Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
23 Temmuz 2014, 05:40:50 ÖÖ
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
Kuranda Ruh Kavramı  (Okunma Sayısı 5890 defa)
Jr. Member
**

Mesaj Sayısı: 68


Kur'ani kavramların yine Kur'an_Kerime uygun kullanılması gerektiğine inanıyorum. Bu gün Kur'ane aykırı olarak kullanıldığına inandığım "RUH" kavramiyle ilgili bir çalışmam vardı, onu buraya aktariyorum. Belki bu sayede konu ile ilgilenenler çoğalır, musademe-i efkârdan berika-i hakikat doğar...Bize düşen Rabbimizin kelamını doğru anlamak için gayret sarf etmektir. Kul hatasız olmaz. En doğrusunu Rabbimiz bilir.


KURANDA RUH KAVRAMI

RUH KELİMESİ’NİN GEÇTİĞİ AYETLER:
Bu gün en çok yanlış kullanılan kelimelerden birisi de “ruh” kelimesidir.Günümüzde “ruh” denince ben muslümanım diyen her ferdin bundan anladığı ve “ruh nedir?” sorusuna vereceği cevap şu: Ruh, insanın bedeninde olan, ona canlılık veren, ölürken bedenden ayrılan ve mustakil olarak varlığını devam ettiren, kabirde kabir azabını çeken, kıyamet gününde insanlar diriltilip mezarlarından kaldırılınca tekrar eski bedenlerine girerek onları canlandıracak olan, sonradan yaratılmış olmasına rağmen ebedi var olacak olan nurani bir varlıktır. Bu gün hepimiz böyle düşünür ve böyle cevaplandırırken delilimiz nedir, neye dayanarak bunları söylüyoruz? Gaybi bir mesele olmasına rağmen ilahi bir delile dayandırmadan alimlerin ortak görüşü böyledir “ deyip geçiştirebilir miyiz?  K.Kerim her iddia sahibinden “kul hatû burhaneküm in küntüm sadıkîn= eğer sözünüzde sadıklarsanız getirin kesin delillerinizi de” dediği gibi ben de bu iddia sahiplerine şimdi aynısını söylüyorum. K.Kerimde 20 yerde “ruh” kelimesi geçtiği halde tek bir yerde bu bizim inandığımız şekilde bir ruh mefhumu var mıdır? Asla, böyle bir manaya rastlanmaz.
  Öyleyse nerden bulup da bu fikirleri beynimize yerleştirmişiz? Hadislerden mi?  Hadislerle itikadın sabit olamayacağını bütün İslam alimleri kabul ederken nedense dedikleri üzerinde durmaz, bir takım itikadi konuları haberi ahad üzerine bina ederler. Örneğin kabir azabı gibi. 

“Peki, neden bu kadar bunun üzerinde duruyorsun, bunun kime ne zararı var” diyecekler çıkabilir. Bu yanlış ruh anlayışının İslam dinine o kadar zararı var ki anlatmakla tükenmez. Bütün batıl dinlerin, putperestliğin kaynağı ruhçuluktur yani animizimdir. Bu batıl inanç, paganimizimden hinduizimden , yunan felsefesinden Müslümanlara geçmiş ve beyinlerini  bir kanser hücresi gibi sarmıştır. Bu kanserli dokuları temizlemek isteyenlere de canımı acıtıyorsun diye bir düşmanmış gibi saldırılmaktadır. Şimdi fazla uzatmadan asıl konumuza gelelim.
K.Kerimin bütünü içinde 20 yerde ruh kelimesi geçmektedir. Bunların hepsini buraya aldım. Allah aşkına, insafla, iyice düşünerek hepsini okuyalım, bizim ruh anlayışımıza geçit veren bir tek ayet bulabilecekmiyiz?
Ayetlerle baş başa bırakıyorum:

İÇİNDE RUH KELİMESİ GEÇEN BÜTÜN AYETLER:
Kelime Listesi
Kelime   الروح

Kök   روح

Konum   [17:85]

No.   Adet   İlgili Kelime
1   5   الروح

2   4   بروح

3   1   روح

4   1   روحا

5   3   روحنا

6   1   روحه

7   2   روحي

8   2                                                والروح

9   1   وروح

TOP.   20   

1: الروح
1.
[17:85]
Bir de sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise pek az bilgi verilmiştir."
   وَيَسْپَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّٖى وَمَا اُوتٖيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَلٖيلًا
2.
[26:193]
Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi.
   نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖينُ
3.
[40:15]
Dereceleri yükselten, Arş'ın sahibi, (insanları) kavuşma gününe karşı uyarmak için emrinden olan ruhu (vahyi) kullarından dilediğinin kalbine indirir.    رَفٖيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِى الرُّوحَ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ

4.
[78:38]
Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman'ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.   يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰئِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

2: بروح
1.
[2:87]
Andolsun ki, Musa'ya o kitabı verdik, arkasından bir takım peygamberler de gönderdik. Hele Meryem oğlu İsa'ya deliller verdik ve O'nu Ruhul-kudus ile de destekledik. Demek ki, size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle bir peygamber geldikçe her defasında kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için kimine yalan diyecek, kimini de öldürecek misiniz?
   وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِهٖ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ اَفَكُلَّمَا جَاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰى اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرٖيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرٖيقًا تَقْتُلُونَ


2.
[2:253]
Biz, o işaret edilen peygamberlerden kimini kiminden üstün kıldık. İçlerinden kimi ile Allah konuştu, kimini de daha yüksek derecelere çıkardı. Meryem oğlu İsa'ya da o açık delilleri ve mucizeleri verdik ve kendisini Ruhul-kudus ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, onlardan sonraki milletler kendilerine o açık deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Ne varki Allah, dilediğini yapar.
   تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍ وَاٰتَيْنَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذٖينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰـكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰـكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُرٖيدُ


3.
[5:110]
Allah buyurduğu vakıt: ya Isâ ibni Meryem sana ve validene olan ni'metimi düşün, hani seni ruhulkudüs ile müeyyed kıldım, nâsa kelâm söyleyordun hem beşikte hem yetişkin iken ve hani sana kitabet, hikmet, Tevrat ve İncil öğrettim ve hani benim iznimle çamurdan kuş biçimi gibi taslayordun, içine üfleyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu, hem anadan doğma a'mayı ve abraşi benim iznimle iyi ediyordun ve hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun ve hani senden Benî İsraîli def' etmiştim, o vakıt ki onlara o açık mu'cizeleri getirmiştin de içlerinden kâfirlik edenler şöyle demişti: bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil.

   اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عٖيسَى ابْنَ مَرْيَمَ اذْكُرْ نِعْمَتٖى عَلَيْكَ وَعَلٰى وَالِدَتِكَ اِذْ اَيَّدْتُكَ بِرُوحِ الْقُدُسِ تُكَلِّمُ النَّاسَ فِى الْمَهْدِ وَكَهْلًا وَاِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰیةَ وَالْاِنْجٖيلَ وَاِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطّٖينِ كَهَيْپَةِ الطَّيْرِ بِاِذْنٖى فَتَنْفُخُ فٖيهَا فَتَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنٖى وَتُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ بِاِذْنٖى وَاِذْ تُخْرِجُ الْمَوْتٰى بِاِذْنٖى وَاِذْ كَفَفْتُ بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ عَنْكَ اِذْ جِئْتَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ اِنْ هٰـذَا اِلَّا سِحْرٌ مُبٖينٌ



4.
[58:22]
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun Allah'a ve peygamberine karşı kanunlar koymaya kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; babaları veya oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsalar bile. İşte Allah'ı öyle kimseleri sevmeyen bir topluluğun kalplerine imanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh (Kuran ayetleri)ile desteklemiştir. Onları içlerinde sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarıdırlar. Uyanık ol ki, Allah'ın taraftarları hep kurtuluşa erenlerdir.   لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا اٰبَاءَهُمْ اَوْ اَبْنَاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَشٖيرَتَهُمْ اُولٰئِكَ كَتَبَ فٖى قُلُوبِهِمُ الْاٖيمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ اُولٰئِكَ حِزْبُ اللّٰهِ اَلَا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ



3: روح
1.
[16:102]
Söyle onlara: "Onu Rabbinden hak olarak Rühu'l-Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için indirdi."   قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ


4: روحا
1.
[42:52]
Ve işte sana böyle emrimizden bir ruh vahyettirdik, sen kitab nedir? İyman nedir? Bilmiyordun ve lâkin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidâyet vereceğiz ve emîn ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun.

   وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ رُوحًا مِنْ اَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرٖى مَا الْكِتَابُ وَلَا الْاٖيمَانُ وَلٰـكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْدٖى بِهٖ مَنْ نَشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَاِنَّكَ لَتَهْدٖى اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

   

5: روحنا
1.
[19:17]
Onlarla arasına bir perde çekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de o, düzgün bir insan şeklinde ona göründü.
   فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

2.
[21:91]
Ve o dişiyi (Meryem' i) de ki, o namusunu korudu da kendisine ruhumuzdan (sıfatlarımı aksettiren bir program) üfledik ve kendisiyle oğlunu alemlere bir mucize yaptık.
   وَالَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا اٰيَةً لِلْعَالَمٖينَ


3.
[66:12]
Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan (sıfatlarımı aksettiren bir program) üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.   وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهٖ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتٖينَ


6: روحه
1.
[32:9]
Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan (kendi sıfatlarından bir miktarcık aksettiren bir program) üfledi (yükledi) ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!   ثُمَّ سَوّٰیهُ وَنَفَخَ فٖيهِ مِنْ رُوحِهٖ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْپِدَةَ قَلٖيلًا مَا تَشْكُرُونَ
7:  روحي
1.
[15:29]
Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan (sıfatlarımdan bir program) üflediğim (yüklediğim) zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"
   فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ
2.
[38:72]
Onu şekillendirip ruhumdan (sıfatlarımdan bir program) ona lifledim mi, derhal ona secdeye kapanın!"   فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ

8:  والروح
1.
[70:4]
Melekler ve Ruh (Cebrail), süresi elli bin yıl tutan bir günde ona yükselip çıkarlar.
   تَعْرُجُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فٖى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسٖينَ اَلْفَ سَنَةٍ
2.
[97:4]
Onda melekler ve Ruh (Cebrail), Rablerinin izniyle (yapılacak) her iş için peyderpey inerler.   تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ



9:  وروح
1.
[4:171]
Ey Ehli kitab! dininizde gulüvvetmeyin, Allaha karşı hakk olmıyanı söylemeyin, Mesih Isâ ibni Meryem sade Allahın Resulü ve Meryeme ilka eylediği kelimesi ve ondan bir ruh(program)dır, başka bir şey değil, gelin Allaha ve Resullerine iyman getirin «üç» demeyin, vaz geçin hakkınızda hayırlı olur, Allah ancak bir tek ilâhtır, o sübhan bir veledi olmaktan münezzehtir, göklerde ve yerde ne varsa onun vekil de Allah yeter.

   يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فٖى دٖينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّ اِنَّمَا الْمَسٖيحُ عٖيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللّٰهِ وَكَلِمَتُهُ اَلْقٰيهَا اِلٰى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَلَا تَقُولُوا ثَلٰثَةٌ اِنْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ اِنَّمَا اللّٰهُ اِلٰـهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ اَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا





-------------------------
   
Jr. Member
**

Mesaj Sayısı: 68


Şimdi “RUH” kelimesinin K.Kerimde hangi manalarda kullanıldığını görelim:

1-VAHİY YANİ KURANİ MESAJLARI MANASINDA KULLANILAN “RUH” KELİMESİ:
1.
[42:52]
Ve işte sana böyle emrimizden bir ruh (vahiy=yaşam programı) vahyettirdik, sen kitab nedir? İyman nedir? Bilmiyordun ve lâkin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidâyet vereceğiz ve emîn ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun.

   وَكَذٰلِكَ اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ رُوحًا مِنْ اَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرٖى مَا الْكِتَابُ وَلَا الْاٖيمَانُ وَلٰـكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْدٖى بِهٖ مَنْ نَشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَاِنَّكَ لَتَهْدٖى اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

   

2.
[40:15]
O dereceleri yüksek Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününün dehşetin! haber vermek için kullarından dilediğine emrinden olan ruhu (vahyı=yaşam yani fıtrat programını)  indirir.
   رَفٖيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِى الرُّوحَ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ



3
2/16 Nahl   Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh (vahiy=yaratılış yani fıtrat programı)  ile indirir: Benden başka ilah yoktur, şu halde benden korkup sakının, diye uyarın."
   
يُنَزِّلُ الْمَلٰئِكَةَ بِالرُّوحِ مِنْ اَمْرِهٖ عَلٰى مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ اَنْ اَنْذِرُوا اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنَا فَاتَّقُونِ



4.
[17:85]
Bir de sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh (vahiy=yaşam programı) Rabbimin emrindendir. Size ise pek az bilgi verilmiştir." [vahyin gönderiliş mekanizması konusunda size çok az bilgi verilmiştir.]
   وَيَسْپَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّٖى وَمَا اُوتٖيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَلٖيلًا

Bir kısım mufessirler bu ayetten hareketle, Peygamber (as)a insana canlılık verenin ne olduğu hakkında soru sorduklarını iddia ederler. Halbuki son iki ayet de okununca bunun insan ruhuyla değil, tamamiyle vahyin mahiyeti hakkında olduğu gayet bariz anlaşılır. O ayetleri de ekliyoruz:

وَلَئِنْ شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِالَّذٖى اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهٖ عَلَيْنَا وَكٖيلًا
اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّ فَضْلَهُ كَانَ عَلَيْكَ كَبٖيرًا
H.B. Çantay
17/85-Sana «ruuh» u [vahyin mahiyetini] sorarlar. De ki: «Ruuh [vahiy] , Rabbimin emri (cümlesi) ndendir. (Zâten) size az bir ilimden başkası verilmemişdir».
17/86-Andolsun sana vahy etdiğimizi de, dilersek, muhakkak gideriveririz. Sonra bize karşı onu (geri getirmek için) kendine bir vekîl de bulamazsın.
17/87- (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
NOT: Dikkat edilirse burada sorulan “ruh” tan kasıt, vahiydir ve vahyın mahiyetidir. Burada insanlara canlılık verdiği, ölürken ayrılıp gittiği tasavvur edilen ruhtan sorulmuyor, ve neden bir peygamberden bu sorulsun ki? Böyle bir soru sorulacaksa Peygamberlere değil, tabiplere, bilim adamlarına sorulur. İkinci ayet de zaten sorulanın bu olmadığını, vahyın mahiyeti konusunda olduğunu açıkça göstermektedir.[Bu konuda Tefhimul-kuranda daha geniş açıklama bulabilirsiniz.Bak: 17/87. ayet, 104 alt not]

Bütün bu ayetlerden anlaşıldığı gibi “ruh”, Allah’ın emrinden, yani komutlarındandır. Bu ruhu yani emir ve nehiylerini kullarından dilediğine meleklerini indirerek vahyettirir. Bu ayetlerden anlaşıldığına göre “ruh”, ilahi mesajların tümüdür yani Kuran ayetleridir ve yaşam programıdır.

2.RUH KELİMESİ BU İLAHİ MESAJI İLETEN VAHİY MELEĞİNE YANİ CEBRAİL (AS)A DA AD OLMUŞTUR. BİR NEVİ MESLEK UNVANI:
1.
[26:193]
Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi.
   نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمٖينُ

2.
[16:102]
Söyle onlara: "Onu Rabbinden hak olarak Rühu'l-Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için indirdi."   قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ


3.
[78:38]
Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman'ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.   يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰئِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

4.
[16:102]
Söyle onlara: "Onu Rabbinden hak olarak Rühu'l-Kudüs (Cebrail), iman edenlere sebat vermek ve müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için indirdi."   قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمٖينَ


5.
[70:4]
Melekler ve Ruh (Cebrail), süresi elli bin yıl tutan bir günde ona yükselip çıkarlar.
   تَعْرُجُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فٖى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسٖينَ اَلْفَ سَنَةٍ

6.
[97:4]
Onda melekler ve Ruh (Cebrail) , Rablerinin izniyle (yapılacak) her iş için peyderpey inerler.   تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ


7.
[19:17]
Onlarla arasına bir perde çekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de o, düzgün bir insan şeklinde ona göründü.
   فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا


Birinci bölümde vahiy için “ruh” kelimesinin kullanıldığını görmüştük. Bu ikinci bölümde de en önemli görevi Allah’ın mesajlarını, insanlardan Resul seçilen zatlara ulaştırmak olan Cebrail (as)a da meslek unvanı olarak “ruh” dendiğini gördük, tıpkı usta, terzi doktor, mühendis vs dendiği gibi.

Şimdi de “ruh” kelimesinin K.Kerimde üçüncü bir kullanılış şekli olan “PROGRAM” manasında kullanıldığı ayetleri göreceğiz.

3.”RUH” KELİMESİNİN PROGRAM MANASINDA KULLANILDIĞI AYETLER:

1.
[15:29]
Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan (sıfatlarımdan az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan) üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"
   فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ
2.
[38:72]
Onu şekillendirip Ruhumdan (sıfatlarımdan az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan)  ona lifledim mi, derhal ona secdeye kapanın!"   فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ

3.
[32:9]
Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan (sıfatlarından az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan)   üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz!   ثُمَّ سَوّٰیهُ وَنَفَخَ فٖيهِ مِنْ رُوحِهٖ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْپِدَةَ قَلٖيلًا مَا تَشْكُرُونَ

4.
[21:91]
Ve o dişiyi (Meryem' i) de ki, o namusunu korudu da kendisine ruhumuzdan (sıfatlarımızdan az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan)    üfledik ve kendisiyle oğlunu alemlere bir mucize yaptık.    وَالَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا اٰيَةً لِلْعَالَمٖينَ


5.
[66:12]
Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona (karnındaki çocuğuna) ruhumuzdan (sıfatlarımızdan az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan)    üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.   وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرٰنَ الَّتٖى اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فٖيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهٖ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتٖينَ


Yüce Rabbimiz kâinatı yarattı, düzeltti, her şeyin ölçüsünü belirledi sonra yoluna koydu. Karalar, denizler, havadaki gazlar, bitkiler, otçul ve etçil hayvanlar hepsi bir ölçü dâhilindedirler. Otçul hayvanın kaçıp kurtulma şansı ile etçil hayvanın avını yakalama şansı bir denge içindedir, arayanlar için herkesin rızkı eşit mesafededir:
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰى
اَلَّذٖى خَلَقَ فَسَوّٰى
وَالَّذٖى قَدَّرَ فَهَدٰى
Rabbinin pek yüce olan ismini takdis et.
O rabbın ki yarattı da düzenine koydu
O rabbın ki ölçüsünü koydu (planladı) ve yolunu gösterdi
وَجَعَلَ فٖيهَا رَوَاسِىَ مِنْ فَوْقِهَا وَبَارَكَ فٖيهَا وَقَدَّرَ فٖيهَا اَقْوَاتَهَا فٖى اَرْبَعَةِ اَيَّامٍ سَوَاءً لِلسَّائِلٖينَ
 [041.010] [DV] O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti. [Etçil ve otçul hayvanların beslenme ve yaşama şanslarını bir denge içinde düzenledi.]
فَقَضٰیهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ فٖى يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى فٖى كُلِّ سَمَاءٍ اَمْرَهَا
 [041.012] [FK] Böylece onları, iki gün içinde yedi gök var etti ve her göğün içine de görevini vahyetti. [programladı ve bütün hareketlerini otomatizmaya bağladı]
وَاَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذٖى مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ
 [016.068] [E2] Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.

Yüce Rabbimiz canlı-cansız bütün yarattıklarına görevlerini vahyetti, yani programladı, bunlar bunun dışına çıkamazlar. Adem (as)a ve adem oğullarına da bir program yükledi. Bu program diğer yaratıklara yüklenen programdan farklıdır. Yüce Rabbimiz adem oğullarına yüklenen bu program hakkında şöyle buyuruyor:
فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى فَقَعُوا لَهُ سَاجِدٖينَ
[15:29]Ben onu düzenleyip (yükleyeceğim programa uygun hale getirip)  ruhumdan (sıfatlarımdan az da olsa bir cüz’ünü aksettiren programdan) üflediğim (yüklediğim) zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"
              Burada Yüce Rabbimiz kendi ruhundan yani özelliklerinden Adem’e yüklediğini bildiriyor.
 Bu ayetleri bazı cahil veya kötü niyetli kişiler öyle yorumluyor ki tabir caizse, müşrikler bunların yanında çok masum duruma düşerler. Öyle ki, kendilerini Allah’tan bir parça sayarlar, çünkü ruhumuz haşa Allah’tan bir parçadır, biz Allah’tan koptuk tekrar ona döneceğiz, beden bir kılıftan ibarettir, insanda aslolan ruhtur, ruh da Allah’tan gelmektedir..Yunus Emrelerin, Mevlanaların vs. nin terennümleri işte bunlardır. Haşa Allah ruh ve bedenden mi mürekkeptir? İhlas suresini okurlar, hem Allah samed’dir derler hem de bu saçmalıkları dile getirirler.
             Halbuki ruhumdan üfledik demek, sıfatlarımdan bir nebze yükledik demektir. İnsanı hur yapan, irade sahibi yapan bu programdır. İnsana iyilik yapma yetisi de, kötülük yapma yetisi de verilmiştir. Bu durum şu ayeti kerimede bildiriliyor:
وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰیهَا nefse ve onu düzenliyene and olsun ki,
فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰیهَا  (Rabbi) ona surumsuzluğu da sorumluca hareket etmeyi de ilham etti.
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰیهَا kişiliğini temiz tutan umduğuna ermiştir.
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰیهَا Onu kirletip batıransa kayba uğramıştır.
                   
            İşte   Rabbimiz insana yüklenen programın hayra da şerre de musait olduğunu, şerde kullanırsa kayba uğrayacağını, hayırda kullanırsa umduğuna ereceğini bildiriyor. Yüce Rabbimiz rahmetinden dolayı yüklenen bu programın kullanım kılavuzunu da Peygamberleri vasıtasıyla bildirmiştir. K.Kerim de insanda mevcut olan fıtrat programının kullanım kılavuzudur.

                Bunu bu günün teknolojisiyle anlatırsak:
İnsan bir bilgisayar gibidir. Bilgisayardaki elektrik insandaki can gibidir. Bilgisayarın bütün parçalarını monte ettin, elektriğe de bağladın fakat hiçbir işlem yaptıramıyorsun. Çünkü ruhu yoktur. Bilgisayarın canı elektriktir, ruhu ise Windows programıdır. Windows programı yüklü değilse hiçbir işlem yaptıramazsın. Yani bilgisayarı bilgisayar yapan bu programdır, sadece canlılık yani elektrik akımının varlığı değil. Ama elektriğe bağlı olmayan bir bilgisayarda bu program asla çalışmaz.
             İnsanda görme, gördüğünü tanıma, işitme, işittiğini anlama değerlendirme, bir de bunları korumak için bir hafıza merkezi olduğu gibi bilgisayarlarda da bilgi işlem merkezi, hard diskler gibi hafıza merkezleri vardır.
           Günümüz insanlarının atalar dininden gelme ruh inancını K.Kerim onaylamaz.K.Kerim can için nefs kelimesini kullanır. K.Kerim: “mallariyle nefisleriyle cihad edenler….” Der. Keza “görevli melekler nefislerini alırken..”der.  Bizde ise atalar dininden kalma bir ruh inancı vardır. Güya insan ölürken ruhu bedenden ayrılır, o mustakil olarak yaşar, ruh ezeli değildir ama ebedidir” derler. Bunlar gaybi konulardır, gabya ait bilgi ancak haberi sadık ile sabit olur. Halbuki bu tür inançların hiçbir delili yoktur.
     
SORU: Sen ölürken insandan ayrılan ve mustakillen bir varlığı olan bir ruhun varlığını kabul etmiyorsun. Halbuki K.Kerimde “[002.154] [DI] Allah yolunda öldürülenlere «Ölüler» demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.” deniyor.  Başka bir ayeti kerimede de: “[003.169] [E0] ve sakın Allah yolunda katledilenleri ölmüşler sanma, hayır, hep hayattadırlar, Rablarının ındinde yaşarlar.  Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.” Deniyor. İnsanın bedeni öldüğüne göre, ruh diye mustakil varlığı olan bir şey yoksa  bu rızıklanacak olan, kendisinden sonra gelecek olan şehitleri müjdelemek isteyen kimdir?
 CEVAP: Ölen kişi için zaman mefhumu yoktur, Hz Adem zamanında ilk ölen insanla dünyanın sonunda en son ölen insan için mezarda kalış süreleri aynıdır, çünkü zaman izafidir, ikisi için de ölüm ile dirim arasında geçen süre aynıdır,  akşam yatıp sabah uyanmış gibidirler.
Ayetlerde sabit olduğu gibi iyi insanlar ölürken cennetle müjdelenir, karşılaşacağı nimetler gösterilir onun sevinci içinde canını verir, kötü kişiler de ölüm melekleri tarafından tehdit edilerek hayata veda ederler. Her ikisi de ölüm anındaki manzara içinde uyanır (dirilir)ler.Kabir azabı veya cennet bahçesi denen budur.
SORU: Peki insanın kimliğini belirleyen ruh diye ölümsüz bir varlık yoksa, kıyamet gününde herkes yeni bir bedenle yaratılacağına göre bu bedenlere nasıl kimlik verilecek?
CEVAP: İnsanın kimliğini veren dünya hayatındaki yaşantısıdır. Örneğin bilgisayarına bir çok yazılar yazdın, programlar yükledin. Çok önemsediğin bir çok hatıralarınla hard diskini doldurun. .. Günün birinde misafir gelen bilgisayardan çok iyi anlayan bir arkadaşın sürpriz yapmak istedi, senden habersiz hard diskteki bütün bilgileri başka bir diske aktardıktan sonra “bu modası geçmiş bilgisayarı ne yapacaksın, ben sana daha gelişmişini hediye olarak gönderirim” diyerek gözünün önünde ocaktaki ateşe fırlatmış yakmış. Senin de canın gitti, “ey vah, ne yaptın, benim bütün emeklerim, hatıralarım hepsi ordaydı, mahvoldum, onu bin tane yeni bilgisayarla değiştirmezdim” dedin. O da “üzülme, bunda ne var, aynısını yaparım” diyor. Sen de,, “yaparsın yeni bir bilgisayar yapmasına ama, benimkim gibi olmaz”diyorsun. O da, “kim diyor onun gibi olmaz diye” diyor, yeni bilgisayarı montajlıyor, önceden (kiramen kâtibeynin ) kopyaladığı bilgileri yeni bilgisayara yüklüyor ve “bak bakayım, bu senin eski bilgisayarın mi, değil mi” diyor. Açıp bakıyorsun ki ayni bilgiler, ne eksik ve ne de fazla.  İşte bu bilgisayarı senin eski bilgisayarın yapan hard diskteki bilgiler gibi kiramen kâtibeynin yazdıkları yaşantınla ilgili bilgiler kıyamet gününde hangi bedene yüklenirse sen de O’sun.



-------------------------
   
Jr. Member
**

Mesaj Sayısı: 68


ATALAR DİNİNDE RUH ANLAYIŞI:
Atalar Dini haline gelen İslam Kültürüne göre bu günkü muslümanların ruh anlayışı şöyledir:
1-Bütün ruhlar önceden yaratılmıştır. 
-Delil?
- Delil yok.
2-Adem (as)ın belinden, zurriyetinden gelecek bütün insanların ruhu alınmış, Allah tarafından yaratılışlarına şahit tutulmuş.
-Delilleri?
-Araf 172. ayet: [007.172] [E0] Hem rabbın: Beni Âdemden, bellerinden zürriyyetlerini alıp da onları nefislerine karşı şâhid tutarak «rabbınız değilmiyim» diye işhad ettiği vakıt, «evet» dediler: «şâhidiz», Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesinizFakat ayet “Adem’in belinden zürriyetini alınca” demiyor, “Adem oğullarının bellerinden zürriyetlerini alınca” yaratılışlarına şahit tuttu diyor. Bu ne demek?Bunun manası: “her insan buluğa erince, belinden nesli gelmeye başlayınca, nasıl yaratıldığını, yaratıcısının anne veya babası olmadığını, onların iradesi dışında yaratıldığını anlar” demektir.
3-Ruh, çocuk ana rahmindeyken 40 veya 120  gün sonra üflenir.
-Delil: Bu mealde bir hadis rivayeti vardır.
4-“İnsan ölürken ruh bedenden ayrılır, böylece ölüm olayı gerçekleşir” derler. Fakat Kuranda ruhla ölüm arasında bir münasebet kuran, cüz’i de olsa buna ima eden hiçbir ayet yoktur. Bunu nerden çıkardılar, bilinmez.
5-Ruh ezeli değildir fakat ebedidir, insan öldükten sonra da ruh varlığını sürdürür. Yani “ruh ezeli değilse de ebedidir” derler. Kuranda ise ne ruhun yaratıldığını ve ne de ebedi olduğuna dair tek bir ayet yoktur. Sadece Adem (as)a ve diğer insanlara ruh üflendiğini ve bu ruh sayesinde işitme, görme ve duygulanma özelliklerini kazandıklarını ifade eden ayetler vardır.
6-Kişinin ameline göre ruhu kabirde ya azap çeker veya cennette sefa sürer.
-Buna dair K.Kerimde tek bir ayet geçmezken bu inancı da hadis rivayetleriyle İslam itikadına eklediler. Halbuki bütün İslam alimleri itikadi bir konunun haberi ahad ile- ki, hadislerin %99,5 den fazlası haberi ahaddır- sabit olamayacağını söylerlerken söylediklerinin tersini yaparak kabir azabının var olduğunu kabul ettiler.Fakat bu azabın ölü bedene mi, yoksa –olmayan- ruha mı, yoksa ruh ile beraber cesede mi, karar veremediler. Bir İslam alimi nasıl gayb konusunda atıp tutabilir? Fakat maalesef bunu da yaptılar.
7-“Ruh mezardeki cesediyle ilişkisini tam kesmez. Dolayısıyla ziyarete gelenleri görür, dediklerini duyar”.derler.
-Halbuki Kur’an bunun tam tersini söyler. [027.080] [E0] Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin.   [035.022] [E1] Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah her dilediğine işittirirse de sen kabirdekilere işittirecek değilsin.Ne yazık ki Peygamber (as)a de buhari, muslim gibi hadis toplayıcıları tam bunun zıddını söylettirirler, bir nevi Allah (cc) ile Resulünü karşı karşıya getirirler. Bizim ulema hazretleri de Buhari, Müslim gibi koca hadis imamları yanlış bir şey yazar mı diye onların yazdığını Allah’ın kelamına tercih ederler. Hz. Ayşe, Peygamber (as)den ölülerin duyduğuna dair rivayet edilen hadisi duyunca “öyle bir şey Resulüllah söylemiş olamaz, yukarıdaki ayetleri okuyarak bunlara terstir diyerek itiraz eder. Fakat bizim ulema hazretleri ölülerin duyduğu hakkındaki hadisi sahih kabul etmişlerdir.[bak İslam Ansiklopedisi.]
8-“Evliyanın, şehitlerin ruhları ne kadar uzak yerlerde olursa olsun, kendilerinden yardım dileyenleri duyar ve onlara yardım edebilirler” derler.
-Böyle bir inanç insanı müşrik yapmak için yeter de, artar. Çünkü arap müşriklerinin yaptığı da bundan farklı değildi. Onların yardıma çağırdıkları elleriyle yaptıkları taştan, ağaçtan heykeller değildi. Onların yardıma çağırdıkları, yalvardıkları, önünde eğildikleri o heykellerin içinde olduklarını tasavvur ettikleri eskiden yaşayıp ölen Allah dostu ve haşa Allah’ın hatırlarından vaz geçemeyeceğini zan ettikleri kimselerin ruhlarından başka bir şey değildi. Bu gün evliya kabul ettikleri kimselerden yardım dileyenlerle onlar arasında en ufak bir fark yoktur. Tek farkları onlar kendilerini Hz. İbrahimin getirdiği dinin dindarlarından sayarlardı, bunlar da Hz. Muhammed’in getirdiği dinin dindarlarından sayarlar.
Fakat bunlardan hiç birisi için K.Kerimde onay yoktur, bunların hepsi K.Kerimle taban tabana zıttır.


-------------------------
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 23 Temmuz 2014, 05:40:50 ÖÖ
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor