Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
02 Eylül 2014, 06:16:35 ÖÖ
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
Bir insanın müslüman olmasına vesile olmak  (Okunma Sayısı 5984 defa)
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 113


Yurtdışındaki cemaat okullarını destekleyip,yardımda bulunan cemaat mensubu arkadaşlarla yaptığımız konuşmalarda,okullarda okuyan öğrencilerin,müslüman hocalara bakarak onlardan etkilenmeleri sonucu islama ısınmaları ve müslüman olmalarının söz konusu olduğunu söylüyorlar.Bundan dolayı onlara göre bir insanın müslüman olmasına vesile oldukları için çok önemli yapılan bir iş var ortada..

      Biz ordaki insanların birinin dahi müslüman olmasına vesile olursak bu ahirette bize yeter...!!
   
      Dünyanın bütün zenginlik ve servetleri bir tarafa (iyilik ve hayırlar manasında)Bir insanın müslüman olmasına vesile olmak bir tarafa..! diyerek okullara destek olmanın faziletinden bahsediyorlar...

     Bende Kuran-ı Kerim de bununla ilgili ayetler var mı diye araştırdım.Yani bir insanın müslüman olmasına vesile olmanın önemini ve değerini anlatan bir ayet,bunu teşvik eden,bunu yapanları cennetle müjdeleyen bir ayet.Böyle bir ayet bulamadım.(Gözümden kaçmış veya anlamamış da olabilirim yada yeteri kadar araştırmamış )Siz biliyorsanız lütfen bilgilendirin...


      Buna karşılık bunun tersi görüşteki ayetler var.EN'am suresi 35. ayet :Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse ,gücünde yetiyorsa yerde bir tünel açar yahut göye merdiven dayar bir mucize getirirsin.Allah emretseydi onları doğru yolda toplardı.Sakın bir cahillik yapma..

İnsanların müslüman olmaları için gayret gösteren,onların islama girmelerini isteyen Efendimizi Allah uyarıyor ,ben isteseydim hepsini müslüman yapardım,sen üzülme diyor.
  Başka bir ayette onların islama girip girmemelerinden sen sorumlu değilsin diyor.

     Peygamber efendimiz mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden 3 kişiyle onları islama ısındırmak ve müslüman olmalarına ikna etmek için uğraşırken,bir kör (A.Ümmü Mektum) geliyor ve sohbeti bozuyor.Peygamberimize soru soruyor.Peygamberimiz buna kızarak suratını asıp kalkıp gidiyor.Bu olay üzerine Abese suresi iniyor.İlk ayetlerinde Allah ü Teala peygamber efendimizi azarlıyor ve "Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün,o kör sana geldi diye.Ne biliyorsun belki o kendini geliştirecekti veya bilgi edinecekti.,o bilgi ona yarayacaktı.Sana ihtiyaç duymayan adama gelince Onun kendini geliştirmemesinden(arınmamasından)sana ne..Sen mesul değilsin..""1-7.ayet..

         O insanlarla peygamberimizin neden uğraştığını Allah biliyor,ama sen mesul değilsin bırak diyor.Benim anladığım kadarıyla baştaki yazımda dedikleri gibi bir insanın müslüman olmasına vesile olmak,bütün iyiliklere bedel,cennete girmeye vesile olacak bir durum değil.Eğer öyle olsaydı Allah ın peygamberimizi azarlamaması  ve mesela "sen köre iyi davran ve ilgilen ama insanların arınması ve müslüman olması için gayret et bu çok değerlidir" demesi gerekirdi.Ben böyle bir sonuç çıkardım,doğrusunu Allah bilir.Sizin bu konuyla ilgili görüşleriniz nedir arkadaşlar,hayırlı akşamlar....

     


       



       


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 20


 Selam
Asr süresi sana cevap veriyor aslinda, hidayet kisinin istemesiyle Allah`in ona vermesidir, yani senin tavsiye etmek disinda yapabilecegin bisey yok Allah bu tavsiyeye sevap yaziyor kisi islama girsin veya girmesin.


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


Allah'ın selamı üzerinize olsun.

Sevgili kardeşim,

Yazınızda doğrularınız olmakla birlikte; daha çok, aracılık etme (vesile olma) ile sorumluluk hissetme durumlarını karıştırdığınız ve bu nedenle yanlışlara düştüğünüz görülmektedir. Yazınızı maddeler halinde cevaplayarak yanlış ve doğrularınızı göstermeye çalıştım.

Bundan dolayı onlara göre bir insanın müslüman olmasına vesile oldukları için çok önemli yapılan bir iş var ortada..

Bir insanın Müslüman olmasına vesile olmak islamda çok önemlidir. Ancak herşey demek değildir.

Biz ordaki insanların birinin dahi müslüman olmasına vesile olursak bu ahirette bize yeter...!!

Bir insanın sadece başkasının Müslüman olmasına vesile olması ahiret için yeterli değildir.

İnsanın önce kendisin tam olarak iman etmesi; yani tam bir Müslüman olması islamı (kuranı) yaşayarak gösterebilmesi gerekir.

Kendisi, yaşamını kurana ters şekilde gerçekleştirmişse; çok sayıda kimseyi Müslüman da yapsa gideceği yer cehennemdir.

Çünkü kişiler önce kendi yaşadıklarından; “kurandan” sorulacaklardır.

Dünyanın bütün zenginlik ve servetleri bir tarafa (iyilik ve hayırlar manasında)Bir insanın müslüman olmasına vesile olmak bir tarafa..! diyerek okullara destek olmanın faziletinden bahsediyorlar...

Kendileri de kurana göre yaşamaları şartıyla dedikleri doğrudur. Kendi kurana ters yaşarsa; bu dediklerinin kendine faydası olmaz.

Bende Kuran-ı Kerim de bununla ilgili ayetler var mı diye araştırdım.

Yani bir insanın müslüman olmasına vesile olmanın önemini ve değerini anlatan bir ayet,bunu teşvik eden,bunu yapanları cennetle müjdeleyen bir ayet. Böyle bir ayet bulamadım.(Gözümden kaçmış veya anlamamış da olabilirim yada yeteri kadar araştırmamış )Siz biliyorsanız lütfen bilgilendirin...


Bu vesile olmanın önemini gösteren ayetler çoktur. Aslında kuranın kendisi de bunun için araçtır. Peygamber efendimizin görevi insanların Müslüman olmalarını sağlamaktır.

Ama, zorlama da bulunmadan, sadece islama davet ederek, islama girerse kaznçlarını, girmezse kayıplarının neler olduğunu müjdeleyerek olmaktadır. Bu nedenle, peygamberimizle ilgili ayetler bunun delilidir.

Buna karşılık bunun tersi görüşteki ayetler var. EN'am suresi 35. ayet :Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse ,gücünde yetiyorsa yerde bir tünel açar yahut göye merdiven dayar bir mucize getirirsin. Allah emretseydi onları doğru yolda toplardı.Sakın bir cahillik yapma..

Bu ayet yada başka ayetler; birinin başkalarını Müslüman yapmaya vesile olmasını yanlış bulmaz.

Bu ayet, sadece Müslümanlığa davet ettiği halde, Müslüman olmayanların durumuna üzülen peygamberimize, sen görevini yap, Müslümanlığa davet et, ancak onların yüz çevirmeleri seni ilgilendirmesin.  Sen onların vekili değilsin, sadece açıkla, tebliğ et, davet et.  Gerisini bana bırak, onların hesabını ben göreceğim ayetlerinin benzeridir.

Peygamberimiz görevini yaparken, zaten insanların Müslüman olmasına vesile oluyordu.

İnsanların müslüman olmaları için gayret gösteren, onların islama girmelerini isteyen Efendimizi Allah uyarıyor ,ben isteseydim hepsini müslüman yapardım,sen üzülme diyor.
Başka bir ayette onların islama girip girmemelerinden sen sorumlu değilsin diyor.


İnsanları Müslüman yapma çabaları için değil, Müslüman olmayanlara üzülmesini ikaz ediyor.  Başka ayetteki, onların dine girmemesinde sorumlu olmayacağı ise peygamberimize verilen görevin sınırları bakımından doğrudur.

Peygamberler tebliğini, açıklamasını yaparak davet ederler, insanlarda girere yada girmezler. Bunun sorumlusu peygamberler değil insanların kendileri olurlar.

Burada da tebliğ ve açıklama ile vesile olmaya ters bir durum yoktur.
 
Peygamber efendimiz mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden 3 kişiyle onları islama ısındırmak ve müslüman olmalarına ikna etmek için uğraşırken,bir kör (A.Ümmü Mektum) geliyor ve sohbeti bozuyor.Peygamberimize soru soruyor.Peygamberimiz buna kızarak suratını asıp kalkıp gidiyor.Bu olay üzerine Abese suresi iniyor.İlk ayetlerinde Allah ü Teala peygamber efendimizi azarlıyor ve "Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün,o kör sana geldi diye.Ne biliyorsun belki o kendini geliştirecekti veya bilgi edinecekti.,o bilgi ona yarayacaktı.Sana ihtiyaç duymayan adama gelince Onun kendini geliştirmemesinden(arınmamasından)sana ne..Sen mesul değilsin..""1-7.ayet..
         O insanlarla peygamberimizin neden uğraştığını Allah biliyor,ama sen mesul değilsin bırak diyor.


Abese suresinde ise peygamberimizin, insanların islama girmesine vesile  olması değil, aksine girmesini sağlayabileceği, vesile olabileceği (kör de olsa, nüfuzlu olmasa da) biri varken, daha nüfuzlu  kimselerle uğraşması ikaz ediliyor.

Yani, kör islamı öğrenmek ve girmekiçin istekli iken, peygamberimiz onunla ilgilenmeyerek, ona vesile olmadığı için tenkit ediliyor.

Mesul  (sorumlu) olmak ayrı, vesile (aracı) olmak ayrı şeylerdir.  Sanırım siz bunu karıştırdığınızdan, vesile olmayı gereksiz buluyorsunuz.  

Benim anladığım kadarıyla baştaki yazımda dedikleri gibi bir insanın müslüman olmasına vesile olmak,bütün iyiliklere bedel,cennete girmeye vesile olacak bir durum değil.

Daha önce de belirttiğim gibi Müslüman olmaya vesile olmak çok iyi bir şey olsa da bu tek başına cenneti kazandıracak bir durum olamaz.

Kişi, dini yani kuranı tam olarak yaşayarak ölürse cenneti garanti edebilir.  Bu tip iyilikleri de cennetteki konumunu iyileştirmeye yarayabilir. Kişi, kurana ters yaşamışsa; bunun faydası olmayacak, ebedi cehennemlik olacaktır.

Eğer öyle olsaydı Allah ın peygamberimizi azarlamaması  ve mesela "sen köre iyi davran ve ilgilen ama insanların arınması ve müslüman olması için gayret et bu çok değerlidir" demesi gerekirdi. Ben böyle bir sonuç çıkardım,doğrusunu Allah bilir.Sizin bu konuyla ilgili görüşleriniz nedir arkadaşlar,hayırlı akşamlar....

Abese suresindeki davranışının tenkit edilmesi de zaten bu dediğiniz anlama geliyor. Öncelik, Müslüman olmak isteğinin sinyallerini verenlere tanınarak, bütün insanlara çağrı, açıklama yapılacaktır.

Peygamberlerin, bu görevleri Müslüman olanlar için arınmalarına vesile olmaktır, bu nedenle de önemlidir zaten.

Saygılarımla
aorskaya


-------------------------
« Son Düzenleme: 17 Mayıs 2012, 03:38:12 ÖÖ Gönderen: aorskaya »

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 113


aorskaya hocam açıklamalarınızı dikkatle okudum,yalnız ben meramımı yada tam anlatmak istediğimi anlatamadım diye düşünüyorum.


        Peygamber efendimizin görevi insanların Müslüman olmalarını sağlamaktır.


    Hocam bu doğru olabilir mi?" "ALLAH emretseydi onları doğru yolda toplardı"Allah-ü Teala bunun doğru olmadığını söylüyor..
     İnsanların müslüman olmasına vesile olmanın önemiyle ilgili çok ayet varsa buna "farzdır"diyebilirmiyiz?


     Bu konuyu yazımın başlığında belirttiğim gibi yurtdışındaki cemaat okullarıyla ilgili olarak düşünmeliyiz.Yoksa müslüman olmayan bir arkadaşımız varsa onu islama ısındırmaya çalışmak.yada müslümanım deyip dinle hiç alakası olmayan birine ,namaza ,kuran-a yaklaştırmak tabiki bizim hanemize de sevap olarak yazılacaktır."iyi bir işe vesile olana ondan bir pay vardır"

    Memleketimizde terlikle okula giden çoçuklar var,çanta ,kalem,boya alamayan yetimler var.Hal böyle iken bu cemaat üyeleri bilmem nerdeki hiristiyan coçukların okuduğu okula her ay yardım yapıyorlar(yardıma ne ihtiyaçları varsa özel paralı okul çünkü) ve sebeb olarak "ordaki bir insanın müslüman olmasına vesile oluruz belki " diyorlar..

   
Ama, zorlama da bulunmadan, sadece islama davet ederek, islama girerse kaznçlarını, girmezse kayıplarının neler olduğunu müjdeleyerek olmaktadır. Bu nedenle, peygamberimizle ilgili ayetler bunun delilidir.

      Peygamberimizin göreviyle bu belirttiğim cemaat mensuplarının görevi aynımıdır..Allah dilediğini hidayete erdireceğini söylüyor.Oralardaki bir hiristiyan çocuk öğretmeninden etkilenerek islama girebilir.Öğretmen bir vesile olmuştur,okullara yardım eden cemaat üyeleride okullara yardım ettikleri için bundan pay alırlar buda onlara yeter..

  Bu düşüncenin delili nedir.Ben Kuran-dan bir ayet göreceğim ki "bir insanın müslüman olmasına vesile olmak çok kıymetlidir" sonucu çıkarıp bende o okullara yardım etmeye başlayacağım,yada edenlerin gerçekten doğru yaptıklarını bileceğim...


Yani, kör islamı öğrenmek ve girmekiçin istekli iken, peygamberimiz onunla ilgilenmeyerek, ona vesile olmadığı için tenkit ediliyor.


  Ben rivayetlerden A.Ümmü Mektum un daha önceden müslüman olduğu kanısına vardım.Daha önceden müslüman olmuş ve bazı ayetlerin açıklaması için peygamberimize gelmiş ve kör olduğu için peygamberimizin önemli bir görüşme yaptığını görmemiş.Sizin dediğiniz gibi müslüman olmaya geldiyse başka,o zaman sizin belirttiğiniz sonuç çıkıyor..

Sanırım siz bunu karıştırdığınızdan, vesile olmayı gereksiz buluyorsunuz. 

Hocam gereksiz bulmuyorum yurt dışındaki cemaat okulları için gereksiz buluyorum.

Hayırlı akşamlar Allah a emanet olun..


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


aorskaya hocam açıklamalarınızı dikkatle okudum,yalnız ben meramımı yada tam anlatmak istediğimi anlatamadım diye düşünüyorum.
    Memleketimizde terlikle okula giden çoçuklar var,çanta ,kalem,boya alamayan yetimler var.Hal böyle iken bu cemaat üyeleri bilmem nerdeki hiristiyan coçukların okuduğu okula her ay yardım yapıyorlar(yardıma ne ihtiyaçları varsa özel paralı okul çünkü) ve sebeb olarak "ordaki bir insanın müslüman olmasına vesile oluruz belki " diyorlar..

   Ama, zorlama da bulunmadan, sadece islama davet ederek, islama girerse kaznçlarını, girmezse kayıplarının neler olduğunu müjdeleyerek olmaktadır. Bu nedenle, peygamberimizle ilgili ayetler bunun delilidir.

      Peygamberimizin göreviyle bu belirttiğim cemaat mensuplarının görevi aynımıdır..Allah dilediğini hidayete erdireceğini söylüyor.Oralardaki bir hiristiyan çocuk öğretmeninden etkilenerek islama girebilir.Öğretmen bir vesile olmuştur,okullara yardım eden cemaat üyeleride okullara yardım ettikleri için bundan pay alırlar buda onlara yeter..

Hocam gereksiz bulmuyorum yurt dışındaki cemaat okulları için gereksiz buluyorum.

Hayırlı akşamlar Allah a emanet olun..


Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Sevgili kardeşim, yazınızın hepsini almaya gerek bırakmadan, yazınızdaki psikoliyi anladığımı söyleyerek, aşağıdaki şekilde açıklama yapıyorum.

1-   Peygamber efendimizin, islama girmek isteyenler için onların kurtuluşunu sağlamak üzere kuran (islam) ı anlatmasını, islama girmede aracılık (vesile) olarak adlandırmış, peygamberimiz örneği üzerinden de bizlerin aynısını yapmamız gerektiğini belirtmiştim.

Ancak, burada bir şeye dikkatinizi çekmek isterim. Peygamberimizin bir dini kimliği, bir de insan kimliği vardır. Bazılarının düşünmeden yaptığı gibi peygamberimizin her yaptığını sünnet kabul etmek bizi dinden uzaklaştırıp, ayrıntılarla boğabilir.

a-   Peygamberimizin sadece din adına yaptığı uygulamalar sünnettir. Ama şimdi bu sünnetlere bizzat tanık olma imkanımız olmadığından, ne kadar sahih olduğu iddia edilen kaynaklarda yer alırsa alsın, her rivayeti hadis, sünnet olarak kabul etmememiz gerektiğini aklımızdan çıkarmayalım.

Bir konuda önce, kurandan kendimiz bir fikir edinmeli, sonra aynı konuda rivayetler yada herhangi bir görüş yada iddia varsa, bunu kurana götürerek, kurana ters düşmediğini görmemiz halinde ve bizim kendi fikrimizden daha akıllı bulmamız halinde, kendi fikrimizi terkedip kabul etmelive buna göre yaşamalıyız.

Ancak; bu rivayet yada iddialar, kurana ters ise, hiç başka şeye gerek duymadan hemen çöpe atmalıyız.


b-   Peygamberimizin insan kimliği nedeniyle; yemek, içmek, yatmak, kalkmak vb. insani davranışlarını sünnet olarak kabul ederek birebir uygulamaya çalışmak yanlış olur.

İşte bu nedenle; “peygamberimiz sağ elle yemek yerdi” denilerek sünnet iddiasında bulunulan rivayete uymaya gerek yoktur. Solak birinin kendisini buna zorlaması dinden olmaz, yani sünnete uymak olmaz.

 Yahut da; “peygamberimiz kabağı çok severdi.” Denilerek, kabağa; cennet yemeği kutsiyeti katan rivayetleri sünnet kabul ederek, kabak yemenin sünnet olacağını sanmak yanlış olur.

Örnekleri bu şekilde çoğaltmanız mümkündür.

Kısaca; Rivayette kuran anlatımına değinilen, kurana uygun bir durum görmezseniz, dikkate almayınız.

Kuranda direkt bizlere seslenilmese dahi, kıssalar ve diğer anlatımların hepsi bizlere; dolaylıda olsa yapmamız yada yapmamamız için anlatılır. Yani kuranda, anlatılan her şey insanlar için gerekli olan şeylerdir, bu nedenle kuranda hiçbir konu eksik yada fazla yer almaz, yeterince yer alır.

Kurandaki her şey farzdır. (yani çocukken öğretilen ve bizlerinde hala sorulduğunda  5 olarak belirttiğimiz islamın şartı, kurandakilerin hepsidir.)

Bu konuda başka açıklamaya gerek olmadan, kuradaki tüm anlatımları, iyi anlamak ve uygulamak zorunda olduğumuzu bilmemiz gerektiğini  anlatarak konuyu kapatmak istiyorum.


2-   Cemaat ve okullarla ilgili maddi taleplerine gelirsek;

Söylediklerinizin hemen tamamının üzülerek doğru olduğunu düşündüğümü itiraf etmem gerekir.

Bu nedenle, bizler; eğer gerçekten Müslüman olan yada olmayan fakat yardıma ihtiyacı olan birini görürsek yardım etmemiz gerektiğini bilmeliyiz.

Müslümanlığı öğrenmek isteyen birini de görürsek, öğretmek için çaba harcamalıyız. Bu nedenle de gerekirse uygun olduğumuz ölçüde maddi imkanla da destekleyebilmeliyiz.

Ancak, bunları emin olduğumuz durumlarda yapmalıyız. Yoksa, cemaatin; yurt dışındaki Hristiyanları Müslüman yapmak gibi bir çabada oldukları iddialarını samimi bulmuyorum.

Yurt dışında Hristiyanları kazanmak için çaba harcayacaklarına, önce yurt içinde yada dışında Müslümanlıktan çıkanları görerek, insanlara samimi olarak doğru  dini (kuran dinini) anlatabilmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Ancak;  başta kuranın önüne geçirdikleri ve nurlu buldukları risale kitabından kendilerini kurtarıp, kuran merkezli yaşayamadıkları ve bunu pek istemedikleri gerçeği karşısında da bunu yapmalarını beklemenin hayalperestlik olacağını şahsen düşünüyorum.

Kaldı ki, bırakalım kuran dinini yaşamayı becerebilmelerini, geçmişte risaleyi, kurandan öne koyan ve onu nur ilan eden kurucularının, cehennemi bile hafife alan, cehennem ehlini cehennem şartlarına alışabilecek duruma kavuşacak kabul eden, hatta; insanların Müslüman olmalrını sağlayabilmek karşılığında, kendi cennetinden vazgeçip cehenneme razı olan cahil cesareti kabulünü görmezden gelemeyiz.

Yine, şimdi aynı ekolün temsilcisi ve lideri olan kişinin; geçmişte hemen her durumda ağlaya, sızlaya anlattığı kuran dinini, şirk koşan dinleri kabule, onları diyalogla tanımaya zorlayan kabulleriyle de bu ekolün artık değişemeyeceğini, kuran dinini yaşamak gibi çabalarının olamayacağını unutmamak gerekir.

İslamla diğer dinlerin diyaloğunu sağlamaya çalışan, islama diğer dinleri kabul ettirmeye çalışan bir kişi yada cemaat, islamı ya bilmiyor demektir, yada ciddiye almıyor demektir.


Bunun aksini düşünen bu ekole mensup kardeşlerim varsa, onlarla da seve seve bu konuları tartışmaya açabiliriz.

Sanırım, bu son kısım özetlerden, artık cemaate bakış açımı anlamış olmanız ve yardım düşüncenizi buna göre değerlendirmeniz gereğini görmeniz gerekir.


Saygılarımla
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 02 Eylül 2014, 06:16:35 ÖÖ
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor