Grup: Yönetici
Sr. Member
    
Mesaj Sayısı: 265
|
AY’IN YARILMASI (İNŞİKAK’UL- KAMER) KONUSU Resulullah s.a.v. zamanında Ay’ın İkiye ayrılıp ayrılmadığı, son zamanlarda tartışma konusu olmuş ve Şimdiye kadar olan yaygın inancın zıddına, ikinci bir görüş ortaya atılmıştır. Daha doğrusu, Kamer suresinin Birinci ayetini anlamada, ikinci bir yorum ortaya çıkmıştır. Yorum diyorum çünkü, ayeti tercüme ederken hemen hemen herkes “Ay yarıldı” diye tercüme etmiş, ayetin tefsir ve yorumunda da müfessirlerin tamamına yakını, Ay’ın Resulullah s.a.v. zamanında yarıldığını, son devir müfessirlerinden birkaç müfessir ise, kıyamette yarılacağını kabul etmektedirler. Buna göre bu konuda iki görüş ortaya çıkmıştır: a- Ay’ın Resulullah s.a.v. zamanında yarıldığını kabul edenler, b- Ay’ın Resulullah s.a.v. zamanında değil, kıyamet koparken yarılacağını kabul edenler.
A- AY’IN RESULULLAH (s.a.v.) ZAMANINDA YARIDIĞINI KABUL EDENLER VE GÖRÜŞLERİ
Müslümanlar arasında yaygın olan inanca göre Ay, Resulullah s.a.v. zamanında bir mucize olarak, Allah tarafından İkiye ayrılmış sonra tekrar birleştirilmiştir. Müfessirlerin tamamına yakını, Ay’ın Resulullah s.a.v. zamanında yarıldığını kabul ederler. Delilleri ise Kamer suresinin ilgili ayetleri ve bu konuda hadis kitaplarında geçen rivayetlerdir. Kamer suresinde Allah Teala şöyle buyuruyor: “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Bir mu'cize görecek olsalar yüz çevirirler ve "Süregelen bir büyüdür" derler. Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (yani Allâh'ın kararına kimse engel olamaz). Andolsun, onlara, ibret verici olayları anlatan haberler geldi. Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor. Öyleyse, o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün, sen de onlardan yüz çevir;” Bu ayetlerin, Resûlullah s.a.v. döneminde gerçekleşmiş bir olayı anlattığını savunanlar, ayetteki fiilin geçmiş zaman kalıbında gelmesini ve bu olayı açık biçimde tasvir eden rivayetlerin bulunmasını, Ayın, fiilen yarılmış olduğuna delil gösterirler. Ayrıca İkinci ayetteki açıklamanın da, bu anlayışı destek¬lediğini belirtirler. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu bu görüşü benimsemiş¬tir. Ay’ın Resulullah s.a.v. zamanında yarıldığı görüşünde olan tefsirlerden bir kısmının isimleri şunlardır: ibni abbas (ö: 68), esbabı nüzul, büyük kur’an tefsiri, camiu’l beyan fi te’vilil kur’an, konulu tefsir, ettahrir vettenvir, tefsiri kebir, et-tefsirü’l-hadis, kurtubî, münir tefsiri, fizilal’il kur’an, tantavi, besairul kuran tefsiri, elveciz fittefsir, ilmin ışıgında kuran tefsiri, tefsirul mikbas, ömer nasuhi bilmen, kuşeyri, el bahrul medid, furkan tefsiri, Ali Arslan’ın, büyük kur’an tefsiri, 23-süleyman ateş’in, (yüce kur’an’ın çağdaş tefsiri), 24-safvetu’t-tefasir, 26- tefhimu’l-kur’an, 27- ibn’i kesir, 28- hak dini kur’an dili, 29- tefsîr-ül Alusî, 31- sağlebi, 32- elcami’ul ahkam’ul kur’an sahibi (kurtubi),dir. Biz burada birkaç tefsirin görüşlerini aynen aldıktan sonra, bu konudaki ortak görüşleri sıralayacağız. 1- Kur’an Kerime ilk yapılan tefsir, İbni Abbas’ın tefsiridir. İlk tefsir olması yönüyle, Resulullah s.a.v.’e en yakın olup, Ashap’dan çok sayıda kişinin hayatta oldukları bir zamanda yazılmış olması bakımından çok önemlidir. O, Kamer suresinin birinci Ayetinin tefsirinde şöyle der; { اقتربت الساعة } Muhammed a.s’ın peygamber olarak gönderilişi ve Duhan suresinin nüzülü ile kıyamet saati yaklaştı. { وانشق القمر } Kıyametin alameti olarak ay iki kısma ayrıldı. Bir ayet görseler, o ayeti inkâr ederek, bu çok güçlü, kuvvetli ve şiddetlidir ama, yapay ve en yakın zamanda yok olup gidecek olan, açıkça bir sihirdir deyip, Kendi arzu ve isteklerine uyup, putlara ibadet ederek, o ayeti ve kıyamet saatini inkâr ederler. Halbuki her işin erişeceği bir yeri vardır. 2- İbni Abbas tefsirinden sonra ilk tefsirlerde olan, Taberin’in; el-Camiu’l Beyan fi Te’vil’il Kur’an Tefsirinde, Ayın yarılması konusunda şöyle der. Bu konular diğer Mekki surelerde de geçmektedir. Fakat burada, kıyamet sahneleri bütün şiddet ve dehşetiyle, yepyeni bir şekil içerisinde verilmektedir. Buna göre; a- Âyet-i kerimede "Ay yarıldı" buyurulmaktadır. Âlimlerin ittifakına göre, peygamber efendimizin açık bir mucizesi olarak, Hicretten önce Mekke'de, ayın yarıldığı görülmüştür. b- Enes b. Mâlik, Abdullah b. Mes'ud, Huzeyfetül Yemani, Cübeyr b. Mut'im, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Mücahid, Katade, Dehhak ve İbrahim en-Nehaî'den de Ayın yarıldığı nakledilmiştir. c- Surenin İkinci ayetinde belirtilen; “Kâfirler, bir mucize görünce yüz çevirirler ve bu, devam edegelen bir sihirdir derler.” Müşriklerin bu sözleri, Muhammed'in hak peygamber olduğunu ve Rabbinden getirdik¬lerinin doğru olduğunu gösteren bir delildir. d- "Müstemir" kelimesi, Mücahid ve Katade'ye göre: "Gelip geçen, yok olmaya mahkûm olan" manasına gelmektedir. Bu görüş, müşriklerin tavırlarına daha müsaittir. Buhari de bu gö¬rüşü zikretmiştir. Diğer bir kısım âlimlere göre, "Müstemir” kelimesinin manası, "Şiddetli ve dehşetli" demektir. Bu anlamda zikredilen izah şekli, ayetin beyan etmek istediği maksada daha uygundur. Bu izah tar¬zına göre müşrikler, kendileriyle çelişkiye düşmüşler, gelip geçici olan sihire, "devam edegelen bir sihir" demişlerdir. Böylece farkına varmadan ay'ın yarılmasının sihir olmadığını ifade etmişlerdir 3- Kurtubi ise tefsirinde, “kad inşakkal kamer”Yani, Ay kesinlikle yarıldı der. DEVAM EDECEK..
-------------------------
|