, Müslümanların düştüğü bir tuzağa dikkat çekmek istiyorum.

Şeytan ve dostları, “Müslümanın kalbinde zerre iman olsa, günahlarının bedelini öder ve cennete gider “ diyerek, bunu önce dini az bir dünya menfaatine değişen ve kendine islam alimi denilen zalimlere kabul ettirirler.  Sonra da onlar aracılığıyla, kurandan bağı koparılarak, islam konusunda cahil bırakılan insanlara bunu kabul ettirirler.

Buna inanan, kurandan haberi olmayan cahillerde dine uygun yaşamada gevşek davranarak dini zafiyetlere düşerler ve ebedi cehennemlik olabilirler.

Halbuki, yukarıdaki tanımlara baktığımızda; Müslümanın kalbinde zerre iman olamayacağını, tam iman olacağını görürüz. İmanı zerre olarak yaşayan, yani bazı şeylere iman edip bazılarına iman etmeyenlerin Müslüman olamayacağını görürüz.

4-    Müslümanın, Allah’a tevekkül eden kişi olduğunu görürüz.

''Musa dedi ki: «Ey kavmim  eğer siz Allah'a iman etmişseniz  müslümanlarsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin.» (Yunus-84)

5-   Müslümanlık, insanın yaratılışından beri vardır. Adem peygamberimiz Müslümandır.

''Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik  derler.''(Kasas-53)

Hem Hz.Adem (A.S.M.)'den beri İslam'ın olduğunu ve hem de müslüman olduğunu görüyoruz. Sadece Muhammed Peygamber Efendimize bağlı olanlar Müslüman olup, diğerlerine semavi din mensupları demek yanlış olur. Çünkü; daha önce de müslüman idik diyorlar.

6-   Müslüman, kendisi içinde, yakınları içinde verilenlere şükreder. Yine kendisi içinde, kendinden gelenler içinde hidayeti ister. En sonunda Allah’a döneceğini bilir, kabul eder, razı olur.

''Biz insana ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet insan güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım''(Ahkaf-15)

Şimdi, buraya kadar anlatmaya çalıştığımız tanımı toparlayacak olursak, bunun tam bir Müslümanlığı ifade ettiğini görürüz.

o halde müslümanlığı bir cümle halinde anlatmaya çalışırsak;

MÜSLÜMAN, ALLAH’A TESLİM OLAN, PEYGAMBERLERİ ARASINDA FARK GÖZETMEDEN ONLARA VE KİTAPLARINA İMAN EDEN, İSLAMA TESLİM OLAN, ALLAHTAN BAŞKASINA TAPMAYAN, ŞİRK KOŞMAYAN, BAŞKA İLAHLAR OLMADIĞINI KABUL EDEN, ALLAH’A TEVEKKÜL EDEN, İSLAMIN TÜM İNSANLARA İNEN TEK DİN OLDUĞUNU KABUL EDEN, KENDİNE VE YAKINLARINA VERİLENLERE ŞÜKREDEN, İSYAN ETMEYEN, KENDİ VE SONRAKİLER  İÇİNDE HİDAYET İSTEYEN, ALLAH’A DÖNECEĞİNİ (Allah’ın her şeyi görüp bildiğini, hiçbir şeyin gizli kalmadığını, hesap gününde hesap vereceğini) BİLEN VE KABUL EDEN KİMSEDİR.

Şeklinde anlatabiliriz.

Halbuki, bazı durumlar tam bunları kapsamayabilir.

Müslümanlığın ilk zamanlarında, bunlar tam öğrenilip kabul edilene kadar bir zaman geçer. İşte bu zaman içinde, Müslümanlar kendilerinin, islama yeni girdiklerini, bildiklerinin iman ederek yaşanmış olacağına yetmeyeceğini bilerek hareket
etmeleri  gerekir.


Bu noktada şunu vurgulamak gerekiyor.  Kabul etmek, teslim olmak ile  iman etmek aynı şey değildir.

''Bedeviler iman ettik dediler. De ki iman etmediniz fakat teslim olduk (İslam olduk  boyun eğdik) deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Allah Gafur'dur  Rahim'dir'' (Hucurat-14)

İşte, yeni Müslümanlığa girenler, tam bir Müslüman olmak için yukarıdaki bütün özelliklere sahip olmalıdır. Aksi halde, Müslümanlığa girmekle beraber, yukarıdaki özelliklere sahip olmaya çalışmazlarsa, Müslüman olamayacaklarını görmeleri bilmeleri gerekir.

Çünkü Müslüman olmak başka, Müslüman kalmak ise bambaşka şeylerdir.  

İşte, Müslüman bu anlatılanlara sahip olan kimseler olurken, mümin ise Müslümanlıktan derece bakımından üstün olarak; sabır ve salatla bunları yerine getiren Müslüman olmaktadır.

Yani Müslüman, başlangıçtan itibaren eksiklerini giderecek davranışlarda bulunarak mümin olmaya çalışır. Mümin, iman eden demektir.

İman ise, Allah’a ve dediklerine inanmak, onlara uygun olarak yaşayarak bunu göstermek demektir.

Bu nedenle, amel imanın bir parçası olmaktadır. Amele dönmeyen iman sadece dilde kalan bir kabul olur ki, insanı mümin olmak bir kenara yukarıda anlattığımız gibi Müslümanlıktan da çıkarır.

Amel imanın, iman amelin gereği olmaktadır. Yoksa, imana dayanmayan ameller de Müslümanlıktan çıkarır.


Saygılarımla…
aorskaya



-------------------------
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2012, 04:36:55 ÖS Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672



8- Kuranın bütünlüğünü esas alanlara göre

“Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin” GAŞİYE 21-22 Ayetiyle birlikte BAKARA 256  ele alınır.
 
Müslüman olmayanlar İslam dinine girmeleri, İslam'a girmiş olanlar ise İslam'ı tatbik etmeleri konusunda zorlanamazlar İnanmayada amelede zorlanamazlar. Cüzi irade sahibi insan, Müslüman olmasada, olsada zorlanamaz. Bu konuda zorlama yapmak İslam' da olmayan bir şeydir ve Allah'ın; "dinde zorlama yoktur" ayetine muhaliftir. Kendisinin müslüman olduğunu söyleyenin, müslümanlığı kabul edilir ve hiçbir amel için zorlanamaz. İsterse namaz kılar, istemezse kılmaz. İsterse oruç tutar, istemezse tutmaz. İsterse, içki içer. Bunlarla büyük günahlar kazanır, yaptığı günahlarda kul hakkı varsa gerekli yaptırımlar ve cezalar uygulanabilir, bazı yasaklar getirilir ancak Kimse, kimseyi "şunu yap" veya "bunu yapma" diye zorlayamaz. Psikolojik, fiziksel, ekonomik, sosyal zorlamaların hepsi haramdır. Tebliğdede tatlı dil esastır, ayetlerle nasihatler verilir. Zorlamayla yapılan amelin değeri olmaz. Hatta zararlıdır, riyakarlar türetir.
İkrah zulümü getirir. Müslüman olan başka inançlarada zorlanamaz.
 
Kuran bütünlüğünü esas alanlardan olmak dileğiyle
Selam ve Duayla


Selamun aleyküm;

Gerçek (kuran) müslümanlığını kabul eden birisi olarak, yukarıdaki alıntı dışında olan anlatımlardaki rahatsızlıkların, kuranın terk edilerek, rivayetlerin din kabul edilmesinden kaynaklandığını söyleyerek, yukarıdaki alıntıya da "Kendisinin müslüman olduğunu söyleyenin, müslümanlığı kabul edilir" kısmı dışında tamamen katıldığımı ifade ederim.

Bana göre kendisinin müslüman olduğunu söyleyeni, sadece onun söylemiyle müslüman kabul etmem. Müslüman olarak, eğer yeni müslüman olmuş kimse olmadığını biliyorsam, müslümanım diyenin, iman esaslarına göre yaşayıp yaşamadığına bakarım.

Eğer, müslümanım demekle birlikte, örneğin ibadetleri özürlü olmadığı halde yapmıyorsa, onu müslüman kabul etmem. Çünkü, müslüman islama teslim olan demektir. teslim olanda islamda (zamanımızda kuran) olan her şeyi istendiği gibi yapmak demektir. Bu nedenle, kuranda olanlara uygun davranılmaması onun müslüman olmadığını gösterir.

Ancak, kendisi hala müslümanım diyerek, bunları pratiğe dökmeden yaşamaya devam ediyorsa, sadece kendisine müslümanlığın anladığı gibi olmadığını, kurana göre yaşamaya çalışırsa müslüman olabileceğini, aksi halde olamayacağını anlatırım.

Buna rağmen, aynı şekilde devam ederse, başka da şey söylemem. Ama, müslüman olarak kabul de etmem. Bana göre müslüman olmayınca; inaçları bakımından diğer kimselerden çok da farkı olmaz. Sadece beşeri ilişkiler bakımından ötekilere göre tercih edeceğim kimseler olabilirler.

saygılarımla
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 27 Temmuz 2012, 11:36:12 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


[Eğer, müslümanım demekle birlikte, örneğin ibadetleri özürlü olmadığı halde yapmıyorsa, onu müslüman kabul etmem. Çünkü, müslüman islama teslim olan demektir. teslim olanda islamda (zamanımızda kuran) olan her şeyi istendiği gibi yapmak demektir. Bu nedenle, kuranda olanlara uygun davranılmaması onun müslüman olmadığını gösterir.

kardeş bu cümlen dışında bende senin yazdıklarına tamamen katılıyorum. ama yukardaki yazına katılmama imkan yok. islamda ibadet Allahla kul arasındadır. bir müslüman başka bir müslüman kardeşini çok ibadet yapıyor diye çok sevmez veya az ibadet yapıyor diye az sevmez. bu gerçek islamın temelinde her zaman olması gereken bir ilkedir. siz bu ilkeyi çiğnerseniz bu sefer tüm ibadetler riya bataklığından kurtulamaz.

şahsen benim karşımdaki biri , Allah birdir ondan başka ilah yoktur hz. muhammed onun kulu ve elçisidir. kuranı kerim Allahın ayetleridir ve her kelimesine iman ederim dediği anda onu sadece müslüman olarak değil kardeşim olarak kabul ederim. ibadeti yapmışmı yapmamışmı azmı yapmış çokmu yapmış. bu kendisiyle Allah arasında olan bişeydir. [/color]hiç ibadet yapmamak , sevilmek saygı görmek için riya içinde yapılan ibadetten kat kat daha iyidir. çünkü riya şirkdir. ve rabbim kuranda affetmeyeceği tek şeyin şirk olduğunu açık açık yazmış. bir müslüman en başta şirkten kaçınmalı , şirkin en küçük yamağıda riyadır. riya her insana öyle veya böyle bulaşır. Allah bu hallerden bizleri gerçek kuran mümini müslümanları uzak eylesin.

saygılarımla..

Selamlar,

Senin katılmıyorum dediğin kısım, müslümanın tanımının yapıldığı kısımdır.

İbadet tabiki kişinin kendisi ile rabbimiz arasındadır. Ben ibadet etmelerine karışırım demedim zaten iyi anlamaya çalış. Ben, müslümanım demekle birlikte ibadetlerini özürsüz olduğu halde bilerek yapmayanlara müslüman denmeyeceğini, çünkü müslümanın teslim olduğu islamın yani kuranın tüm emirlerini yapmaya çalışması halinde tam bir müslüman olacağını söylüyorum
.

Müslümanlık sadece söylemle olmaz. Müslümanlık sadece diliyle kelimeyi tevhid getirmekle olmaz. Kelimeyi tevhidi anlamalı, Allah'ı anlamalı, başka ilahların olmadığına inandığını bunu yaşamındaki pratiklerle göstermekle olur.

Sen katılırsın yada katılmazsın, ama müslümanlık budur.

Riyayı falan neden karıştırıyorsunki bu anlatıma! Zaten samimi olmayan biri nasıl müslüman olabilir de ayrıca riyadan bahsedilsin...

Sadece İbadetlerin yapılmasından değil, bütün yaşamının kurana göre olmasından bahsediyorum. İbadetlerini kuranda istendiği ölçüde yapması müslümanlık için, kurtuluşu için yeterli iken daha fazla yapması halinde ise müminlik derecesi yükselir ve ödülü artar.

Ama, ibadetlerini bilerek az yapması, bazılarını yapıp bazılarını yapmaması onun imanla ilgili problemleri olduğunu gösterir.

Sana göre özürsüz olarak ibadetlerin terkedilmesine rağmen müslümanlık nasıl mümkün oluyor? Bunu da detaylandırmanı rica ediyorum.

İmanın sadece dille değil, pratik yaşamlada kanıtlanması gerektiğini imanın tanımından çıkaramıyormusun? İmanı sadece, dille söylemekten ibaretmi sanıyorsun?

selamlar
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 27 Temmuz 2012, 11:37:38 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


aorskaya kardeş ,

senin bu söylediğin zihniyet bin yıldan beri zaten var olan bi sistem. bu hacı hocalar ulema takımları kişilerin ibadetine bakarak azlığına çokluğuna göre insanları kafir veya müslüman ilan etmeye kalkıp kafir oldular.


Selamlar,
Dostum sen zihniyetleri birbirine karıştırmışsın!

Ben kuran merkezli bir zihniyete sahipken, sen tamda mezhepçi zihniyetlerin kabullerini bana yakıştırıp, birbirine karıştırmışsın.

Kuran merkezli düşünce; "Müslümanım diyen birisi, kuranda belirtilenlere göre yaşamıyorsa; müslümanım diyemez" diyerek, nasıl yaşadığına karışmaz.
Mezhepçi zihniyet ise; "kalbinde zerre iman olan birisi, hiç bir şey yapmasa bile cennete gider" der.  Yine mezhepçi zihniyet; kuranı terk ederek, kurana ters olan rivayetlere göre dini yaşamaya çalışır. Bunun yanlış olduğunu ikaz eden, kurancı zihniyeti ise, peygamber, sünnet düşmanı, kafir, dinsiz ilan eder ve kafirlere savaş açılmasını, onların zorla ya dine girmelerinin yada katlinin sağlanmasını şart görürler.

Aradaki farkı anlayabilirsin umarım!

Dikkat et yalnız, onlar rivayete göre din yaşamayı yanlış bulanları kafir ilan eder, kuran merkezli zihniyet ise; kuran dışı kaynaklara göre yaşamayı "islam dışı yaşam" kabul eder. Kurana göre yaşamaya çalışmayana "müslüman değildir" demek kişiyi kafir yapmaz, doğrucu yapar.

Daha önce de dediğim gibi; sadece" inanıyorum" diye söylemekle hem iman olmaz, hem de müslüman olunmaz. "Müslüman, inandıklarını yaşayarak gösteren kişidir."


yine diyorum bir kişi tabiki elinden geldiğince kurana göre yaşamaya tabiki çalışması gerekir. ama imanı olan bi müslümanın cennetlikmi cehennemlikmi olacağına sadece Allah cc karar verir.

Sen ne dediğinin farkındamısın? Sözlerinden; "İmanın ne olduğunu tam bilmediğin" anlaşılıyor. İmanı olan müslüman, mümin demektir ve cennetliktir. Bunu, kurana bakan ve okuduğunu anlayabilen herkes görür, bilir.

İmanlı birinin, cennetlikmi yoksa cehennemlikmi olduğunu imanı tam bilmeyen birisi söyleyebilir! Sen de ya imanı bilmiyorsun yada söylemek istediğin farklı bir şeydi yazıya tam dökemedin!


insan insanın ibadetlerine bakarak müslüman veya değil damgası vuramaz. itikadi meselelerde sıkıntı olması durumunda bu dediğin olur ancak.

Tabiki, insanlar başkasının ibadetlerine bakarak, müslüman yada değildir damgası vuramaz, vurmamalıdır.  Ama, dikkat et damgalamaktan bahsediyoruz, tanımlamaktan değil. İslamı yaşamayan birinin müslüman olmayacağını rabbim tanımlıyor ben yada başkası değil. Ben de ibadetleri bilerek yapmayan birinin bu tanıma girdiğini söylüyorum sadece, damgalama yapmıyorum.

Kaldıki, kişiyi ibadetlerine bakarak kategorize edersek, yanılma ihtimalimizde yüksek oranlarda olur. İbadet yaparken gördüğümüz biri, göstermelik ibadet yapıyor olabilir, münafık olabilir ve biz ibadetine göre müslüman diye damgalarsak yanılabiliriz.

Nitekim, münafıkların çoğu bizzat sahabenin içine karışarak ibadetlerini yapan (gözüken) kimselerdi. Bunlara bakarak karar müslüman yada değil diye kabul edemeyiz ama, ibadetini yapmayanı "müslüman değildir" diye kesin olarak tanımlayabiliriz. Çünkü, bize bu hakkı bizzat kuran vermektedir.

misal adam dediki Allaha inanıyorum ama peygamberlere inanmıyorum, veya kurana inanmıyorum veya ahirete inanmıyorum , veya reankarnosyana inanıyorum gibi şeyler kişiyi imandan çıkaracak şeylerde tabiki sana katılıyorum.

Tamam, ama yetmiyor. Senin acil bir şekilde iman ve müslüman kavramlarını yeniden anlayıp, öğrenmen gerekir. Üzerinde birazcık düşünürsen, müslümanım dediği halde, rabbimizin emirlerini yapmayanların, rabbimize asi geldiğini anlayabilirsin değilmi?

ancak ibadet konularında sana kesinlikle katılmıyorum , mesela bana kuranda namazını kılmayanların veya orucunu tutmayanların veya hacca gitmeyenlerin veya kuran hatim etmeyenlerin , aklına gelecek herhangi bir ibadeti söyle işte , bunlardan birini yapmayınca o kulunun cehennemlik olduğunu bildiren TEK BİR AYET VARMI ?

Sevgili kardeşim,

Rabbimiz hep "aklınızı kullanın" derken siz neden en ufak bir şekilde akıl kullanma, mantık yürütme ihtiyacı duymazsınız anlamak zor! Sen, aklını çalıştırsaydın, biraz sağlıklı düşünebilseydin yukarıdaki sözleri edemezdin!

Nasıl senin gibi iddialı birisi, kurandan böyle bir şey isteyebilir? Neden tek, tek namazı kılmayana şu ceza, orucu tutmayana bu ceza densinki?


Kısaca "iman edin, aksi halde şiddetli azaba hazırlanın" şeklinde denerek, nasıl iman edileceği kuranda açıklanır. Bu her konuya tek tek cevap vermek yerine, bütün emre karşı gelmelerin sonuçlarını anlatan en kısa, en basit, en anlaşılır bir cevaptır.

Dikkat et, bunu rabbimiz söylüyor. Zaten, insanlar yazacak olsalardı, işte seninde dediğin gibi her konunun ayrı ayrı cezasını yazmak zorunda kalırlardı. Kitabın rabbimiz katından olduğunun farkında olmadan kanıtlanmasını aracı oldun bak...

Şimdi bu kısımda ben sana iki örnek vereceğim. İnşallah bu örneklerden sonra, hangi hatalara nasıl düştüğünü göreceksindir.

1- Dine gitmeye gerek duymadan basit bir mantıksal örnek verelim.

sen bir holding de pazarlamacılık yapan birisisin. Sana amirlerin, müdürlerin tarafından; "yapman için patronundan bir takım emirler" iletilsin. Şimdi; Sen, "pazarlamacı olarak görevinin sana iletilen emirleri yapmak olduğunu bildiğin ve buna inandığın halde" patronun emirlerini yapmamış ol!

Bu durumda nasıl gelişmeler olabilir, tahmin edebiliyorsun değilmi?

Senin işine son verilirince, sen aynı holdingde pazarlamacı olabilirmisin? Sen; "ben patronun emirleri olduğuna ve yapmam için bana iletildiğine inanıyorum, ama yapmasam da ben pazarlamacıyım, beni emirleri yapmasamda pazarlamacı kabul etmelisiniz" diyebilirmisin?

Sen şimdi, bu emirleri yapmayarak, aynı holdingte pazarlamacı kalabileceğine inanıyormusun? İnanabiliyorsan; rabbimizin emirlerini yapmadığın halde müslüman kalabileceğine de inanmanı normal karşılarım. (Ama, ben ikinciye inanmanı normal karşılarım, senin normal olduğunu kabul etmem o ayrı.)

2- Şimdi de senin istediğin gibi, kurandaki anlatımlarla emirlere karşı gelince neler olduğunu görelim.

Meleklere, Adem'e secde emri verildiğinde, secde etmeyen iblisin, makamından nasıl kovulduğunu, lanetlendiğini hatırladık değilmi? Şunu da hatırlayalım o zaman:

İBLİS, ALLAH'I BİLMEYEN, ALLAH'A İNANMAYAN BİRİSİMİYDİ?

İblis, elbette Allah'a inanıyordu, hepimizden iyi Allah'ı biliyordu. Ama, buna rağmen emrine karşı geldi. Emre karşı gelene kadar üstün mevkilerde olan iblis; emre karşı gelince (ve tövbe ile kendini düzeltmeyince) nasıl makamından indirilip, kovulan şeytana dönüştürüldü değilmi?

Şimdi, bunun için ayetleri yazmama gerek yok değilmi?

Peki, emire karşı gelen iblisi makamından kovan ve cehennemlik yapan rabbimiz, emirlerine karşı gelerek onları yapmayan kimseleri müslüman kabul edip, acaba cennetine koyarmı?

İblis örneğini hatırlayarak, hala nefes alabiliyorken; hemen samimi bir tövbe ile artık aklımızı kullanarak, kurana göre yaşamaya çalışalım inşallah.

gerçek kuran mümini olan birisi bence kesinlikle başka kişilerin ibadetlerinin peşine düşmez , ancak kendi ibadetlerinin peşine düşer.

Kurana göre müslüman tanımının ne olduğunu açıklayan birisi, başkalarının ibadetlerinin peşine düşmüş olmaz zaten. O; sadece gerçeklere göre olması gerekeni söyler, sonra kendi gerçeklerine bakar, kurana göre ne kadar yaşayabildiğini anlamaya çalışır ve kurandan eksiklerini kapatarak hayat
sürer.


gelelim sorularına vereceğim cevaplara ,

1 - evet bir müslüman özürsüz olarak ibadetini terkederse pek tabiki müslüman olmaya devam eder. en katı kurallara sahip mezheplere göre bile böyle iken , senki kuran mümini birini olduğunu söylüyorsun. nasıl bu cümleyi söylüyorsun aklım almadı. bu cümlen kanımı dondurdu resmen !

Bak, kardeşim seni kırmak istemiyorum ama sen de artık sapla samanı birbirine karıştırdığını gör, hatanı anla, bilmeden yazma!

Kuranı azıcık bilen birisi, samimi olmak şartıyla; özürsüz ibadetin terk edilemeyeceğini, aksi halde bilerek bunun yapılmasının rabbimizin emirlerine karşı gelmek olduğunu ve tövbe dilip düzeltilmezse dinden çıkıldığını bilir.

Birde; " en katı kurallara sahip mezheplere göre bile böyle iken" demişsin. Zaten,  "zerre iman olan birisi, hiç bir şey yapmasa bile (geçte olsa) cennete gider" diyen mezhepçi anlayıştır, kurana ters olsa dahi rivayetler dini yaşayanlarla, imanı bilmeyen cahiller ve imansızlardır.

Çünkü, böylesi bir din anlayışı işlerine gelmektedir. Onlar ancak, kafalarındaki dini ararlar, kurandaki dini değil. Kuran, Allah'ın emirlerine karşı geleni, müslüman, mümin kabul etmez, cennete göndermez, böylelerini cehenneme gönderir.

Şimdi, kanının donması geçtiyse, hemen kendini gözden geçir diyorum....


2 - dinimizde imanın şartları bellidir. iman için dil ve kalbin tasdiki yeterlidir. uygulamalara gelince her zaman farklılık gösterir. uygulamada pek tabiki müminin takvaya bağlı olarak , işlediği salih amellere bağlı olarak dereceleri farklı olur. ama imanı olan birine ve bunu dil ve kalp ile tasdik etmiş birine. hiç kimse müslüman değilsin diyemez.

iman için dil ve kalbin tasdiki yeterlidir.buyurmuşsun!

Dil ile söylemenin yeterli olacağına dair, kurandan delillerle ispatını istersem ne yapacaksın?

Bırak artık şu cahil cesaretiyle yazmayı! Yazın kendi içinde bile çelişik...

Dille söylemenin yetersizliğini uzunca anlattım. Ama, sen şu kalple tastiğin nasıl olduğunu, kalple tastikten ne anladığını söyleyebilirmisin?

kalple tastik; inandım denen şeyin hayata geçirilmesi ile gösterilmesidir. Bunu da anlamaya çalış lütfen...



hem unutmaki , bazen gülmekde ibadettir , bir insana iyilik yapmak , bir ağaç dikmek , yalan konuşmamak , hakka şahitlik etmek , içinde kin beslememek , ailesi için helal bi iş bulup çalışmakda ibadettir. kurandan bir ayet okumuk , bir kimseye kuran öğretmek , çevresindeki kişilere kurandan ayetler okumak ve daha bunun gibi nice senin benim bilemediğim ama rabbimin huzurunda ibadet sayılacak işler vardır. o yüzden hiç kimse Allah cc nin işine kalkıpda mizan gününü samanyolu tv deki münafıkların yaptığı gibi dünyada kurmaya ve , kişileri cennetlik cehennemlik yapmaya daha bu dünyada kalkmasın. tek bir hesap günü var o gününde ne zaman olduğu belli ve kimin o hesabı yapacağıda belli. bundan ötesi iddalarda bulunmak insanı itikadi problemlere sokar benden seni uyarması..

Bu kısma hiç bir şey yazmayı düşünmüyordum ama, son anda dikkatimi çekti. bazen gülmekde ibadettir demişsin.

Gülmenin ibadet olduğunu nerden çıkardın? İbadeti sen ne sanıyorsun? Gülmek, insani bir olgudur, ihtiyaçtır. Gülmek ibadetse, ağlamak, yatmak, kalkmak, kısaca insanın bütün yapacağı şeyler ibadet olmalı bu mantıkla!

Ama, bazı yapılanların ibadet değil, suç olduğunu bildiğimizden, gülmenin ibadet olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz... Bunlara gerek yok kardeşim...

Din kurandan konuşulmalı, halkın nerden yerleştiği bilinmeyen kabullerinden değil...

selamlar
aorskaya



-------------------------
« Son Düzenleme: 27 Temmuz 2012, 01:51:40 ÖS Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


karşındaki insan sıkıntıdaysa , onun moralini düzeltmek için ona güler yüz gösterip onuda güldürüyorsun , veya gurbete gelmiş yabancı birine güler yüz gösterip ilgi gösteriyorsan bu ibadettir. hemde güzel bi ibadettir. ya Allah aşkına böyle basit tartışmalara girmiyelim ya. islamı hepten şekil dinine soktular sende o çizgide gidiyorsun. islam gönül işidir sevgi işidir. insanların gönüllerine sevgilerine karışmayın.

tekrar tekrar yazıyorummmm

DİNDE ZORLAMA YOKTUR.

velev ki o kişi kendini müslüman mı görüyor o halde müslümandır. ne olmak istiyorsa odur. kimse kimsenin inancına gönlüne karışmasın lütfen. biraz kuranın mesajını doğru alalım. ilk okul çocuklarının bile anladığı bir cümleyi koca koca adamlar anlasınlar artık.

gelelim kuranda müslümanlık müminlik nedir konusuna. dediğiniz şeyleri zaten biliyordum. ama önceki ibadetlerle ilgili konumuzla bi alakası yok bunun.

bide hz. ömer gibi bi çok sahabe bile ömürlerinin sonlarına doğru nasıl öleceklerini bilmedikleri için korku duydukları anlatılırken ve bilinirken. hangi küstah bu devirde çıkıpda ben cennetliğim diye dolaşabilir ? islam dini emin olmakla , korku arasında bir dindir. ne cehennemliğim diye üzüleceksin ne cennetliğim diyecek sevineceksin. daha kuranın bu özünü bile anlamamışsın malesef , sen istediğin kadar kendini cennetlik gör , ben savaşımı ve çekincemi son nefesime kadar verecem. hem unutma bütün bi ömür müslüman olupda ömrünün sonunda imanını şeytana kaptırmakda var. o yüzden yerinde olsam öyle emin cümleler kurmazdım.


-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


karşındaki insan sıkıntıdaysa , onun moralini düzeltmek için ona güler yüz gösterip onuda güldürüyorsun , veya gurbete gelmiş yabancı birine güler yüz gösterip ilgi gösteriyorsan bu ibadettir. hemde güzel bi ibadettir. ya Allah aşkına böyle basit tartışmalara girmiyelim ya. islamı hepten şekil dinine soktular sende o çizgide gidiyorsun. islam gönül işidir sevgi işidir. insanların gönüllerine sevgilerine karışmayın.

tekrar tekrar yazıyorummmm

DİNDE ZORLAMA YOKTUR.

velev ki o kişi kendini müslüman mı görüyor o halde müslümandır. ne olmak istiyorsa odur. kimse kimsenin inancına gönlüne karışmasın lütfen. biraz kuranın mesajını doğru alalım. ilk okul çocuklarının bile anladığı bir cümleyi koca koca adamlar anlasınlar artık.

gelelim kuranda müslümanlık müminlik nedir konusuna. dediğiniz şeyleri zaten biliyordum. ama önceki ibadetlerle ilgili konumuzla bi alakası yok bunun.

bide hz. ömer gibi bi çok sahabe bile ömürlerinin sonlarına doğru nasıl öleceklerini bilmedikleri için korku duydukları anlatılırken ve bilinirken. hangi küstah bu devirde çıkıpda ben cennetliğim diye dolaşabilir ? islam dini emin olmakla , korku arasında bir dindir. ne cehennemliğim diye üzüleceksin ne cennetliğim diyecek sevineceksin. daha kuranın bu özünü bile anlamamışsın malesef , sen istediğin kadar kendini cennetlik gör , ben savaşımı ve çekincemi son nefesime kadar verecem. hem unutma bütün bi ömür müslüman olupda ömrünün sonunda imanını şeytana kaptırmakda var. o yüzden yerinde olsam öyle emin cümleler kurmazdım.

SELAMLAR,

Sen de hüseyn'in değişik bir versiyonu olmakta hız kesmeden devam ediyorsun!

1- Sen, modasal anlayışla din yaşayanları, takım tutar gibi din tutanları islamla ilişkinlendirmek istiyorsan, buyur devam et.

Sana, kurandan islam, müslüman, mümin ile ilgili delillerle anlatımlar yapıyorum, bizzat iblisin düştüğü örnekle biraz dikkatini toplamaya çalışıyorum, sen kalkmışsın;" islamı hepten şekil dinine soktular sende o çizgide gidiyorsun. islam gönül işidir sevgi işidir. insanların gönüllerine sevgilerine karışmayın." DİNDE ZORLAMA YOKTUR. diyorsun...

Herkes, her türlü yaşar, sorulunca da ona uygun yaşayıp yaşamadığını bir an için bile düşünme ihtiyacı duymadan ben şuyum, buyum, ben müslümanım der...

Müslümanlık dışındakiler için bir şey diyemem ama, müslümanım derse, müslüman olmadığı hatırlatılır. 

Bırak buradaki tek başına yeterince uzun sayılabilecek bir yazımı, Her hangi bir yerdeki, herhangi bir yazımdan bunu yazdığımı göremezsin. bırak yazmayı imasını bile göremezsin.

Tutarlı ol, dinden yazıyorsan kurandan delillerinle yaz. oaldır, küldür, din gönül işidir diye islamı hafife alma... Sen nasıl inanırsan inan, nasıl yaşarsan yaşa ama, bunu başkalarına islam şudur diye anlatırsan, yanlışın en uygun dille sana anlatılır.

2- hangi küstah bu devirde çıkıpda ben cennetliğim diye dolaşabilir ? islam dini emin olmakla , korku arasında bir dindir. ne cehennemliğim diye üzüleceksin ne cennetliğim diyecek sevineceksin. daha kuranın bu özünü bile anlamamışsın malesef , sen istediğin kadar kendini cennetlik gör , ben savaşımı ve çekincemi son nefesime kadar verecem. hem unutma bütün bi ömür müslüman olupda ömrünün sonunda imanını şeytana kaptırmakda var. o yüzden yerinde olsam öyle emin cümleler kurmazdım. demişsin.

Burada iyice saçmalamışsın. Yazımdan alıntıla hadi bu iddialarını! Nerede kendimi garantide gördüğümü yazdığım kısmı buraya yaz bakalım...

Kocaman bir yazıyla sana hataların gösterilince, onları düzeltip teşekkür edeceğine, genel, geçer konular açıp, suya sabuna dokunmayan laflarla konuyu geçiştirme...

Böyle yapmaki bir daha sefere seni ciddiye alabilelim.

İnşallah bundan sonra, yazılarına dikkat eder, kendine de kuranı anlamak ve yaşamak için şans tanırsın...

selamlar
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


]Sen ne dediğinin farkındamısın? Sözlerinden; "İmanın ne olduğunu tam bilmediğin" anlaşılıyor. İmanı olan müslüman, mümin demektir ve cennetliktir. Bunu, kurana bakan ve okuduğunu anlayabilen herkes görür, bilir.

İmanlı birinin, cennetlikmi yoksa cehennemlikmi olduğunu imanı tam bilmeyen birisi söyleyebilir! Sen de ya imanı bilmiyorsun yada söylemek istediğin farklı bir şeydi yazıya tam dökemedin

buyur alıntıla demişsin alıntılıyorum.



-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


Bu arada seni şu konuda anlıyorum anlamadığımı zannetme. diyorsun ki millet kuranı okumakla kalmasın sadece , veya sadece okuyor diye müslüman olmasın. okuduğu kuranı hayatına geçiren müslüman kabul edilsin diyorsun. ama yanılıyorsun. kuranın tamamını hayatına geçiren derece olarak zaten kat kat üstün kişidir. ama şu devirde tamamını kim hayatına geçiriyorki ? daha kurandan namazın vakitlerini bile tam bir mütabakatlıkla bulunamamışken nasıl olurda böyle kesin sınırlar çizebilirsin anlamıyorum.

bak mesela şirk koşmamak imanın şartlarından dimi. Allaha inanmak kısmının nasıl inanılacağı ile ilgili babından imanın şartıdır.

ve kuranda Allah cc ne diyor ?

ben dilediğim kulun bütün günahlarını bağışlarım diyor , yalnızca şirk günahına bulaşanlar müstesna diyor dimi ?

yani imanı öyle basit bişey sanma. belkide gün gelecek bir mümini yalnızca imanı kurtaracak devirlere gelicez. o yüzden iman konusu sadece hocaların alim ulemeların uydurmaları değil. hakikatende önemli bir mevzudur. alimlerin yanlış fikirlerine karşıyım tabiki. ama doğru gördüğüm fikri olursada doğru derim. bu beni mezhepçi çizgiye sokmaz diye düşünüyorum. Allah cc. bile ibadetleri vaktinde yapmış yapmamış affedebilirim derken. insanlara ne oluyorda birbirleri hakkında hüküm vermeye kalkıyor ki. yine diyorum. ibadet konuları Allah cc ile kul arasındadır. bir kul riya ilemi yapıyor. kalp ilemi yapıyor. sahih bir ibadetmi yapıyor bunu yalnızca Allah bilir. çünkü gönüllerde olanı Allah bilir. o yüzden kimse kimsenin ibadetine karışmasın ben her zaman karşıyım buna..

selametle..


-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


]Sen ne dediğinin farkındamısın? Sözlerinden; "İmanın ne olduğunu tam bilmediğin" anlaşılıyor. İmanı olan müslüman, mümin demektir ve cennetliktir. Bunu, kurana bakan ve okuduğunu anlayabilen herkes görür, bilir.

İmanlı birinin, cennetlikmi yoksa cehennemlikmi olduğunu imanı tam bilmeyen birisi söyleyebilir! Sen de ya imanı bilmiyorsun yada söylemek istediğin farklı bir şeydi yazıya tam dökemedin

buyur alıntıla demişsin alıntılıyorum.
Ne yapıyorsun sen böyle? Burada alıntıladığın kısma katılıyormusun, itirazınmı var? Neden bunu yazmıyorsun. Sana, "yanlış gördüğün yerleri alıntıla ve alıntıdan sonra şu nedenle yanlıştır" diye yazabil denmiştir.

Yoksa, bu yaptığın anlamsız olmaktadır.
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


Bu arada seni şu konuda anlıyorum anlamadığımı zannetme. diyorsun ki millet kuranı okumakla kalmasın sadece , veya sadece okuyor diye müslüman olmasın. okuduğu kuranı hayatına geçiren müslüman kabul edilsin diyorsun. ama yanılıyorsun. kuranın tamamını hayatına geçiren derece olarak zaten kat kat üstün kişidir. ama şu devirde tamamını kim hayatına geçiriyorki ? daha kurandan namazın vakitlerini bile tam bir mütabakatlıkla bulunamamışken nasıl olurda böyle kesin sınırlar çizebilirsin anlamıyorum.

Yine anlamamışsın!

hayır, kardeşim isterse okumakla, isterse de okumadan da kalsın... bana ne... ister hayatına geçirsin, her şeyini kurana göre yapsın! sevinirim, ama bana yine faydası yok...

Ben, sadece islamın ifadelerini, anlatımlarını, tariflerini ortaya koymak gerekir, başkaca baskıya, tehdite falan gerek yoktur diyorum. Herkes, istediği gibi yaşasın, herkes kendine ne dersi desin, o beni ilgilendirmez, ama herkesin durumu biliniyorsa, o duruma göre islam ne diyor o beni ilgilendirir. Duruma göre insanların ne dediklerine değil, kuranın ne dediğine bakılmalıdır, o ortaya konmalıdır diyorum.

yani imanı öyle basit bişey sanma. belkide gün gelecek bir mümini yalnızca imanı kurtaracak devirlere gelicez. o yüzden iman konusu sadece hocaların alim ulemeların uydurmaları değil. hakikatende önemli bir mevzudur. alimlerin yanlış fikirlerine karşıyım tabiki. ama doğru gördüğüm fikri olursada doğru derim. bu beni mezhepçi çizgiye sokmaz diye düşünüyorum. Allah cc. bile ibadetleri vaktinde yapmış yapmamış affedebilirim derken. insanlara ne oluyorda birbirleri hakkında hüküm vermeye kalkıyor ki. yine diyorum. ibadet konuları Allah cc ile kul arasındadır. bir kul riya ilemi yapıyor. kalp ilemi yapıyor. sahih bir ibadetmi yapıyor bunu yalnızca Allah bilir. çünkü gönüllerde olanı Allah bilir. o yüzden kimse kimsenin ibadetine karışmasın ben her zaman karşıyım buna..
selametle..

yani imanı öyle basit bişey sanma. belkide gün gelecek bir mümini yalnızca imanı kurtaracak devirlere gelicez. demişsin.

Şu yazdıklarından senin imanı;  "inandığını yapmaya gerek duymadan sadece inanmak"  olarak bildiğin anlaşılıyor. Bunun için rahatlıkla, belkide gün gelecek bir mümini yalnızca imanı kurtaracak devirlere gelicez. diyebiliyorsun.

Kardeşim, sen bu başlıkta yazılan yazıları okuyarak, imanın ne olduğunun anlatıldığını görme zahmetine bile girmeden burada iman anlatımında bulunuyorsun.

İman, sadece kuru kuru inanmak değildir. İnandığın şeyin gereğini yaparak da göstermendir, kanıtlamandır. Onun için yalnızca imanı kurtaracak demen çok yanlış... Çünkü; imanı dediğim gibi olan birisi, zaten yapacağı şeyleri yapmaya çalışıyor demektir. O zaman imanı zaten onu kurtaracaktır. yalnızca imanı denmesine gerek yoktur, zaten iman yanında başka şey istenmemektedir.

Sen, daha iman nedir, onu bile tam kavramadan burada yazıp, bizi zora sokuyorsun...

Yazmadan önce, o konuda anlatılanlar bir bak da ondan sonra konuya müdahil ol...

selam
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 497

Sözlerin en güzeli Kurandır.. ( ZUMER 23 )


Ben, sadece islamın ifadelerini, anlatımlarını, tariflerini ortaya koymak gerekir, başkaca baskıya, tehdite falan gerek yoktur diyorum. Herkes, istediği gibi yaşasın, herkes kendine ne dersi desin, o beni ilgilendirmez, ama herkesin durumu biliniyorsa, o duruma göre islam ne diyor o beni ilgilendirir. Duruma göre insanların ne dediklerine değil, kuranın ne dediğine bakılmalıdır, o ortaya konmalıdır diyorum.

bu yazdıklarına aynen katılıyorum. madem bu şekilde düşünüyorsun bu konuda mutabığız o zaman seninle. çünkü benimde demek istediğim buydu zaten.

saygılar kardeş..


-------------------------

-------------------------
-Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim
-Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."
- Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular."

furkan süresi 28-30
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 03 Eylül 2014, 01:37:15 ÖÖ
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor