Hadis uydurma sebepleri
Harun Ünal
Hadis uydurma sebepleri
Harun Ünal
Aslında hadis uydurma sebepleri oldukça çeşitlidir. Biz burada, kısaca bir kısmına değinip geçeceğiz.
1- Siyasi çekişmeler nedeniyle hadis uydurulması:
Birçok akımlar kendi siyasi düşüncelerini hakim kılmak maksadıyla Hz. Peygamber'in (s) ağzından hadis diye birçok söz uydurmuşlardır. Örneğin Rafızilerin Hz. Ali (r) ve Ehl-i Beyt'e ilişkin hadis uydurmaları, aynı şekilde sahabe hakkında, özellikle de sahabenin büyüklerinden olan Hz. Ebubekir (r) ve Hz. Ömer (r) gibi -ki, bu ikisi 'Şeyhayn' olarak anılırlar- sahabe hakkında hadis uydurmaları gibi.
Yine Ehl-i Sünnetin de cahil kesiminin, bu akımlara aynı şekilde hadis uydurarak cevap vermesi de bunun bir diğer örneğidir.
Keza Muaviye ve Emevi hanedanına karşı taassup içerisinde olanlar, yani onların tarafını tutanlar da bu defa Muaviye'nin ve Emevilerin faziletine ilişkin hadis uydurmuşlardır. Aynı şekilde Abbasi taraftarları da, bunların faziletine ilişkin hadis uydurmuşlardır.
2- Zındıklar yani İslam'dan hoşnut olmayan kesimler, Müslümanlardan bu yolla intikam almak amacıyla hadis uydurmuşlardır. İslam devletinin ve gücünün karşısında duramayacaklarını ve onları yenemeyeceklerini anlayan düşmanlar bu defa böyle bir yolu denemişler, bu yoldan onların inançlarında ve güzelliklerinde birtakım gedikler açmaya çalışmışlardır. Bu maksadla akaid, ahlak, tıp, helal ve haram konularında hadis uydurmuşlardır.
3- Milliyetçilik, kabilecilik, dil, ülke ve devlet başkanı (İmam) hakkında hadisler uydurulmuştur. Örneğin, ırkçılık taassubu ile hareket edenler şöyle bir hadis uydurmuşlardır;
"Şüphesiz Allah, gazaplandığında vahyi Arapça olarak indirir. Memnun ve hoşnut kaldığında ise vahyi Farsça olarak indirir."
Bu uydurmaya karşı cahil Araplar da şöyle bir uydurma rivayetle cevap vermişlerdir;
"Şüphesiz Allah, öfkelenince vahyi Farsça olarak indirir. Memnun kalınca da Arapça olarak indirir."
Nitekim İmam Ebu Hanife'yi (r) taassup derecesinde aşırı sevenler, onun için şöyle bir hadis uydurmuşlardır;
"Yakın bir gelecekte ümmetimin içinden Ebu Hanife Numan diye anılan biri çıkacak, o, ümmetimin kandili olacaktır."
İmam Şafii'ye (r) karşı kin içerisinde olan bir kesim de şöyle bir hadis uydurmuştur;
Yakın bir gelecekte ümmetimin içinden kendisine Muhammed b. İdris denen biri çıkacak ve bu kimse ümmetim hakkında İblis'ten çok daha zararlı olacaktır."
Bu örneklerde olduğu gibi aynı şekilde ülkelerin, zamanların ve kabilelerin faziletlerine ilişkin bir hayli hadis uydurulmuştur. İslam alimleri, bütün bunları tek tek ele almış, gereken cevapları vermiş, sahih olanı ve sahih olmayanı ortaya koymuşlardır.
4- Fıkıh ve kelam ile alakalı farklı görüşlerin hadis uydurmaları:
İster fıkhi mezhebler olsun, ister kelami mezhebler olsun, bunların mutaassıp olanları aynı şekilde birbirleri aleyhine hadis uydurmuşlardır. İşte iki örnek uydurma:
"Kim namazda ellerini kaldırırsa onun namazı yoktur."
"Kim "Kur'an mahluktur" derse kafir olmuş olur."
5- Kıssa ve Mev'izeler:
Genelde çoğu Allah'tan korkmayan kıssacılar ya da hikayeciler, aralarına girdikleri toplumların kendilerine yönelmelerini sağlamak maksadıyla, özellikle onları ağlatabilmek ve kendilerini dinletebilmek için Allah Rasulü'ne (s) nispetle hadis uydurmuşlardır. Bilgisiz halk kesimi de bu gibilerin etrafında toplanıp onların bu uydurmalarını can kulağıyla dinlemeye başlayınca, bundan yararlanarak çıkar sağlamak adına böyle bir yola başvurmuşlardır.
Nitekim Ahmed b. Hanbel ile Yahya b. Main bir gün Rasafe Mescidinde namaz kılarlar. Tam bu sırada bir kıssacı vaiz ayağa kalkıp söze başlar ve:
"Ahmed b. Hnabel ve Yahya b. Main bize anlattı, ikisi de deiler ki, bize Abdurrezzak Katade'den, o da Enes'ten (r) bize tahdis etti. Yani rivayette bulundu, Enes (r) dedi ki; Allah Rasulü (s) şöyle buyurdu: Kim "La ilahe ilallah" derse, Allah bunun her bir kelimesi için bir kuş yaratır, gagası altından, tüyleri mercandan..." diyerek, yaklaşık yirmi sayfaya yakın uzunca bir uydurma hadis sergiler. Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Main göz göze bakışırlar ve biribirlerine "Sen böyle bir rivayette bulundun mu?" diye sorarlar. Her ikisi de birbirlerine "Allah adına yemin ederim ki, şu ana dek ben böyle bir şey duymadım, bunu ilk kez duymaktayım" derler. Hikayeci vaiz konuşmasını bitirince, Yahya b. Main yanlarına gelmesi için işaret eder, o da bir bahşiş alacağım düşüncesiyle hemen yanlarına gider. Yahya b. Main vaize "Sana bu hadisi kim rivayet etti?" deyince, kıssacı Yahya b. Main'e "Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Main'den rivayette bulundum" der. Bunun üzerine Yahya b. Main "Ben kendisinden rivayette bulunduğun Yahya b. Main, bu da Ahmed b. Hanbel. Allah Rasulü'nün (s) hadisi olarak senin rivayet ettiğin şekilde asla bir şey işitmiş değilim. Eğer ille de böyle bir şey yapacaksan bari bizim dışımızda birilerinin adını kullan" diye uyarır. Ancak oldukça pişkin olan kıssacı şu karşılığı verir: "Ben hep Yahya b. Main'in ahmak biri olduğunu duyardım, şimdi bu durum gerçekleşmiş oldu." Yahya kendisine "Nasıl yani?" deyince hikayeci: "Yahu dünyada sizden başka Yahya b. Main ve Ahmed b. Hanbel yok mu? Oysa ben, sizden başka Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Main isimli on yedi adamdan hadis yazdım" diyerek, yüzü kızarmaksızın cevap verir.
6- Din hakkında bir bilgisi olmadığı halde, din adına iyilik yapacağım düşüncesiyle hadis uydurulması.
7- Kendi heva ve arzularının gerçekleşmesi için iktidar sahiplerine yaklaşmak, onların yanında yer edinmek ve onlara yaranmak amacıyla hadis uydurulması:
Bunun en açık örneği şu olaydır:
Ğayyas b. İbrahim adında biri, Halife Mehdi'nin huzuruna girer. Bu sırada Mehdi güvercinlerle oynamaktadır. Hemen bunu fırsat bilerek aşağıdaki hadisi uydurur;
"Ödül ancak ok, deve ve at yarışlarında vardır; caizdir." (İbn-i Mace, Cihad 44/28; Ebu Davud, Cihad 60/2574; Tirmizi, Cihad 22; Nesei, Hay 114)
Asıl hadiste yer alan ifadeler bunlardır, ancak Ğayyas isimli şahıs, halifeye yaranmak için, onun güvercinlerle oynadığını görünce, buraya bir de "Cenah" kelimesini yani "Kanatlılarda" da ödül vardır" eklemesini yapmıştır. Bunun üzerine Halife Mehdi, bu kişiye on bin dirhem bahşiş verir. Daha sonra adam sırtını dönüp gidince, Mehdi; "Senin şu kafanın Allah Rasulü (s) adına büyük bir yalan ile hadis uydurduğuna şahidim" der ve hemen bütün güvercinlerin kesilmesini emreder.
Bunun dışında daha farklı birçok nedenle hadis uyduranlar olmuştur. Örneğin; belli bir grup veya cemaatten intikam almak, birtakım yiyecek ve içeceklere, koku ve elbiselere değer kazandırmak ve bundan çıkar sağlamak maksadıyla uydurulan hadisler mevcuttur.
Bu nedenle hadis alimleri, sened ve metin sağlamlığına büyük önem vermişler ve bunlar üzerinde titizlikle durmuşlardır. Bunun içindir ki, Müslim'in 'Sahih' adlı eserinin mukaddimesinde rivayet ettiğine göre İbn-i Siyrin şöyle demiştir:
"Onlar isnad hakkında soru sormazlardı. Ancak ne zaman ki fitne ortaya çıktı, bundan böyle; "Bize ricalinizin adlarını, ravileri söyleyin" derlerdi ve böylece Ehl-i Sünnete bakılır ve onlar kanalıyla gelen hadisler alınırdı." Bid'at ehline bakılır ve onların hadisleri alınmazdı."
Özellikle bu durum, sahabe neslinin ve tabiinin büyüklerinin hayattan çekilmelerinden sonra daha da araştırılır olmuştur. Çünkü bu dönemden sonra böyle bir araştırma ve soruşturma muhaddisler için zaruret halini almıştır. Örneğin; Muhammed b. Siyrin gibi hadis tenkitçileri ve imamları şunu söylemişlerdir:
"Doğrusu isnad, dinin bir temelidir. Eğer isnad olmasaydı herkes dilediği gibi bir şeyler söyler dururdu."
Yine İbn-i Siyrin bir başka ifadesinde şunları dile getiriyor:
Aslında bu ilim, dinin ta kendisidir. Dolayısıyla dininizi kimden öğrendiğinize dikkat edin."
Yine bir başka ifadesinde,
"Bizimle diğerleri arasındaki fark, bizim isnadı araştırmamızdır" demektedir.
Bu konularda daha fazla bilgi edinmek isteyen okurlar, hadis usulüne ilişkin yazılmış olan kitaplara bakabilirler.
Konuyu kapatırken, sözlerimi İbnü'l-Cevzi'nin (r) şu duasıyla bitirmek isterim. O şöyle dua ediyor:
"Rabb'im! Senden haber veren, seni tanıtan bir dile azap etme! Senin varlığının delili olan ilimlere bakan ve okuyan gözlere de azap etme! Senin hizmetinde, dinin uğrunda koşturan bir ayağa da azap etme! Senin Rasulü'nün (s) hadislerini yazan bir eli de azaplandırma!
Rabb'im! İzzetin ve varlığın hakkı için beni cehennem ateşine sokma! Çünkü işin ehli kimseler, benim senin dinini gerçekten savunduğumu bilirler.
Allah'ım! Duamı kabul eyle!"
Salat ve selam efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, onun Ehl-i Beyt'ine ve ashabına olsun...
Selam ve dua ile...
www.tevhidedogru.com 'dan alıntıdır
harun ünal hocanın uydurma hadisler kitabını incelemek okumak okutmak gerekir ademgerede@