Logo Amblem
ANA SAYFAYARDIMARAGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
07 Eylül 2010, 04:31:02 ÖÖ
Duyurular: Kur'an-ı Kerim (Meal) Bilgi Yarışması'nın Final Sınavı ve Ödül Töreni Yapıldı. Detaylı bilgi için: www.kuranianlamaplatformu.com
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
Tanrının İradeye Etkisi  (Okunma Sayısı 677 defa)
Grup: Ziyaretçi
Tanrının insan iradesine olan etkisini merak ediyorum. İnsan iradesine direk etki etmekte midir yoksa sadece vesilelerle mi etki etmektedir? Düşünüyorum, kafamda olaylar kurguluyorum ve bazı şeylerin olması için illa ki direkt bir etkinin olması gerektiğini görüyorum ancak bu, onun koyduğu kurallara aykırıdır. İnsan iradesinde özgür olmalıdır. Eğer ki tanrının onun iradesini değiştirmesi onun kötü yola sürüklenmesine vesile olacaksa kul sormaz mı beni sen bu yola ittin diye? Bir de iradeye direkt etki edebiliyorsa şu an haksızlığa uğradığımı düşünüyorum, eğer ki direkt etki etseydi benim bu durumda olmamam gerekirdi. Sormak istediğim soru iradeye etki etmeye gücü yeter mi değil ediyor mu etmiyor mu?


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 1


Kur’an-ı Kerim’e bakıldığında Allah Teâlâ’nın, kâfirleri(1) , fâsıkları(2) , zâlimleri(3) , yalancı ve nankörleri(4) , aşırı giden yalancıları(5) ve ayetlerine inanmayanları(6) yola getirmeyeceği görülmektedir. Çünkü onlar dalaleti seçmişlerdir. Bu yüzden Allah da onları dalalette / sapıklıkta bırakır.

Fakat Allah, kendine yöneleni(7) , rızasını gözeteni(Karizmatik ve yolunda gayret göstereni(9) de hidayete erdireceğini bildirmiş ve “kim Allah’a bağlanırsa kesinkes doğru yola iletilmiş olur” (Al-i İmran, 3/101.) demiştir. Çünkü bunlar, hidayeti seçmiş, onu istemekle kalmamış, gerekli gayreti de göstermiş kişilerdir. Bu yüzden Allah onları hidayete erdirmiştir.


1.Bakara, 2/264; Maide, 5/67; Tevbe, 9/37; Nahl, 16/107. [↑]
2.Maide, 5/108; Tevbe, 9/24, 80; Saff, 61/5; Munafıkun, 63/6. [↑]
3.Bakara, 2/258; Al-i İmran, 3/86; Maide, 5/51; En’am, 6/144; Tevbe, 9/19, 109; Kasas, 28/50; Ahkaf, 46/10; Saff, 61/7; Cuma, 62/5. [↑]
4.Zümer, 39/3. [↑]
5.Mü’min, 40/28. [↑]
6.Nahl, 16/104. [↑]
7.R’ad, 13/27; Şura, 42/13. [↑]
8.Maide, 5/16. [↑]
9.Ankebut, 29/69. [↑]

daha fazla bilgi için www.suleymaniye vakfi.org sitesi irade ve meşiet bölümünden faydalanabilirsini,z


-------------------------
« Son Düzenleme: 12 Ocak 2010, 11:51:37 ÖÖ Gönderen: yamahe »
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 46


ILIMLI İSLAM, AÇIKCASI AMERİKANIN BİZLERE BİÇDİĞİ, KENDİLERİNİN HOŞUNA GİDEN BİR ELBİSE. BİZİM TERZİLERİMİZ VAR, BİZ İSTEDİĞİMİZ VE BEĞENDİĞİMİZ ELBİSEMİZİ KENDİ TERZİMİZE DİKTİRİRİZ. KİMSENİN ZEVKİNE GÖRE HAREKET EDECEKTE DEĞİLİZ.


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Sr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 265


DEĞERLİ KARDEŞİM
    İslam ölçü dinidir. Buraya alıntıladığınız ifadeler çok ağır ithamlardır. Bu ifadeler her kime ait olursa olsun. Bir kısım ifadeler, hem yanlış hem yersizdir. Geçmişte ve günümüzde insanların hataları da sevapları da olur. Geçmişi toptancılıkla kabul veya ret asla kabul edilemez. Kur’an ifadesdiyle insanlarda, hem değişim hem gelişim olmalıdır. Allah şöyle buyuruyor.
      “Bu bir kuraldır: Bir toplum kendi özünü değiştirmezse Allah ona verdiği nimeti değiştirmez. Allah işitir, bilir. (Enfal 8/53)
     “İnsanın önünden ve arkasından izleyen melekler vardır, onu Allah'ın emrinden korurlar. Bir milet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onların durumlarını değiştirmez. Allâh da bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onların, O'ndan başka koruyucuları da yoktur”. (Rad 13/ 11)
  Görüldüğü üzere ayetlerde hem değişim hem gelişim vardır.
  Sizin alıntıladığınız şu ifadeler çok ağır ithamlardır.
     “…..Oysa o varakatu’l-fıkıh (eski kitaplarda/sahifelerde yazılı fıkıh) Ömer’i vuranların, Ebuzer’i çöle gömenlerin, Ali’yi hançerleyenlerin, Hüseyin’i susuz bırakanların, Harre’de Medine’yi yağmalayarak …………… Kabe’yi mancınıkla ateşe verenlerin fıkhıdır. ..”   gibi yazılarda, ifadelere daha çok dikkat edilmeli. Çünkü İslam nefret ve kindarlığı değil, yanlışların düzeltilmesiyle doğruyu ortaya koymayı emreder. Aksi durumlar kindarlık ve nefret meydana getirir. Bunlarla hiç kimseye bir yarar sağlanmaz. gidenler amelleriyle başbaşa kalmışlardır. Bizimde söylediğimiz ve yazdığımız her şeyi ilgili melekler yazmakta olduğundan, bu yazdıklarımız da ya lehimizde yada aleyhimizde şahit ve delil olacaklardır.  "………………… daima yoksulu, ezileni, mazlumu, dışlanmışı, yalnızı, garibi, azınlıkta kalanı koruyan ve kollayan yaşayan fıkıh..." vesaire durumları ama;
     Allah kelamı olan Kur’an, herkesin hakkını korumaktadır. Bu nedenle elbette herkesin çalışması ve gayret etmesi gerekir.
     






-------------------------
   
Grup: Yönetici
Sr. Member
*****

Mesaj Sayısı: 265


     1- kur'an'da asla bir çelişki yoktur. Bizim çelişki zannettiğimiz konu ve yerlerde, mutlaka bizim bulamadığımız bir husus  vardır. Onun mutlaka ehlinden sorulması gerekir. ehlinden sorulunca durum araştırılır, ilgili konunun diğer ayetlerle bağlantısı evveli ahiri ortaya konur ve mesele de halledilmiş olur. Dolayısıyla yanlış anlamaya insanlar sebep olmaktadır.
     2- Kur'an'da veli kelimesi; bir çok ayette geçmektedir. Onları da ilgi ve alakalarıyla gene kendi bağlamlarında anlamaya çalışmak gerekir.
   


-------------------------
   
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 07 Eylül 2010, 04:31:02 ÖÖ
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC PHP Kullanıyor