Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
02 Eylül 2014, 03:57:55 ÖS
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
Doğruya giden doğru yolu bulmak için  (Okunma Sayısı 6970 defa)
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 46



Bizim sıkıntımız bilmemek değil bilmek istememek. Araştırma yapmadan doğduğumuz toplum içinde neyi bulduysak, kulağımıza ve nefsimize neyi hoş görmüşsek onu devam ettirmek. Belki de doğruları bulmaktan korkuyoruz. Eğer doğru bilgi edinirsek onu yapmak zorunda olacağız ama ya çevre, içinde bulunduğumuz toplum? Bize ne derler, hakkımızda ne düşünürler? Birde dışlarlarsa?
Bu korkularımızın ne kadar yersiz olduğunu ve din diye sunulan ne varsa onu kabullenip amel etmeye çalışmamızın, doğruyu kabullenmememizin yüce Allah tarafından nasıl bilindiği Maide suresinin 104. ayetinde açıkça ortaya konulmaktadır.

(Onlara, “Allah’ın indirdiğine ve Peygamber’ e gelin” denildiğinde onlar, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?)

Bu günlerde öyle bir ortam içerisinde yaşıyoruz ve korkularımızı körükleyen oluşumlar ve yargılar kol geziyor toplum ve dünya üzerinde. Namaz kılana, örtünene ve hatta içki içmeyene  gerici, yobaz ve rejim düşmanı diye bakılıyor. Bunun karşılığı olarak yine bu toplumun bir kesiminde  içki içene, başını örtmeyene ve namaz kılmayana kafir, dinsiz ve münafık gibi yakıştırmalar yapılıyor.

Büyük bir kesim ise dinimizde olmayan ama hurafeler, bilinçli saptırmalar ve kulaktan dolma yanlışlıklar içinde yüzüyor. Yüzüyorum.
Kandil kutlamaları, 4444 terficiye çekmeleri, tesbihin kendisine adanan kutsamayı, yatır ve evliyalardan medet ummaları, ziyadeleştirilen ibadetleri tenkit etmek bir yana yanlışlıklarını dile getirmemin  bile en yakınım; annem den azar ilişmeler ile kesildiği bir toplum içinde yaşıyorum.
Cuma namazını 16 rekat kılmıyorsan sana manalı gözlerle bakan camii imamlarını ve cemaatini, babasının zoruyla, vıcık vıcık şirke bulaşmış kızı, yine baba zoru ile abdestsiz namaz kılan çocuğu, sabah karşılaştığın kişiye “günaydın” desen bir türlü “selamın aleyküm” desen bir türlü olacağını, Kendilerine şefaat edebilme yetkisi tevci etmiş şeyh ve şıhların yanlışlığını anlatmaya yanaşamıyorum bile.
Elli yıldır Kur’an-ı kerim okuyup bir kere türkçesinden, gerçekte ne demek istediğini anlamaya çalışmayan bizler bu durumda olmayı hak etmiş oluyoruz böylelikle.

Sonuç olarak benim bildiğim ve dini yaşamaktaki düsturum olan “Dini Allah’a has kılma” yı yaşamaya çalışarak, değişimi kendimi geliştirerek başlatmayı, ulaşıp dinletebildiğim kişilere de gerçeği araştırmalarını tavsiye ederek başlatmak istemekteyim.

Sonuçta düğümlenen bir konu karşıma çıkıyor bu durumda. Doğruyu bulmak.

İslam dini konusunda kendini otorite sayan her kişinin fikirleri arasındaki farklılıklar benim gibi olanların en büyük sıkıntısı. Kur’an da olan konuları çözmek kolay ama bu konunun başlığı olan Mezhepler ve alimlerin içtahatlarından hangisine uyulacağı, günümüzün şartlarında neler yapılması gerektiği vb. konular en zorlandıklarımız.

İlmi ve felsefi konular bir yana Allah’a en temel  ibadetlerimizi nasıl yapmamız gerektiğini Doğru biçimde öğrenmek istiyorum.

Öğrenmeme Yardımcı Olurmusunuz?


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 1


s.a
ALLAH müslümanlara yardımcı olsun.
dinimi ögrenip yasamak istiyorum. dinimi yasamak için azim, kararlılık ve dogruda sebat etmekle mümkün oldugunu az cok ögrendim. ama bazen kilitlenip kalıyorum. o kadar cok dogru diye anlatılan yazılan cizilen var ki...asıl mesele dogruyu ögrenmek, kabul etmek. burada da bitmiyor...dogru muslumanlıgı yasamaya calısırken muslumanım diyen bir cok kişinin dogru bildigi yanlısların da ustune basmak gerekiyor. işte burada yanlızlık baslıyor. onun da caresini buldum yanlız degilim ALLAH bana esimden, cocuklarımdan, annemden, babamdan, kardeslerimden, akrabalarımdan ve arkadaslarımdan daha yakın. kuran tek dostum. kimileri onun bazı ayetlerini görmezden gelselerde elbet bir gün görmek zorunda kalacaklar.............................


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 26


cinnet geçiren bir insanı düşünün..onu cinnete sürükleyen nedenleri ve çektiği ızdırapları düşünün..cinnetden kurtulmak için ne yapar ? ne yapabilir ? büyük ihtimal ya kendisine ya da çevresine zarar verir..

şu zamanda da, gerçek mümininin durumu; normallikle cinnet geçirme arasındadır..bu tür ızdırapları yaşamaktadır..

fakat ne büyük ters ilişki vardır müminle inancı zayıf olan insan arasında..

mümin cinnet halinin sonunda daha vakar daha güçlü daha sabırlı daha azimli ve daha neşeli döner kendine..

tıpkı Peygamberinin (sav) ve Ashab-ı kiramın (ra) nice cinnetlerden parlak bir çoşkuya ulaştıkları gibi..

Ehad olan Allah'a samed olan Allah'a sübhan Allah'a imanlarından dolayı..dünyada ne için bulunduklarının farkında oldukları için..ölümün niçin olduğunu bildikleri için..fani hayatın gerçek değerini bilerek yaşamaya çalıştıkları için..hüzün ve neşeyi barıştırdıkları için..nimetin büyüklüğünden, nimetin asıl sahibi Rab'lerine müteşekkir olabilmek için..ona sadık dost olabilmek için..

"Andolsun Asra ki, insan mutlaka bir ziyandadır. Ancak iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiyeleşenler başka." (Asr Suresi)


-------------------------
« Son Düzenleme: 15 Mayıs 2007, 09:35:47 ÖS Gönderen: haldun »
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 46


Verdiğiniz örnekten yola çıkacak olursak ben yıllar süren bir cinnet ten çıkmaktayım.
Daha düne kadar, günahların en büyükleri içinde yaşamaktaydım. İnkar sayılabilecek düşüncelerden alkole, zinadan savurganlığa kadar birçok büyüklü küçüklü günah. (Allah affetsin beni) Bütün bunları bir uyku ve uyuşukluk halinde yapmıyor olmam ise günahlarımı işlediğim dönem için cezamı katlayıcı oldu.
Düşünün bir çocuğu; masanın üzerindeki bardağı yere düşürmek için masanın kenarına doğru itiyor. Babası yapma, kızarım diye uyarıyor. Ama çocuk yapmaması gerektiğini, bardağın kırılması durumunda babasının kızacağını bilerek, babasının gözlerine baka baka bardağı yere atıyor. Benim durumum da bunun gibiydi. İslamiyet’ ten bihaber değildim. Gerek içten gelen zamanlarda, gerekse aileden ve çevreden edinilen bilgilerle. Yaptıklarımın günah ve yanlış olduğunu bildiğim halde yapmaya devam ediyordum. Bu durum günahlarımı kat kat arttırıyordu. Ama Allah’a olan inancımı kaybetmemiştim.
Aynı zamanda bu bilgisiz olmama durumu (sizin örneğinize istinaden) cinnet halinden çıkmamda yardımcı olduğu için beni kurtaran bir kurtarıcı oldu. “Allah ile kulu yaklaştırıcı biri olmadan gerçek imana ve kurtuluşa ulaşılamaz” diyen birine kızıp, ona verilecek en güzel cevabın Kur’an-ı Kerim de olacağını düşünerek Türkçe Mealini okumaya başladım. Ve yarısına geldiğimde Geçmiş günahlarıma tövbe ederek namaza başladım. Şimdi her namazdan sonra Allah’a beni affetmesi ve doğru yola iletmesi için dua ediyorum. Allah’ım bana lütfetti ve bir bilgisayar programını kullanarak Kur’an-ı Kerim’i kendi dilinde okumayı bana nasip etti. Şimdi ikinci hatmim bitmek üzere.
Bütün bunları şunun için anlattım. Ben ve benim durumumda olan, dinini yaşamak için doğruyu öğrenmeye çalışan insanlar cinnet durumunu aşmak üzere olanlardır. Girecekleri dost doğru yolun en doğrusunu öğrenmeye çalışanlardır. Kulaktan dolma değil, birinin iteklemesiyle değil, Allah tağalanın inayeti ve lütfuyla dinini yaşamak için yönlendirilmiş olanlarız. Allah’ın bu lütfuna nekadar şükretsek azdır.
İşte bu durum içerisinde çabalıyoruz doğruyu bulmaya, işte bu durum içerisinde çırpınıyoruz, bize bu durumda yardımcı olunmasını istiyoruz.
 Cinnet durumunu aşmışızdır inşaallah.


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 23

"EMİR VE İDARE YANLIZCA ALLAHA AİTTİR"


SELAMÜNALEYKÜM

Evet arkadaşlar eğer allahın indirdikleri ile hayatımıza yön vermiyorsak çekilen sıkıntılar yaşanan dertler hep aynı olmuştur ve dahada fazlası olmuştur.

ta ki; Allahın indirdiklerini anlayabileceğimiz dilden okuduk ve anlayabileceğimiz dilden anlatan güzel insanlarla beraber olduk başta insan olduğumuzu anladık, özgürlüğümüze kavuştuk, bıktığımız hayattan zevk almaya başladık, isyan ettiğimiz Allaha kul olmanın avantajlarını yaşadık ve allahın izni ile birlik beraberlik olmayı öğrendik.

bundan sonrada birliğimizi beraberkliğimizi kur'anı kerimin etrafında, o'nu anlatan O'nu yaşayan o'nu hidayet rehberi edinen insanlarla yani müslümanlarla beraber olmayı sürdürmek birinci hdefimiz olmalı ALLAHA  kul olmanın avantajlarını yaşamak için yapılması gereken yanlızca Kur'anı yaşamaktan geçer.

bizlere bu konuda yardımcı olan Süleymaniye Vakfı kurucuları ve çalışanlarından ALLAH razı olsun.


-------------------------

-------------------------
"Kum fırtınası önünde duranlar kuma gömülmeye mahkumur"
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 46


Etrafımızda bilgi alabileceğimiz o kadar çok insan var ki. Kime hangi soruyu sorsak mutlaka bir yorum getiriyor. Ya kulaktan dolma bilgilerle yada gerçekten bilerek. Ama nedense bilmiyorum diyene rastlamak çok zor. Neden “bilmiyorum” demek bu kadar zor geliyor insanlara?
Bir kimsenin dinimiz konusunda her şeyi bilmesi mümkün mü acaba? Böyle olduğunda sorarak bilgi edinmek yerine okuyarak ve araştırma yaparak bilgi edinmeye yönlenmemizin önemi ortaya çıkmaktadır. Elbette sorarak da bilgi edinebiliriz, ama sorduğumuz kişilerin ilminden emin olmalıyız. Bütün bunlara rağmen yinede dogmatik yaklaşımla değil, teyit edici ve doğrulayıcı anlamda araştırarak cevapları kabullenmeliyiz. Bir Cuma namazı vaazında imam Peygamberimizin Vahyin başlangıcından öncede okuma yazma bildiğini söyledi. Kulaklarıma inanamadım. O kadar insan bunu bu şekilde öğrenmiş oldu. Acaba müdahale etmeli miydim diye içim içimi yedi.

Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
Ankebut/48

Bu açık ayet varken bir camii imamının bunu söylüyor olması insani düşüncelere boğuyor. Süleymaniye Vakfı bu konuda düzerine düşeni yapıyor. Hem de yalın, anlaşılır, hurafelerden uzak, karşı delilleri cevaplayarak ve anlaşılır bir üslup ile Peki buraya ulaşamayanlar. Bu ve bu gibi yerlerin haricinde, din diye batılın ve ziyadeleştirilmiş ibadetlerin yapıldığı yerlere devam edenler, şeyh ve cemaat liderlerinden şefaat umanlar ne olacak?


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 23

"EMİR VE İDARE YANLIZCA ALLAHA AİTTİR"


                                                                                       selamünaleyküm
bundan iki ay önce süleymaniye vakfının gayret ve cabası ile 5 yıl boyunca manastırlarda kalan prof.dr.mehmet çelik bey efendinin b u 5 yıl içerisinde manastırlarda ki din hayatını  anlatan konuşmasını dinledim. anlatımının tamamı hayati konuydu ama öyle bir nokta vardı ki; papaz eğitimini tamalayabilmek için adaya verilen 10 ciltlik kitabın aynısını yazması isteniyor ve aday yıllarca 10 ciltlik kitabı yazarken kafasına uymayan kendi düşüncelerine ters gelen yerleri kendi düşünce ve fikirlerine göre yazıyor tabi bunun gibi onlarca kitap yazdırılıyor onlara, adayların yazdıkları kitaplar din kitabı olarak raflarda yerlerini alıyormuş. Bu gün ki hocaların, müslümanların hatta alimim diye ortalarda gezenlerin o papazlardan hiç farkları yok çünkü allahın kitabını baz almak yerine risaleye, mektubatlara, şeyhlerin yazdıkları kitapalra sarıldıkları için söyledim bu hakareti onlara allahın ayetlerini görmemezlikten gelenler için yüce mevla kafir demiştir allah sonumuzu hayır  etsin.


-------------------------

-------------------------
"Kum fırtınası önünde duranlar kuma gömülmeye mahkumur"
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 8


Mİ'RAC KANDİLİ:
Recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Sünnet ve Bid'atler kitabının yazarı (rh) recep ayındaki bid'atler bölümünde şunları söyler:
"Mi'rac kıssasını okuyup recep ayının yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ye ibadette bulunmaları bid'attır. Recep, Şa'ban ve Ramazan aylarında okunan -gayrı sabît-dualar bid'at ve uydurmadır, şayet bunlarda bir hayır olmuş olsaydı bizden öncekiler bunda bizleri geçerlerdi.İsra, Mi'rac ve mezkur ayın ihyasına dair hiç bir delil kaim olmamıştır".[11]
Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye'de Recep ayının yirmi yedinci gecesi ile ilgili olan namaz hakkında şöyle der:
"Muteber alimlerin belirttiği gibi; İslam alimlerin ittifakıyla bu, (namaz) meşru değildir. Bu ancak cahil ve bid'atçı kimseden sudur eder,"[12]
Bu gecede de mevlit okumak adet halini almıştır. Böylelikle bir bid'ata diğer bir bid'at eklenmiş olunmaktadır
 
[11] Şukayri, Es-Sunenu ve 'l-Mubtedi'at s.143
 [12] Şukayri, Es-Sunenu ve 'l-Mubtede'at s.143


-------------------------
   
Grup: Ziyaretçi
Değerli kardeşlerim,

Bid'at konusunda bir kaç söz söylemek istiyorum. Hepimizce bilindiği gibi Peygamber efendimizden sonra yapılan uygulamalara bid'at denilmiş ve bid'atı seyyie ve bid'atı hasene gibi iyileri kötüleri diye gruplandırılmıştır.

Geçmiş zamanın ilim adamlarının kitaplarını okudukça ve onların yaşadığı zamanı, çevresinde gelişen olayları, etrafındaki insanların eğitim, bilgi ve kütür seviyelerini düşünerek değerlendirmek lazım diyorum. Hatta bir konu üzerinde sıfırdan düşünce üretmek başka bir şeydir. Aynı konu hakkında bir çok görüş okuyup düşünce üretmek başka bir şeydir.

Zamanın ilim adamları günümüzde yaşasalardı ve günümüz teknolojisi ile iletişim araçlarını kullansalardı. Şu anda geçmiş zamanda yazmış oldukları yazılar, vardıkları kanaatler, aldıkları kararlar oldukça farklı olurdu.

Öyleyse, zamanın ilim adamlarının dönemleri içinde çok üstün bir gayretle çalıştıkları inkar edilemez bir gerçektir.

Bu gün bidat dediğimiz her şey iyi niyetle kullanılırsa ortaya iyi neticeler çıkar, kötü niyete alet edilirse ortaya kötü neticeler çıkar.

En basitinden kutsal geceler denilen,  isra ve miraç kandili gibi kandiller toplumun bir ihtiyacından doğmaktadır. Yani toplum arada bir toplanıp kutsal geceler olsun istiyor. Bundan da zevk aldıkları kesin.

İyi ya o zaman böyle geceler, kandiller veya adı ne konursa tertip edilsin elbette. Ama şirke bulaşmadan.

Miraç kandili kutlanacaksa insanlar kuran ile bilgilendirilsin. Tecvidi ile kuran okuyan insanlar dinlenip onunla kalmasın. Herkesin dilinde bilgilendirilsin. Hatta alt yazı ile TRT İNT kanalından bütün dünya dinlesin. Ama şiir ve naatlar tamamen içi boş şeyler.

Peki buna kim dur diyecek.

Tabiki özerk bir diyanet işleri. Maaşını devletten almayan. Tamamen  özerk. Ve yönetiminden memnun değilsen başına geçecek insanı sen seçersin, ben seçerim. Bir ilim adamları heyeti oluşturulur. Birilerinin getirip oturttuğu insanlar tarafından bu koskoca camia idare edilemez diye düşünüyorum.

Mevcut gidişattan şikayetci miyim. Hayır, sadece iyileştirilmeli ve çalışan görevlilerin daha samimi insanlardan oluşması gerektiğini düşünüyorum. 


-------------------------
   
Yeni Üye
*

Mesaj Sayısı: 6

Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor. Sonra


allah razı olsun çok teşekkürler


-------------------------

-------------------------
Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor. Sonra maraz oluyor; nizâ ondan çıkıyor.lemaat
   
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 02 Eylül 2014, 03:57:55 ÖS
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor